VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ocak 2014 Salı | Anasayfa > Haberler > Bir direniş hikâyesi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bir direniş hikâyesi

“Tılsım” 1968 Meksikası’nda yaşanan gerçek bir hikayeyi konu alıyor. Polise yakalanmamak için saklandığı üniversite tuvaletinde sekiz gün sekiz, sekiz gece geçiren pedagog Alcira Soust Scaffo’nun hikayesini...

MİNE AKVERDİ DENKTAŞ

Paris’te başlayıp, tüm dünyayı saran ‘68 Ayaklanması’nın rüzgârı o yaz Meksika’yı da kasıp kavurdu. Yaz sonuna doğru öğrencilerin yaptığı protestolar da giderek büyüyüp halka yayılmaya ve hararetlenmeye başladı. Eylül ayında 50 bin öğrencinin Rektör Barros Sierra önderliğinde, Meksika Devlet Üniversitesi (UNAM)’ın kampüsünde toplanarak hükümetin baskıcı rejimine ve üniversitelerin bağımsızlığına müdahale çabasına karşı sesini yükseltmesi hükümet kanadında hoş karşılanmamıştı. Nitekim öğrenciler bir sonraki protesto gösterisine halkı da çağırınca hükümet bu buluşmaya müdahaleye karar verdi. Ve 13 Eylül günü Başkan Diaz kamp üsü işgal eden protestocuların giderek yükselen sesleri susturmak için orduyu göreve çağırdı. 18 Eylül günü polis ve asker silahları ve tanklarıyla üniversiteye girdi ve tam 8 gün boyunca burayı işgal altında tutarken öğrenciler tutuklandı, dövüldü ve hatta öldürüldü.
Oysa protestocuların aklındaki düşünce belli ki şuydu: “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!” O yüzden 2 Ekim 1968’de üniversitedeki işgali ve protestoculara uygulanan şiddetli müdahaleyi protesto etmek üzere öteki üniversitelerden ve liselerden öğrencilerin yanı sıra onlara destek veren halkın farklı kesimlerinden, kadın erkek, yaşlı, çocuk on binlerce kişi sokağa döküldü. Meksika tarihinin en büyük protesto gösterilerinden birine imza atan kalabalık kitle, 15 gün sonra yapılacak Olimpiyat oyunlarına da karşı çıkarak “Olimpiyat değil, devrim istiyoruz” sloganlarıyla girdiği tarihi Tlatelolco bölgesindeki Plaza de las Tres Culturas meydanını inletiyordu. Ama sonra akıl almaz bir şey oldu: Zırhlı araç ve tanklarla meydanı donatmış olan askerler birden bire sivil halka ateş açtı. Akşamüstü başlayan ‘katliam’ gece yarısına kadar sürdü. Devlete göre 4, tarihe göre 350 kişi öldürüldü. Tlatelolco katliamı Meksika tarihinin en dehşet verici ve kanlı olaylarından biri olarak tarihe geçti.



