VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Kasım 2012 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Bir akıl hastalığı olarak umut
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bir akıl hastalığı olarak umut

Matthew Quick okuruna güleceği, üzüleceği, öğreneceği bir roman sunmuş. Ama en çok da “Asla umut etmekten vazgeçme” diye fısıldamış.

Umut etmek öğrenilebilir mi? Belki de. Matthew Quick’in “Umut Işığım” kitabının sıradışı kahramanı Pat, sanki gönüllü bir öğretmen gibi okura ipuçları uzatıyor. Umut etmekten hiç vazgeçtiniz mi? Hayattan, çevrenizden, kendinizden, çocuğunuzdan, sevdiğinizden, patronunuzdan, ekonomiden, politikadan, tuttuğunuz futbol takımından umudunuzu kestiğiniz oldu mu hiç? Ya da umut etmek istiyor da beceremiyor musunuz? Günlük kargaşa içinde umuda doğru yolculuğunuzda kaybolup, savruluyor musunuz?
Eğer yanıtınız “Evet” ise Pat’in size anlatacakları var. Ya da hatırlatacakları, öğretecekleri mi demeli? Pat, Amerikalı yazar Matthew Quick’in, New York Times’ta best-seller olan romanı “Umut Işığım”ın kahramanı. Akıl hastası ve öyle pek de sık rastlanacak bir karakter değil hani. Akıl hastanesine kapatılacak kadar rahatsız olmasına rağmen, karısının kendisine döneceğine ve hayatının eskisi gibi olacağına dair inancını hiç kaybetmeyen biri. Umudunu öyle saf ve taze tutuyor ki, kendini “normal” sınıfına sokanların sinirini bozuyor bu yanı. Ama bu onun umurunda mı? Hayır. O umut etmekten asla vazgeçmiyor. Umut etmekten vazgeçmemek hayatta kalabilmenin tılsımı onun için. Oysa hiç de kolay değil yaşadıkları. Babası ondan hep kaçıyor, oğlunun iyileşeceğine dair bir “umudu” olmadığından sürekli “Pat akıl hastanesine dönmeli” diyor. Kardeşi ise ziyaretine bir kere bile gelemeyecek, gerçeklerle yüzleşemeyecek kadar korkak. Annesi her zaman Pat’in yanında ama çaresiz. Ve eski karısı; Nikki, çoktan kendisine Pat’siz bir hayat kurmuş bile. Pat’in bundan haberi yok elbette, zaten aldığı ilaçlar yüzünden yaşanan çoğu şeyi unutmuş, gitmiş.
Unuttuklarının üzerine yeni bir hayat kurmanın telaşında Pat ve bunu yaparken ona sadece “umudu” güç veriyor. Karısını yeniden kendisine hayran bırakabilmek için sürekli spor yapıyor örneğin. Bol bol kitap okuyarak entelektüel birikimini arttırmaya çalışıyor. Aklında, “normal!” insanların, “normal” bulmadığı bir sorun olduğunun farkında, bunu düzene koyabilmek için çok çalışıyor. Dedik ya umudu var Pat’in. “Karısıyla eski güzel günlerdeki gibi bir hayat süreceklerine olan inancı var. “Umut Işığım” en düz tanımlamayla, umut etmekten vazgeçmeyişin ve bunun gücüyle hayatta kalışın hikâyesi. Akıl hastanesinden çıksa da, insanlar onu en hafif tabiriyle ‘sorunlu’ olarak görseler de, hayatın mutlaka düzeleceğine dair umut etmekten vazgeçmeyen Pat’ın hikâyesi.
PAT, NİETZSCHE’YE KARŞI
Quick’in kahramanı Pat sanki ünlü düşünür Nietzsche’ye karşı savaş veriyor. Öyle ya, “Umut bütün kötülüklerin anasıdır” demez mi Nietzsche? Peki ya Pat? Her biri birbirinden beslenen çeşit çeşit sorunla baş etmeye çabalarken, “umut etmekten” başka neyi var ki elinde? Hadi, haksızlık etmeyelim, “Tiffany var” diyelim. Hatırlanmayanları hatırladığı, olaylara başka bir gözle bakmaya başladığı zamanları yaşarken, hayatına Tiffany giriyor. Kocasının ölümünden sonra “normal” insanların “sorunlu” dediği sınıfa dahil olan Tiffany. Garip değil mi? “Umut Işığım” ile okur Pat’in zihnine giriyor adeta. Pat oluyor. Hayatı farklı bir perspektiften değerlendiriyor.
Quick’in satırlarında iki “sorunlu!” insanın birbirinin yarasına nasıl çare olduğunu okuyoruz ve “Normal!” insanların bu duruma nasıl şaşırdıklarını... “Normal!” insanların umuttan, umut etmekten çarçabuk vazgeçişine kızıyor, Pat ve Tiffany’in çabasından ders alıyoruz. Matthew Quick okuruna düşüneceği, güleceği, üzüleceği, öğreneceği bir roman sunmuş. Ama en çok da “Asla umut etmekten vazgeçme” diye fısıldamış." Allah’tan umut kesilmez, sözünün yankılandığı bu toprakların okuru Quick’in hikayesini sevecektir.

Künye
Umut Işığım
Matthew Quick
Çav: Uğur Mehter
Feniks Yayınları
20 TL

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam