VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
22 Temmuz 2017 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Bir göç hikâyesi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bir göç hikâyesi

İç savaş mağduru mültecileri ve onların yaşadığı zorlukları anlatan romanların sayısı gün geçtikçe artıyor. “Said ve Shaya”da Suriye’deki savaştan kaçarak Ankara’ya yerleşen bir aileyi ve ailenin iki çocuğu ile esnaf Salih arasında yaşananları anlatıyor.

TEKİN BUDAKOĞLU



Yazar için kurmacanın kendisine bahşettiği yeniden yaratım gücü ve bu güç sayesinde ortaya çıkan metin, gerçeğin katı kurallarıyla meydana gelen gündelik olaylardan daha değerlidir. Sanıyorum ki aksi olsaydı, hiçbirimiz yazmazdık.
Bu nedenle, güncel olayların edebî kurguya aktarılması ciddi bir mesele. Roman üstüne bazı fikirler, günceli ele alan metinlerde -işin ucu herkesin bildiği ve yorumladığı bir ‘gerçeğe’ dayandığı için- kurgudaki inandırıcı yönün güçlendiğini savunur. Benim gibi, kurgunun gerçeklik hissini yine bizzat kurgunun temel dinamiklerinde arayanlar içinse bu bir mecburiyet değil, aksine yazarın çekinceyle yaklaşması gereken bir durumdur. Öyle ki bu tarz romanlarda yazar, kurmaca ve gerçeğin sınırlarını doğru belirlemek, geçişleri, kopmaları ve bağlantıları çok doğru bir matematikle inşa etmek zorunda. Şu bir gerçek ki tamamen kurmaca bir öyküde kimi aksaklıkları görmezden gelmek daha olasıdır, oysa gündelik olaylardan beslenen bir romanda bu mümkün değil. Yazar mükemmeli yakalayamaz ya da zaman içinde o güncel olaya bakışta bir değişiklik meydana gelirse, kurguya inandırıcı bir dayanak olacağı düşünülen salt gerçeklik, bir anda yıkıma neden olabilir.

Yine de yazar, bu riski alabilir elbette. Şayet anlatmak istediği olayla örtüşüyorsa almalıdır da. Fakat romanı üzerinde, güncel olaylardan beslenmeyen metinlere oranla çok daha fazla çalışmalıdır. Bu ve benzeri çekinceler yüzünden hâlihazırdaki toplumsal çalkalanmaları, değişimleri, krizleri anlatan metin sayısının çok olmadığını söylemek yanlış olmaz sanırım. Yine de, son birkaç yıldır Suriye’deki iç savaş mağduru olan ve bilmedikleri topraklara sürüklenen mültecileri ve onların yaşadığı zorlukları anlatan romanların sayıca artmaya başladığı da bir gerçek.

Kanada ve yeni bir hayat hayali
“Said ve Shaya”, savaştan kaçarak Ankara’ya yerleşen Suriyeli bir aileyi ve ailenin iki çocuğu ile esnaf Salih arasında yaşananları anlatıyor. Emekli makine mühendisi olan Salih, evde boş oturmaktan canı sıkılınca küçük bir kırtasiye kiralayarak çalışmaya devam ediyor. Zaten roman da, okulların açıldığı bir eylül günü, onun kırtasiyeye gelmesiyle başlıyor. Kırtasiyenin hemen yanındaki emlak bürosu, Salih’in arkadaşı Erol’un. Salih de çoğunlukla vaktini Erol’la sohbet ederek geçiriyor. Bir gün ikisi yine sohbet ederken civara taşınan mültecileri görüyorlar. İçlerinde, romanın temelini oluşturacak Said ve Shaya’nın ailesi de var. İki kardeş, Said ve Shaya, kırtasiyeye ilk geldiği andan itibaren Salih seviyor onları, oyuncaklar veriyor, sık sık yanına gidip gelmelerini istiyor. Yaşadıkları travma ve güçlükler yüzünden bir yandan üzülüyor onlar için, diğer yandan bu iki küçük çocukla, yaşıtları olan torunu kadar ilgileniyor.
Ailenin mahalleye yerleştiği günden itibaren, başta Salih ve Erol olmak üzere, bütün mahalleli onları rahat ettirebilmek için ellerinden geleni yapıyor. Salih, ailenin evini bomboş görünce hemen konu komşuya haber veriyor ve herkes, evindeki işe yarar fazla eşyayı sırtlanıp getiriyor. Aile bazı zorluklar da yaşıyor elbette. Bir keresinde Said kayboluyor ve bulunduğunda uzun süre konuşmuyor, başka bir gün çocukların babası Halid iş kazası geçiriyor. Bu anlarda hep mahalleliyi görüyoruz yanlarında, özellikle Salih, onları zor durumdaki bir misafir olarak benimseyip ellerinden gelen yardımıı sirgemiyorlar. Roman, zaman zaman kötü davranılan, hor görülen mültecilere karşı hemen her sayfada bize en çok bu fikri vermeye çalışıyor; onları zor durumdaki misafirler olarak görmeli buna göre davranmalıyız. Aile Salih ve Erol’la çok iyi anlaşan çocuklar- bulundukları yerden hoşnut olsalar da akrabaları orada olduğu için Kanada’ya gitme planları yapıyor. Ne yazık ki onları Kanada’ya götüreceğini söyleyenler, ellerindeki üç beş kuruş parayı alıp onları dolandırıyor. Zaten geçirdiği kaza yüzünden henüz toparlanamayan baba Halid, bu duruma içten içe üzülüyor. Yine de Kanada hayallerinden bir an olsun vazgeçmiyorlar.

Salih, mülteci çocuklar Said ve Shaya ile onları torunları gibi sevecek kadar yakınlık kurduğu için Kanada’ya gitme sözü geçtiğinde ister istemez hüzünleniyor. Onları öylesine sevmiş ve benimsemiş ki bir gün yanına gelmeyecek olsalar, başlarına bir şey mi geldi korkusuyla evlerine gidip kontrol ediyor. Korkuyor ama bir şey diyemeden ayrılık vaktinin geleceği günü bekliyor. O gün geliyor da. Aile, yeni bir umutla, akrabalarına ve daha iyi bir yaşama kavuşmak için yola çıkıyor. Oysa, ne yazık ki her şey istedikleri gibi gelişmiyor.


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163