TUVALETTE DİRENİŞ
İşte tüm bunlar olurken, olayların tam göbeğinde, polis ve askerin okul binasını işgal ettiği sırada binanın içinde bir köşeye saklanmış olup biteni izleyen bir sessiz tanık vardı: Uruguaylı pedagog Alcira Soust Scaffo. Zira Scaffo işgal anında felsefe ve edebiyat fakültesinin en üst katındaki kadınlar tuvaletindeydi. Tutuklanmamak için bulunduğu yerde saklanan Scaffo, tuvalette tam 8 gün, kimi zaman tuvalet kağıtlarını dahi yiyerek yaşadı.
İşte Şilili yazar Roberto Bolano, bu ay Pegasus tarafından yayınlanan 1999 tarihli romanı “Tılsım”da, Scaffo’nun bu akıl almaz hikâyesini anlatıyor. Çevirmen Zeynep Heyzen Ateş’in önsözde verdiği bilgiye göre Scaffo ile 1970’te tanışan Bolano, yaşadıklarını doğrudan birinci ağızdan dinleme şansını yakalamış. Ancak olayı romanına olduğu gibi aktarmıyor Bolano. Ustalığını konuşturuyor ve Alcira’nın ismini “imdat” anlamına gelen Auxilio, 8 günlük hayatta kalma mücadelesini ise 12 gün olarak değiştirdiği “Tılsım”da gerçek olaylarla kurguyu harmanlayıp çok daha katmanlı ve vurucu bir hikâyeye imza atıyor.
“Akıl alacak şey değil. Tuvaletteydim, fakülte binasındakilerden birinde, tam emin değilim, ama galiba dördüncü kattakinde. Eteğimi kaldırıp klozete oturmuş bir yıl önce vefat eden Pedro Garfias’ın seçkin şiirlerini okuyordum. Gerçek şu ki, Pedro Garfias’ın sayesinde, Garfias’ın şiirleri ve tuvalette kitap okuma alışkanlığım sayesinde, polisin kampüse girdiğini ve ordunun üniversiteyi işgal ettiğini fark eden son kişi ben oldum. Gözüm, sürgünde ölen İspanyol’un kaleme aldığı dizeleri tararken askerler ve polisler ellerine geçirdikleri herkesi, yaşlarına, cinsiyetlerine, medeni hallerine veya akademik dünyanın hiyerarşisi içinde binbir güçlükle kazandıkları resmi unvanlara aldırmaksızın gözaltına alıyor, hepsinin üstlerini arıyor ve onları dövüyordu.
(...)sonra koridora çıktım ve bir şeyler döndüğünü ancak o zaman kavradım: Koridor boştu, donuk gölgelerden başka bir şey kalmamıştı ve merdivenlerden gelen sesler öğrencilerin neşe dolu bağırışları değil korku dolu, tarihe geçecek çığlıklardı.
(...) Pencereye gidip aşağıya baktım ve askerleri gördüm, sonra diğer pencereye gittim ve tankları gördüm, sonra bir diğerine, koridorun sonundaki pencereye gittim (bir zombiden farkım yoktu) ve orada kamyonları, kimileri sivil kıyafetler içindeki polislerin tutukladıkları öğrenciler ile öğretmenleri kamyonlara bindirdiklerini gördüm.
Şöyle dedim kendi kendime: Olduğun yerde kal Auxilio. Seni esir almalarına izin verme...
(...) Güneş batarken kadınlar tuvaletinin fayanslarına oturup Pedro Garfias’ın şiirlerinden üçünü daha okudum, sonra kitabı kapadım ve şöyle dedim: Auxilio Lacouture, Uruguay vatandaşı, Güney Amerikalı, şair ve seyyah, diren!”
“Tılsım”ın anlatıcısı Auxilio, tek başına bir tuvalette kapalı olarak geçirdiği 12 günlük dehşet verici esaretin neden ve nasıl başladığını işte bu sözlerle anlatmaya girişiyor. Ve sonrasında şu sorulara odaklanıyor: Onca zaman tuvalette kilitli kalan birinin aklından neler geçer? Belli bir süre sonra yavaş yavaş deliliğe yaklaşmaz mı? Tuvaletin fayansları üzerine oturup kalan Auxilio, gözlerini yerdeki fayanslara ve fayanslar üzerinde oynaşan ay ışığına diktiğinde duygular, düşünceler, geçmiş, gelecek ve şimdi nasıl birbirine karışır, zaman ve mekanın sınırları nasıl yavaş yavaş yok olur?

KANLI VE MELANKOLİK
New York Times gazetesinin “Kendi neslinin en etkili Latin Amerikalı yazarı” diye tanımladığı Bolano, bu soruların gölgesinde Auxilio (Arcira)’nın hayat hikâyesini, Latin Amerikalı şair, yazar ve sanatçıların içinde bulunduğu ortam ve sürdükleri bohem hayatı, Latin Amerika’nın kanlı ve melankolik yakın tarihini ve dahası Eylül 1968’de henüz yaşanmamış olan gelecekten olayları, “Meksika şiirinin anası”nın biraz çılgın, biraz telaşlı, biraz şaşkın anlatımıyla önümüze seriyor.
Roberto Bolano, yarı sanrı yarı gerçek anlatımıyla Güney Amerikalı bir yazara yakışır şekilde okuru büyüleyip şaşkına çevirerek esir alıyor.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam