VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
23 Haziran 2010 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Beyoğlu
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Beyoğlu

İstanbul""da dört buçuk yıl kaldı, Büyükada""da balık tuttu, Beyoğlu""nda sinemaya gitti... Yetmedi; Meksika""ya gitti öldürüldü.

Belma Akçura

Gazeteci Abdi İpekçi ve Ömer Sami Coşar"ın birlikte kaleme aldıkları 27 Mayıs ve Milli Birlik Komitesi"ni konu alan "İhtilalin İçyüzü" adlı kitabı okurken, yine aynı yayınevinin iyi bir kaynak oluşturacağını düşündüğüm "Troçki İstanbul"da" adlı kitabıyla tanıştım... Ömer Sami Coşar bu kitabında da Troçki"nin Türkiye"deki 4.5 yıl süren sürgün yaşamına "tanıklık" ediyor.

Leon Troçki 1917 Ekim Devrimi"nin önderlerinden. Kızıl Ordu"nun kurucusu. Lenin"in ölümünden sonra parti yönetimini ele geiren Stalin, Troçki"yi önce partiden tasfiye edip 1927"de Almaata"ya ardından ülke sınırlarından tamamen çıkartma kararı alarak Türkiye"ye sürgüne gönderdi. Troçki böylece 12 Şubat 1929"da geldiği İstanbul"dan 17 Temmuz 1933"de ayrıldı. İşte Coşar"ın bu 4.5 yıllık serüvenini konu alan kitabı, Troçki"yi bilenler için bile şaşırtıcı bilgilerle dolu... Coşar kitabında bilgilere nasıl ulaştığını ya da haber kaynağını anlatmaktan imtina etse de Troçki"nin İstanbul"da bulunduğu dönemi anlatırken dikkat çekecek kadar çok ve bir o kadar da önemli bilgilere ulaştığı kesin. Öyle ki Troçki"nin İstanbul"da geçen günlerini neredeyse "peşine takılmış bir istihbaratçı" titizliğiyle gün, saat, yer, isim bildirerek kaleme almış. Devletin Troçki ile ilgili yazışmaları, Troçki"nin nereye nasıl gittiği, yanında kimlerin olduğu, görüştüğü yabancı basını, balık tutmasını, gittiği filmi, kaldığı mekânları...

Kitapta sadece Troçki"nin Türkiye"de geçirdiği 4.5 yıl yok. Stalin"in kendi diktatöryasını sağlamlaştırmak için 1937"de Komünist Partisi Merkez Komitesi"nin 133 üyesinden 70"ini öldürtmesinden, Troçki"nin Meksika"da 1940"da öldürülmesiyle ilgili çok daha önemli bilgiler var. Bugün dahi kimliği tam olarak tespit edilemeyen ancak Frank Jacson kimliğiyle Stalin döneminde Troçki"yi öldürmekle görevlendirilmiş bir "Rus ajanı" tarafından nasıl öldürüldüğünden, Jacson"un kullandığı değişik kimliklere, yakalanmasına aldığı yirmi yıl hapis cezasından sonra 1960"da ortadan nasıl kaybolduğu da... Kısacası Ömer Sami"nin Troçki monografisi neredeyse bir polisiye roman tadında...

ATATÜRK STALİN"İN ÖNERİSİNİ KABUL ETTİ
Kızıl Ordu"nun kurucusu Troçki"nin Almaata"dan İstanbul"a sürgün edilmesiyle ilgili olarak Mustafa Kemal Atatürk"ün bizzat davet ettiği iddia edilir. Ancak Ömer Sami Coşar"ın kitabında bu doğrulanmıyor. Üstelik birtakım resmi yazışmaları da ortaya koyarak... Troçki"nin İstanbul"daki sürgün yılları İlyich isimli bir gemide başlıyor. İkinci eşi Natalia Sedova ve bu evlilikten olan çocukları Lev Sedov ve yanında çalışan katipleri ile birlikte yola çıkıyor. Mustafa Kemal"e İstanbul"a gönüllü olarak gelmediğini, sürgüne yollandığını, başka ülkeye gidebilmesi söz konusu olduğunda ülkeyi terk etme isteğinde olduğunu bir telgrafla bildiriyor. Atatürk ise ülkede istedikleri kadar kalabileceklerini, istedikleri an terk edebileceklerini ve bu süre içerisinde güvenliğin sağlanacağını belirtiyor.

ATA"NIN "TROÇKİ" İÇİN STALİN"E DÖRT ŞARTI
Stalin"in Troçki"yi Türkiye"ye sürmek düşüncesini bildirmesi üzerine Mustafa Kemal, Sovyetlerle yürüttüğü politika gereği bu önerisini reddetmiyor ama olası gelişmelerin neler olabileceğini dikkate alarak belirli koşullar ileri sürüyor. Türkiye"nin ileri sürdüğü koşulları ise dönemin Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras Ömer Sami Coşar"a anlatıyor: "Birincisi Troçki Türkiye sınırları içerisinde tam bir siyasi mülteci muamelesi görecektir. Bunun dışında Sovyet hükümetinin herhangi bir özel muamele isteği mevzubahis olamaz. İkincisi Troçki Türkiye"de bulunduğu süre içinde, başka bir memleketten vize temin ettiği takdirde, derhal o memlekete gitmekte serbest
olacaktır. Üçüncüsü Troçki Türkiye sınırları içinde faaliyet gösteremeyecek, neşriyat yapamayacaktır. Fakat Türkiye"de istediğini yazabilir, bu yazılarını Türkiye dışına yollayabilir ve oralarda isterse bunları bastırabilir. Onun bu hürriyetini Türkiye Cumhuriyeti katiyen engellemez. Dördüncüsü Troçki"yi Türkiye"de öldürmek için Sovyet idarecileri tarafından herhangi bir teşebbüs yapılmayacağına dair kati teminat verilecektir. Ayrıca Türkiye zabıtasının da gerekli emniyet tedbirlerini alacağı ve toprakları üzerinde yaşayan bir siyasi mülteciye böyle bir müdahaleyi şiddetle boğacağı da peşinen bilinmelidir.

4 YILDA 7 DEĞİŞİK MEKÂN
Troçki"nin İstanbul"a geldiğinde biri konsolosluk, ikisi otel olmak üzere 7 ayrı mekânda kalır. Önce ilk bir ay Rus Konsolosluğu"na sığınır. Ancak konsolosluğun üzerinde kurduğu baskı Troçki ailesinin Beyoğlu"nda bulunan Tokatliyan Oteli"ne bir gece servis kapısından gizlice giriş yaparak yerleşmesine sebep olur. Otelin 67, 68 ve 70 numaralı odalarına ailesi ve yardımcılarıyla yerleşir. Güvenlikleri açısından burada da uzun süre kalamayacağını düşünen Troçki bir eve yerleşmek için girişimler başlatılır. Dönemin emniyet müdürünün de tavsiyesi üzerine Şişli Bomonti"de İzzet Paşa Sokak"ta bir köşke taşınırlar. Ancak hem güvenlik hem de semt sakinlerinin rahatsızlığı üzerine durumu yakından izleyen İstanbul Vali Vekili Muhittin Bey duruma el koyar ve çevresi açık, korunması kolay bir köşk aranmaya başlanır. İstanbul çoğu insana kendi tarihini bile unutturmuş; Troçki ve ailesinin İstanbul"da geçirdiği dört buçuk yıl içerisinde kaldığı mekânları bulmak imkânsız gibi... Troçki"nin ikamet ettiği evlerden biri benim oturduğum evin hemen karşısındaki Bomanti İzzet Paşa Sokak"ta... Merak edip gidiyorum ama Köşk tarihe karışmış...

BÜYÜKADA"DA ÇIKAN YANGIN KUNDAKLAMA MI?
Yine İzzet Paşa"ya ait olan uygun bir ev Büyükada"da Nizam Caddesi"nde bulunur. Büyükada"ya geçişi 29 Nisan tarihinde gerçekleşir. Troçki ailesinin İzzet Paşa Köşkü"ndeki ikametgâhı 2.5 yıl yani 1931 yılına dek sürer. Açık unutulan şofbenin neden olduğu yangın evi harabeye çevirir. (Bazı kaynaklara göre de Troçki"nin kendisini ziyarete gelen Aleksandra Sokolovskaya ile evliliğinden olan, verem hastası kızı Zina"nın küçük kızı yalıda kibritlerle oynaması sonucu yangın çıkarmıştır) Bu yangında Troçki bazı belgelerin, devrim günlerine ait fotoğraflarının ve evde bulundurduğu nakit paranın yandığını belirtir. Ve bu yangının bir tertip olduğunu iddia eder. İstanbul"un yeni emniyet müdürü Ali Rıza Bey, Troçki ailesini geçici olarak Savoy Oteli"ne yerleştirir. Ancak Troçki tekrar eve çıkmak isteyince gazetelere ilan verilir. Bu kez Moda"da Şifa sokakta Dr. Mahmut Ata"ya ait olan ev zorunlu olarak tutulur. Bir gece iki kişinin yandaki duvarı atlayarak bahçeye girmesi ve alarm zillerinin çalması üzerine Troçki İstanbul Valiliği"nin ve emniyetinin yardımıyla yeniden Ocak 1932"de Büyükada"ya döner. Bu kez de Hamlacı Sokak"ta Demades tarafından 1885 yılında inşa edilen Yanaros Köşkü kiralanır.

TROÇKİ: LENİN SAĞ OLSAYDI BENİMLE BALIK TUTARDI
Ömer Sami Coşar"ın anlatımına göre Troçki"nin İstanbul"daki günleri yazı yazmakla, yabancı misafirlerini ağırlamakla geçer. Türkiye"de Tokatlıyan Oteli"nde kalırken Stalin"e, düzenlediği bir basın toplantısıyla savaş açar. Yazıları Avrupa basının da geniş yer bulur. Türk basınının karşısına fotoğraf çekilmemesi kaydıyla çıktığı gün kendisine "ekselans" diye hitap eden gazeteciyi "yoldaş" denmesini isteyerek azarlar. Bu arada sık sık balık tutar. Kendi yazdığı "Sürgün Günlüğü" adlı kitabında Büyükada"yı anlatırken, birlikte balığa çıktığı Haralambos adında genç bir Rum balıkçıyı Coşar"ın kitabında da görürüz.

Troçki"nin balık tutma sevdası Sovyetler"de de fıkraya dönüşür. Troçki balık tutarken bir ara dalar sorarlar "Ne oldu?" diye... "Düşünüyorum da Lenin sağ olsaydı o da benimle beraber burada balık tutardı..." Bu fıkrayı Sovyetler"de anlatmanın cezası ise Sibirya"da üç yıl hapis... Sovyetler"de Stalin yönetiminin Troçkistlere yönelik büyük bir "temizlik" girişiminden duyulan endişe Türk makamlarının Troçki"yi saniye saniye rapor etmemesine kadar vardırılmış. "Sabah 04.30"da balığa çıktı, dört saat sonra döndü... Sabah 04.00 balığa çıktı. 10.30"da döndü" gibi... Haralambos ile yine balıktan dönerken Troçki"nin o tarihte ıssız olan Sedef Adası dikkatini çeker. Adanın ıssız olduğunu öğrenince oraya gitmek ister... Troçki adaya gelir; iki cebinde iki silah atış talimi yapar. Coşar"ın anlatımına göre de iyi atışçıdır.

4.5 YIL BOYUNCA BİR KEZ SİNEMAYA GİDER
Troçki"nin planı Türkiye"de uzun süre kalmamak... Bu amaçla sık sık İstanbul"daki yaşamını maddi olarak sağlayan Avrupa"daki dostlarıyla sürekli olarak yazışırken Türk polisi de birbirleriyle Troçki için yazışır: "Troçki 05.40 vapuru ile İstanbul cihetine geçecektir." Bu haberi Moda"daki köşkte bulunan Lütfi Efendi polise bildiriyor. İstanbul"da bulunduğu süre içerisinde, iki yıl sonra ilk defa şehre inecektir. Polis müdürü birkaç polisin Kadıköy vapurunda, birkaçının Galata Üskelesi"nde beklemesini gözden kaçırmamalarını ister. Troçki, eşi Natali, kendisini ziyarete gelen kızı, katip Frankel köprüde bir otomobile binmiş, önce Şişli ardından Taksim"e giderek Artistik Sineması"ndan içeri girerler... Charlie Chaplin"in "Şehir Işıkları" adlı filmini izlemek için... Coşar kitabında "İhtilalcinin İstanbul"da yaşadığı 4.5 yıl zarfında gittiği tek film de bu olacaktı" diyor.

ÖMER SAMİ COŞAR KİMDİR?
1919 İstanbul doğumlu. İlk ve ortaokulu Saint Joseph"te okudu. Paris"te Janson de Sailly"de Lise"yi okurken 1940 yılında Galatasaray Lisesi"nden mezun oldu. Aynı yıl Anadolu Ajansı ve Son Posta"da gazeteciliğe başladı. 1947 yılında Cumhuriyet Gazetesi"ne geçti. 1958-1960 Yıldız Harp Akademisi"nde dış politika üzerine dersler verdi. 1960 yılında gazeteciliğine Milliyet Gazetesi"nde devam etti. 1964"te Kıbrıs olayları sırasında adada bulundu. Türkiye"nin yakın tarihi üzerine yazdı.

Paylaş