VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ekim 2016 Cuma | Anasayfa > Haberler > Bir bebek iki anne
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bir bebek iki anne

Hamile kalamayan bir kadın, taşıyıcı anneliğe gönüllü kız kardeş, çatırdayan bir evlilik ve her şeyden habersiz bir kız çocuğu…



Kafası karışık ve darmadağın bir hâldeki Zoe, soğuk bir kış günü Rottnest Adası’na giden bir gemiye biner. Göğsüne sıkı sıkı bastırdığı kızıyla birlikte kocasından ve polise haber vermesi an meselesi olan kız kardeşinden kaçmaktadır. Yıllar sonra genç bir kız, Louise, adada yalnız ve bilincini kaybetmiş bir hâlde bulunur ve hastaneye kaldırılır. İyileşme sürecinin ardından evine döndüğünde annesiyle babasının konuşmasına kulak misafiri olur: Geçmişleri ve aldıkları karar üzerine hararetli bir tartışma içindedirler. Sırları yavaş yavaş ortaya çıkarken artık hiçbir şey Louise için aynı olmayacaktır. İlerleyen bölümlerde taşlar yerine otururken, aslında bir psikiyatri doktoru olan Dawn Barker’ın Türkiye’de örneklerine ender rastlansa da pek çok romana ve filme konu olan bir kavramı irdelediğini anlıyoruz: Taşıyıcı annelik. Zoe’nin, sağlık sorunları nedeniyle anne olamayacağını öğrendiğinde kardeşi Nadia’nın taşıyıcı anne olmayı teklif etmesiyle başlıyor hikâye. Bunu memnuniyetle kabul eden ve bebeğini kucağına alan Zoe artık çok mutludur. Ne var ki kocası ile ilişkisinde sorunlar başlayınca Nadia ile de arası bozulmaya başlar. Çünkü sadece taşıyıcı annelik görevini üstlenip kenara çekilemeyen Nadia, Louise’in böyle bir ortamda yetişmesini istememektedir.

Siz ne yapardınız?
İngiltere’de tıp okuduktan sonra Avustralya’ya yerleşen Dawn Barker, kendi mesleği ve yazarlık kariyerinin yanı sıra özellikle ebeveynlere yönelik makaleleri ve konferanslarıyla da tanınıyor. Dolayısıyla iki mesleğini birleştirerek yazdığı bu romanında hem annenin hem de taşıyıcı annenin yaşadığı duygu dalgalanmalarını ve babayla çocuğun yaşadıklarını okura tüm yönleriyle aktarıyor. Bu nedenle de okur kendini sık sık, “Acaba ben olsam ne yapardım, neler hissederdim,” derken buluyor. “Onu Özgür Bırak” romanının konusu Dawn Barker’ın aklına, izlediği bir program sırasında gelmiş. “Programda bir bebeğin birinci yaş günü kutlamasına, tüm aileyle birlikte bebeğin taşıyıcı annesi de katılmıştı,” diyor Baker ve ekliyor: “İşte orada taşıyıcı annenin bebeğe hâlâ ne denli bağlı olduğunu gördüm. İki annenin vücut dillerinden, yüzlerindeki tebessümün ardında, aslında bazı duyguları sakladıklarını düşündüm. Konuyu araştırdıkça gelişen kısırlık teknikleri hakkında bilgiler edindim. İnsanlar yurt dışından yumurta, embriyo getirtiyorlar, hiç tanımadıkları insanlara bebeklerini taşımaları için para ödüyorlardı. Bunları öğrendikçe zihnimdeki soru işaretleri arttı. İşte biraz da bu soru işaretlerine cevap aramak üzere bu romana başladım.” Romanı okurken kendinize sadece duygusal değil, ahlaki birtakım sorular da soracak, kendinizi romandaki tüm karakterlerin yerine koyacaksınız. Tıpkı bir asır önce yaşanmış benzer bir konuyu ele alan ve sonraki sayfalarımızda yer verdiğimiz “Hayat Işığım” romanında olduğu gibi…


Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam