VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
06 Kasım 2015 Cuma | Anasayfa > Haberler > Bir fail gibi düşünmem gerek
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bir fail gibi düşünmem gerek

Adli Tıp Uzmanı Sevil Atasoy yeni kitabı “Acayip İşler”de çirkin, acımasız ancak bir o kadar da ilgi çeken suç dünyasından örnekler verirken son gelişmeleri de aktarıyor

BARIŞ EMRAH



kitabınızın adı “Acayip İşler.” Adını da Byron’un bir şiirinden alıyor: “Acayip, ama gerçek/ Çünkü gerçek her zaman acayiptir/ Kurgudan daha acayip.” Yani kitaptaki tüm hikayeler gerçek. Bu hikayelerle nasıl karşılaştınız?

Aslında dünyamızda yaşanan kötülüklerin önemli bir bölümü bu yazılanlardan daha acımasız, sert ve sağlıklı bir beynin algılamakta zorlanacağı kadar acayip. Ancak okurlarımın yaşı giderek düşüyor. Bu yüzden olabildiğince “az acayip” olanlarını seçmeye çalıştım. Yoksa poşet içinde satışa sunmak gerekecek.

Bizler günlük hayatımızda bir arkadaşımızın bize yalan söylemesine dahi inanamayıp inkar edip reddetme yöntemine sığınırken siz bu kadar akıl dışı kötülüklerle nasıl yaşıyorsunuz?

“Ben gördüm” ya da “ben yaptım” diyene inanmamak, hiçbir şeyin apaçık ortada göründüğü gibi olmadığını kabul etmek, alternatif düşünmek üzerine kurulu bir mesleğim var. Gerçeğe ulaşmak için fail gibi düşünmesini öğrenmek gerek. Mağdur ile empati kurarsanız sadece üzülürsünüz ama işinizi yapamazsınız.

FETİŞİZMİN SON NOKTASI

Kitap son derece ilginç bir bölümle açılıyor: Nekrofili. Eski Mısırlılar’ın nekrofiliden çok korktuklarını söylüyorsunuz. Neden?


Nekrofili ya da tanatofili, ilk kez Belçikalı psikiyatr Joseph Guislain’ın, 1850’de Montparnasse Vampiri Fransız teğmen François Bertrand ile ilgili bir konferansı sırasında kullandığı bir terim. İki Yunanca sözcüğün nekros (ölü) ve filia’nın (aşk) sentezinden meydana geliyor. Ölü bedenlere duyulan cinsel çekiciliği hatta onlarla cinsel birlikteliği anlatır. Sadece insanlarda değil, kuşlar, sürüngenler ve kurbağalarda da gözlenir. Kuşkusuz daha öncesinden beri biliniyor ama elimizdeki en eski kaynak Herodot’un yazdıkları. M.Ö. 2500 3000’lerde bile Mısırlılar’ın üst düzey yönetici eşlerinin ve güzel kadın cenazelerini cinsel istismardan korumak üzere tahnitçilere teslim etmeden önce çürümeleri için üç-dört gün beklettiklerini öğreniyoruz. Bu arada M.Ö. 1600’lerde Hitit yasalarına göre inek, koyun, domuz, köpekle cinsel ilişkinin cezası idam ama ölülerle ilişki serbest!

Sizce nekrofilinin temelinde ne tür bir güdü ya da psikoloji var?

Bana göre fetişizmin gelebileceği son nokta. Profesyoneller, nekrofilleri on farklı sınıfa ayırıyor. Nekrofil rolü yapanlardan, bu amaçla birini öldürenlere ya da ölü değilse ilişkiye giremeyenlere kadar geniş bir yelpazesi var, her birinin nedeni farklı.

Bu bölümde Marilyn Monroe’nun cesedi ve dosyası ile ilgili de çok ilginç bilgiler paylaşıyorsunuz. Bunlar ne kadar günışığına çıktı?

Çok çekici, üstelik ülkenin başkanı ve kardeşi ile birlikte olduğu iddia edilen bir kadının spekülasyonu bol, birçok yönü karanlıkta kalmış ölümünden söz ediyoruz. Ne olay yeri incelemesi düzgün, ne de otopsi usulüne uygun. Dolayısıyla daha çok konuşuruz.

YENİ TEKNİK FOTOFİT

“Adaletin Yeni Yüzü”nde DNA’dan suçluya giden yoldaki yeni ilerlemeyi fotofit’i anlatıyorsunuz. Nedir fotofit ve suçla mücadelede ne gibi bir olanak sağlayacak?


Fotofit bazı ülke polislerinin kullandığı ve giderek yaygınlaşacak bir teknik. Bir anlamda “robot fotoğraf.” Saldırganın görgü tanıklarının anlatımına dayalı olarak çizilen portresinin yerini, kişiye ait biyolojik, örneğin DNA, analizi sayesinde yaşı, boyu, ırkı, saç rengi, göz rengi gibi fiziksel özellikleri belirlenerek oluşturuluyor. Şimdilik çok pahalı ve eldesi günler sürüyor ama, büyük gelecek vaat ediyor. Özetle, görgü tanığına gerek olmadan suçlunun fotoğrafı elde edilecek.

Sevil Hanım, hikayelerden anladığım bir şey var, şayet suçluyu yakalamak istiyorsak bilim ve teknoloji her geçen gün buna yeni bir imkan sağlıyor. Ama istiyorsak. Bana öyle geliyor ki, suçlunun yakalanmasındaki en büyük engel ne delil yetersizliği, teknolojik olanaksızlık ne de başka bir şey. Önce yakalama arzusu ve kararlılığı olmalı. Siz ne dersiniz?

Aslında büyük ölçüde haklısınız. Ama bu yetmez. Bundan 750 yıl öncesinde Çinli adli tıp uzmanı Dr. Song Ci’nin elinde ne parmak izi ne DNA olanakları vardı ama, katili cinayet silahı orağa gelen sinekler sayesinde bulmuştu. Dolayısıyla, başarılı bir soruşturma için arzu ve kararlılıktan, bilim ve teknolojiden çok önce, sebep sonuç ilişkisini etkin bir şekilde kurabilme, yüksek kavrama ve algı yeteneği gerekir.

“Bana ne zaman öldügümü söyle!” bölümünde İsveçli küçük bir kızın kurtuluş hikayesi de yer alıyor. Son derece ilginç bir vaka. Yaş her zaman etkili midir?

Bildiğiniz gibi bir cinayet soruşturması, 5N1K ile kısaltılan soruların yanıtlanmasını gerektirir.

Kim, ne, nerede, nasıl, neden ve ne zaman? Bunların en zoru, parmak izinin yaşı, kanın yaşı, ölümden sonra geçen süre gibi “zaman” ile ilgili olanlardır. Doğru yanıtlanmadığında haksız mahkumiyetlere neden olabilir. Bu nedenle büyük önem taşır.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam