VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
19 Nisan 2017 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Bir bilgisayar ve “dostlarının” Ay sürgününden kurtulma savaşı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bir bilgisayar ve “dostlarının” Ay sürgününden kurtulma savaşı

Bilim kurgunun ustalarından Robert A. Heinlein’ın 1966 yılında yayımlanan başyapıtı “Ay Zalim Bir Sevgilidir”, Dünya yönetimi tarafından Ay’daki koloniye yollanan mahkûm ve sürgünlerin bilgisayar Mike’ı da arkalarına alarak başlattıkları özgürlük savaşını anlatıyor.

ÖZLEM AKALAN




Yıl 2075… Dünya’da (Terra) yaşayan suçlular için Ay’da (Luna) bir koloni kurulmuştur. Yeraltı şehirlerinde yaşayan bu Aykırılar, kendilerini Terra’dan yöneten Otorite’ye bağlıdırlar. Kurallar ve kanunlardan ziyade çok daha yaşamsal bir bağla; ekonomi. Luna’da her ırktan insan yaşamaktadır; Rus kökenliler, Çin kökenliler, Avrupa ve Amerika’dan gelenler. Luna City, Hong Kong, Novy Leningrad gibi şehirlere dönüşmüş yüzlerce yeraltı mahallesi hayal edin ve bu şehirlerde yaşayan, 11 milyarlık Dünya nüfusuna karşılık gezegenden kovulmuş üç milyon kişi. Silahların olmadığı bir yer Luna. Kural ve kanunların da. Geleneklerle yürüyor her şey; üstelik her bölgede farklı gelenekler hâkim. Kadın nüfus erkek nüfustan az olduğu için, bir kadının farklı yaş ve ırktan birden fazla erkekle evlenmesi doğal karşılanıyor, hatta en yaygın gelenek. Luna’daki gelenekleri bilmediğiniz takdirde ise başınıza her an her şey gelebilir. Mesela Terra’dan Luna’ya gelen bir turist olduğunuzu farz edin. Barda çok hoş bir Lunalı kadınla tanıştınız. Bu kadının sizi akşam bir otele davet etmesi geleneklere uygunken, sizin ondan izin almadan koluna girip beline sarılmanız, ciddi bir gelenek ihlali sayılıyor. Sonuç, her zaman değişme ihtimali olmakla birlikte, genellikle bir güzel dayak yemek!
Romanın kahramanı Manuel Garcia O’Kelly, kısaca Mannie ile Luna Otorite Merkezi’nin bilgisayar odasında tanışıyoruz. Sherlock Holmes’un kardeşi Mycroft’tan esinlenerek Mike adını verdiği bu ana bilgisayar için Luna’nın beyni demek mümkün.

Soruları yetersiz veriyle farazi olarak cevaplamak için tasarlandığı için özgür iradeyle yola çıkmış bir bilgisayar bu. Sayısız yeni devre ve bilgi eklenince de sezgileri olan, sohbet edebileceğiniz, arkadaşım diyebileceğiniz hatta espri yapabilen bir bilgisayara dönüşmüş. Zaten Mannie’nin Mike’ı tamir etmeye gelmesinin sebebi de bu tuhaf espri anlayışı. Zira Mike, bunun çok komik olacağını “düşünüp” bir hademeye Luna para birimiyle 10 trilyon Otorite Kesesi ödemiş!

Genel uzman
Mannie bir bilgisayar uzmanı değil. Ama her şeyin uzmanı bir Lunalı. Üstelik, bilgisayar okulu için yeterli süre boyunca Dünya’da kalıp ölmemeyi başarmış. “Aşağı iki kere indim,” diyerek eğitim sürecini anlatıyor okura; “Biri üç, biri dört aylığına; ve okudum. Ama bu katı bir eğitim, santrifüjde alıştırma yapmak, yatakta bile ağırlık takmak demekti - ayrıca Terra’da hiçbir risk almadım, hiç acele etmedim, asla merdiven çıkmadım, kalbi zorlayacak hiçbir şey yapmadım.”
Aldığı sıkı eğitime rağmen kendini “aşırı heyecanlı bir bilgisayar adamı” olarak tanımlamıyor Mannie; “Yüksek matematik beni aşar” diyor; “Pek elektronik mühendisi de sayılmam, fizikçi de. Ama bunların hepsine dair bir uzmandan daha çok şey biliyorum - ben genel uzmanım.”

