VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Nisan 2016 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Bir fütürist gelecekten umudunu keserse
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bir fütürist gelecekten umudunu keserse

Parası ödendiği takdirde her türlü şirketin davetini kabul edip gelecek hakkında öngörülerini sunan bir fütürist, günün birinde gelecekten umudu kalmadığını söyleyip mesleki bir intihara kalkışırsa neler olur?

ÖZLEM AKALAN


P. Yates, her türlü etik kaygıdan uzak, çok para kazanan ve aranan bir fütüristtir. Bir gün tarım ilaçları üreten bir şirkette, ertesi gün organik tarım yapan bir kuruluşta gelecek hakkında seminer veren, hiç okumadığı kitaplara önsöz yazıp gölge yazarlara yazdırdıklarıyla best-seller olan, her kalıba uyan kahramanımızın kız arkadaşı tarafından terk edilmesi, hayatında bir şeylerin ters gideceğinin ilk işaretidir. Lauren, kötü bir şaka gibi, ortaokulda tarih öğretmenliği yapan biri için Yates’i bırakmıştır. Üstelik bir kâğıda kalemle not yazarak, eski usul duyurmuştur bu ayrılığı. Tarihin tozlu sayfalarında kaybolan bir öğretmen uğruna terk edilmek, kâhinimiz için ağır bir darbe olsa da soluğu Johannesburg’da düzenlenen Geleceğin Dünyası Konferansı‘nda almasına engel olmaz.

Seyahat programı gereği, kentte düzenlenen bir futbol karşılaşmasını izlediği stadda meydana gelen olaylarda 43 kişinin ölmesi, günlerdir bulduğu her içkiyi içmesi, otel odasına gelen Marjorie’nin acıklı ve tuhaf hikâyesiyle “aydınlanan” Yates, görkemli bir konuşma hazırlar. Konferansın açılış konuşmacısı olan kahramanımız, tam bir kahramanlık örneği sergiler ve özetle şu konuşmayı yapar: “Çağımızın en dehşet verici olayını kaçırdıktan sonra kendimi nasıl bir fütürist olarak tanımlayabilirim? Bugün dünya ateş altındayken gelecek hakkında nasıl öngörüde bulunabilirim? Bu odadaki insanların söylediklerinin yüzde biri bile doğru olsaydı, hepimiz işimizi Tahiti’den takip ediyor olurduk, akşam yemeklerimizi hap şeklinde yutardık ve aslına uygun kopyalarımızla seks yapardık. Hepimiz insana ilham veren bir düşüncenin ilk sahibi olmak isteriz, fakat insanın bir daha hiç ilham alamayacağı bir dünyada yaşıyoruz. Ve imajınıza ne kadar yatırım yaparsanız yapın, hiçbiriniz bir şey bimiyorsunuz.”

CASUSLUK GÜNLERİ

Yates’in konuşması salona bomba gibi düşer; yardımcısı Blevins ve diğer fütüristler kalp krizi geçirmekle onu öldürmek arasında gidip gelirken Yates beklenmedik bir teklif alır. Adlarının Johnson ve Johnson olduğunu öğrendiği, hükümetle ilgili görünen ancak çeşitli çıkar grupları adına çalıştıklarını söyleyen iki kişi ondan, dünyayı gezmesini ve insanların Amerika’yı nasıl algıladığını, daha doğrusu neden nefret ettiklerini araştırmasını ister. Yüklü bir ücret alacaktır ve istediği yere gitmekte serbesttir. Yates teklifi kabul eder ve ilk yolculuğuna çıkar: Hedef Grönland’dır. Elbette tümüyle saçma bir tercihtir bu. Ne var ki Yates’in asıl amacı, dahi ve zengin arkadaşı Campbell ile biraz vakit geçirip tatil yapmaktır. Burada, romandaki en absürd karakter olan, Grönland mafyasının patronunun kızı Magga ile de tanışacaktır.
Konferansta yaptığı konuşma sonrası artık tarih olacağını düşünen Yates’in popülerliği katlanarak artar. Johannesburg’da yaptığı konuşmanın aynısını yapması için bile onlarca teklif alır. Böylelikle Johnsonları da memnun etmek üzere, Milano’ya gider.

Ne var ki tıpkı stadda olduğu gibi yine gözlerinin önünde bir terör eylemi gerçekleşir. Kim olduğunu bilmediği bir kişiden Nostradamus’un kehanetlerini içeren ve yaşadıklarına uyan mailler almaya başlayan Yates, kendisini bir casus macerasının içinde bulur. Bu süreçte neredeyse her kıtaya ayak basan, tuhaf tesadüfler yaşayan ancak bunları henüz tuhaf bulmayan Yates, yeni kurulan hayali Orta Doğu ülkesi Bas’ar’a adım atar atmaz yolun sonuna geldiğini anlar. Bir film setini andıran ve aslında can güvenliğinin olmadığı bu ülkenin yatırımcılar için müthiş bir fırsat olduğunu vurgulayan konuşmalar yaparak üzerine düşen son görevi de tamamlayan fütüristin artık yeni bir amacı vardır: Hayatta kalmak.
Reklamcılık sektörünün önemli kuruluşlarından Young ve Rubicam’da uzun yıllar kreatif direktörlük yapmış olmasının verdiği geniş hayal gücüyle “Fütürist” romanını kaleme alan James P. Othmer, popüler kültürün, algı yönetiminin ve manipülasyonun insanlığı nereye götürebileceğini romanının satır aralarında veriyor. Görünenin ardında olanları hiçbir zaman bilemeyeceğimiz için hiçbir şeyi de bilemeyeceğimizin altını çizen Othmer, bu ilk kitabıyla başta ülkesi ABD olmak üzere tüm dünyada ilg çekti.
Absürd kişiler ve olaylarla süslediği anlatısında sade ve alaycı yönü güçlü bir uslup tutturan reklamcı, artık tam zamanlı bir yazar olarak dördüncü kitabının hazırlıklarını yapıyor.


Hepimiz öleceğiz!

“Geçen her nanosaniyede insana daha da saçma gelen bu dünyada bir insanın göstermesi gereken doğru ahlaki davranış nedir? Bir insan nasıl olur da yirmi birinci yüzyılda sahici bir kahramanlığa soyunabilir? Kan vererek mi? Oy vererek mi? Birine cep telefonunda çok yüksek sesle konuştuğunu söyleyerek mi? Bir sonraki kitap okuma grubunuzda “Tahran’da Lolita’yı Okumak” adlı kitabı önermeye ne dersiniz? Söyleyin bana. Yaşlı bir kadının nezaketiyle başlayıp en ön sıradan izlediğim katliamla biten bir öğleden sonra macerasının ardından, dünyayla ne tür bir bilgelik veya ders paylaşabileceğimi söyleyin. Dikkatli olun nasıl? Ya da bu da geçer? Ya da şuna ne dersiniz: Hepimiz öleceğiz?”

Paylaş