VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Ocak 2018 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Beni yazmaya yönlendiren yalnızlık oldu
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Beni yazmaya yönlendiren yalnızlık oldu

“Salih’in Bir Anda Biten Hikayesi” herkes gibi olmak istemeyen, tek tipleştirilmekten korkan, dayatmaları kabullenmeyen Salih’i merkezine alıp günümüz toplumunu sorgulayan bir roman.

İPEK CEYLAN ÜNALAN




"Salih’in Bir Anda Biten Hikayesi” Hüseyin Sezer’in ikinci romanı. “Özgür Kelebek” ile edebiyat dünyasına adım atan Hüseyin Sezer, derdi olan yazarlardan. Tek tipleştirmeye, ötekileştirmeye, dayatmalara ve normlara karşı nasıl durabileceğimizi ve hayatla nasıl baş edebileceğimizi sorgulayan, bunun üzerine kafa yoran bir yazar aynı zamanda. Sezer, bu kez okuru gazeteci Salih’le tanıştırıyor, onun hayata bakışı üzerinden aslında “bizleri” anlatıyor. “Bazı şeylerin olmayacağını kabullenmek ve yalnızlık beni yazmaya yönlendirdi” diyen Sezer’le kitabını konuştuk.



“Salih’in Bir Anda Biten Hikayesi” hayat, toplum ve ikili ilişkiler üzerine sorgulamalarda bulunan bir roman. Eşi tarafından bir mesajla terk edilen bir gazetecinin kendiyle ve hayatla hesaplaşması aynı zamanda. Salih karakterini zihninize düşüren ne oldu?
Küçük bir kırıntıyla ortaya çıktı Salih. Şöyle anlatayım: Üniversitede okurken TRT Çukurova Radyosu’nda staj yapıyordum. O sıralar Mersin İdman Yurdu-Beşiktaş maçı vardı. TRT maçı anlatmak için yeni yapılan stada gidip telefon hattı testi yapacaktı. Stajyer olduğum için ben de gittim. Biz giderken bir firma arabası yolda zikzak yaparak trafiği tehlikeye soktu. Sonra Şener Abi şöyle dedi, “Biz kurumun kâğıdını bile kullanırken kırk kere düşünürüz ki boşa gitmesin, çünkü o kâğıtta yetmiş milyonun hakkı var.” O an ben “Herkes mesleğine göre arabaya binse ama devlet bunu denetlese ne olur?” dedim. Sonra o düşünce aklıma takıldı ve kuruma gelince defterimi çıkarıp kitabın ilk bölümünün ilk kısmını yazdım. Salih ortaya çıktı; hayat, toplum ve yasalar üzerine düşünen bir gazeteci olarak.

Roman, alışılmışın dışında bir kurguyla ilerliyor. Hem geleceği öngördüren hem de bir sonraki adımda okuru şaşırtan bir kurgu bu. Özellikle mi böyle bir kurguyu tercih ettiniz?
Evet, özellikle böyle bir kurgu. Yazmak zor bir eylem, birçok şeyi düşünmek gerekiyor. Ben anlattığım bu öyküde nasıl bir dil kullanacağım, karakterler nasıl olacak, öykü nasıl ilerleyecek, gibi birçok soru. Amacım Salih’in Hikayesi’ni okura kendisinin anlatmasıydı. Ona ne olduğunu ve ne olacağını okura kendisi anlatsın istedim ama bunu direkt yaparsa öykü anılaşmaya başlardı ve ben böyle bir şey istemiyordum. Salih yaşadıklarını sıradan bir anı anlatır gibi anlatamamalıydı. O yüzden böyle bir kurgu oluşturdum.

Karakterlere baktığımızda özellikle Salih’in dayatılanlara ve empoze edilmek istenenlere karşı çıkan bir yanının olduğunu görüyoruz. Her şeyin farkında olan ancak bu farkındalığı kendi içinde çözümleyen bir karakter. Aynı zamanda çok katmanlı, her yönüyle çevremizden biri gibi kanlı canlı. Karakter yaratma süreciniz nasıl ilerliyor?
Salih kendi kafasıyla düşünen, herkes gibi olmak istemeyen ve bundan, tek tipleştirilmekten, korkan, dayatmaları kabullenmeyen, okuyan, yazan biri. Bıçağın kullanım amacına göre yararlı ya da tehlikeli olabileceğini bilen bir karakter. Bir gazeteci ve uyumsuz bir gazeteci. Ortaya çıkacak olan ütopya ve distopya arasında ayrım yapabiliyor. Çevresinde, işinde ve aile hayatında olan her şeyin farkında ama tüm bunları kendi kafasıyla düşünüp çözümlüyor. Her şeyi içinde yaşıyor. Bu yönüyle herkesin kendinden bir şeyler bulacağı bir karakter. Karakterleri yazım sürecinde şekillendiriyorum. Aklıma bir konu geliyor ve o an karaktere rastgele bir ad koyup yazmaya başlıyorum. Ama yarattığım karakter böyle biri olsun diyerek başlamıyorum. Yazdıkça öykü gelişiyor, değişiyor ve karakter de ona göre şekilleniyor. Ve tabi Salih’i yaratmakta zorlandığım bölümler oldu fakat, asıl Mina karakterini yaratmak beni zorladı. Erkek olarak kendimi Salih’in yerine koyup yazabiliyorum ama kendimi Mina’nın yerine koymak benim çok zor. Bu yüzden kılı kırk yardım. Bu anlamda beni yoran Mina’yı anlatmak, Salih’in Mina ile olan duygusal bağını ortaya koymak oldu.



Paylaş

Öyleyse ‘Yaşasın edebiyat!’ Geçen ay Grand Pera Emek Sineması’nda çok önemli bir edebiyat davetine katıldım. Davet önemliydi çünkü,Türk edebiyatının “yaşayan” 50 şairinin/yazarının, kendini, edebiyatını ve hayata bakışını anlattığı “Yüz Yüze Konuşmalar, Yaşayan Edebiyat” projesi tanıtıldı.

Devam