Sol kolunu dirsekten itibaren kaybetmiş olması ve türlü hünerleri olan yaklaşık bir düzine yapay kola sahip olması da Mannie’nin makinelerle iyi anlaşmasını sağlıyor. Mike ile ilişkisi ise çoktan dostluk mertebesine ulaşmış. Mike’ın sık sık “Sen benim tek arkadaşımsın” diye yinelemesi bunun kanıtı. Bugünkü “tamirat” işi de aslında Mike’ın çipleriyle oynamaktan ziyade onu ikna etmekten geçiyor. Komik espri nedir, bir kez yapıldığında komik olan espriler hangileridir üzerine yapılan dostça bir sohbet sonunda Mike espri anlayışını biraz daha geliştirmeye ikna oluyor. Mannie’nin aynı gün gerçekleştirilecek olan gizli bir toplantıya katılması ise sadece kahramanımızın değil bilgisayarın da “hayatını” tümden değiştirecektir. Özgürlük taraftarlarının Luna ile yaptıkları ticaretten memnun olmadıklarını ve serbest piyasa istediklerini yüksek sesle haykırdıkları toplantıda yaşanan arbedenin ardından güzel Wyoming ve eski dostu Profesör de La Paz ile yeraltına inen Mannie, özgürlük savaşının fitilini de ateşlemiş olur. Ne var ki Mannie’nin ciddi çekinceleri vardır: “Köle olduğumuzu tüm hayatım boyunca biliyordum - bu konuda da yapılabilecek hiçbir şey yoktu. Doğru, alınıp satılmıyorduk - ama elimizde olanlar ve ona sahip olabilmek için neler satmamız gerektiği konusunda Otorite’nin tekeli altında olduğumuz sürece, biz köleydik. Ama ne yapabilirdik? Başgardiyan bizim sahibimiz değildi. Öyle olsaydı, onu bertaraf etmenin bir yolunu bulabilirdik. Ama Luna Otoritesi Luna’da değil, Terra’daydı - bizimse bir gemimiz, bir hidrojen bombamız bile yoktu. Luna’da silah bile yoktu, gerçi olsa ne yapardık bilmiyorum. Belki birbirimizi vururduk.”

Çizdiği bu karamsar atmosferden kurtulması ise fazla uzun sürmez. Ne de olsa dostu Mike, Luna-Terra ses ve video sistemlerini kontrol etmenin yanı sıra Luna’nın hava, su, sıcaklık, nem ve kanalizasyonunu idare ediyor, Luna Otoritesi’nin muhasebe ve maaş bordrolarını üstleniyor ve aynısını birçok şirket ve bankaya da yapıyordu. Yani silahlardan daha güçlüydü…

Ustadan bir başyapıt
Isaac Asimov ve Arthur C. Clarke ile birlikte bilim kurgunun en büyük ustalarından biri olarak kabul edilen Robert A. Heinlein, özellikle politik çizgisi çok tartışılan bir yazar. Sağ eğilimi, cumhuriyetçi çizgisi, bir dönem muhafazakarlaşması, sonradan da anarşizme yaklaşması (bu romanın kahramanlarından Profesör de La Paz kendini rasyonel anarşist olarak tanımlıyor) üzerine kısa bir araştırma sonucunda sayısız kaynağa ulaşmak mümkün. Romanlarını bu politik evreleri bir kenara bırakarak okumaksa neredeyse imkânsız. Çünkü Heinlein her birinde alıştığımızın ötesinde sosyal yapılar, gelenekler, ticari metalar, yönetim sistemleri hatta para birimlerini hayal edip bizi bambaşka evrenlere götürüyor.

Ayn Rand’ın “Atlas Silkindi” ve “Hayatın Kaynağı” romanlarının yazılışı karşısında duyduğu keyif, “Ay Zalim Bir Sevgilidir”deki direnişçilerin “Serbest piyasa istiyouz” diye haykırmaları bu romanın yazılış sürecindeki fikirlerine biraz olsun ışık tutacaktır. Heinlein külliyatını yazılış sırasına göre okuyarak eğilimlerini ve fikirlerini okurun kendinin keşfetmesi elbette daha makul bir yaklaşım olacaktır. Ne var ki Türkçede “şimdilik” sadece iki romanı bulunuyor bu eşsiz yazarın; burada adı geçen “Ay Zalim Bir Sevgilidir” ve vatanseverliğe, militarizme, oy hakkına ve savaşa dair coşkulu bir anlatım sunan “Yıldız Gemisi Askerleri”. Pek çoklarına göre Heinlein’ın başyapıtı olan “Ay Zalim Bir Sevgilidir” özellikle yarattığı atmosferle okuru hemen içine çekiyor, o “dünyayı” ve sistemi merak ettiriyor, hepsinden öte mizahi anlatımıyla kıskıvrak yakalıyor. Pek çok okura ve yazara ilham kaynağı olan, Ray Bradburry’nin akıl hocası Heinlein, kıyıda kalmaması ve didik didik edilmesi gereken bir efsane.


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Ağustos 2017 Yıl : 13
Sayı : 162