VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Ekim 2018 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Bir gün ben de kendi Yunanistan’ımı yazacağım!
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bir gün ben de kendi Yunanistan’ımı yazacağım!

Yaz geriden kalmış olabilir ama rotası keşfetmek olana her mevsim bir ülkeye gitmek için neden değil mi? Nazlı Gürkaş’ın neredeyse her köşesini gezip görerek yazdığı “Zeytin Ağacının Gölgesinde Yunanistan” adlı kitabı insana “Bir gün ben de kendi Yunanistan’ımı yazacağım” dedirtiyor.


EBRAR GÜLDEMLER


Yaseminler tütüyor haydi yollara düşelim” yazarak imzaladı kitabını Nazlı Gürkaş. Kitap aynı masanın başında geçirdiğim ayların sonunda bir öğlen vakti masama düşüyor. İlk sayfalarına bakıyorum “Mutlu insanlar diyarı Trakya”da doğan Nazlı’nın neden Yunanistan’ı yazdığını anlattığı satırları okuyorum. Ben bir gezi kitabı okuyucusu sayılmam, hayatımın o bölümüne gelmedim henüz, kitap yine de ilgimi çekiyor.
Fakat ben kitabı okumaya, hep Kitap’ın Spotify hesabında kitaptaki şarkı önerilerinden oluşan listeyle başlıyorum. Her şarkıyı olabildiğince bahsettiği şehirde doğup büyüyen müzisyenlerden seçtiğini sonradan öğreniyorum, bundan çok etkileniyorum. Müzikleri yeterince dinledikten sonra kitabın zamanı geliyor. Baştan sona okumaya başlıyorum.
Okudukça fark ediyorum ki kitaba eşlik edenler sadece müzikler değil; Nazlı’nın çektiği fotoğraflar, okuduğu kitaplar da elimizden tutuyor. Kitabın daha yarısına geldiğimde bile bir okuma listem oluyor. Beni bu şehrin en uzak yerindeki evimden çıkarıyor; bambaşka bir kentte hiç bilmediğim bir şarkı söylerken buluyorum kendimi. Fotoğrafları tek tek kalbimde saklıyorum, bir gün oralara gittiğimde göreceklerimi hayal ediyorum. Ve nihayetinde kitap benim için bir gezi kitabı olmaktan çıkıyor, tutkusunu ve merakını paylaşıyorum ve kendimi planlar yaparken buluyorum.
En güzeli de bu kitabın, baştan sona okumak zorunluluğu olmayan bir çizgide ilerlemesi. Daha önce gidenler, görmedikleri yerlere dair bir rehber olarak atlayarak okuyabilir onu, sonrasında Nazlı’yla tekrar gittiklerini hissetmek için geri döneceklerine eminim. Pek çok tarihi bilgi hiç sıkmadan fonda tatlı tatlı akıyor. Nefis betimlemeler beni kitaptaki her yere tek tek götürüyor. Damla sakızının kokusu burnuma geliyor. Zeybek dansının hiçbir zaman gösteri yapma aracı olmayışına, her daim biraz yenilginin biraz efkârın yansıması olarak görülmesine hayran oluyorum. İsimler, kentler, hikâyeler, tarihi bilgiler… Tadacağım ne çok yemek, öğreneceğim ne çok kelime var. Hepsi ilham veriyor, ben de yazarın arkadaşının tabiriyle “bütün dünyayı yemek” isteğiyle doluyorum. Kitabın sonundaki rotalar bölümü yemeye Yunanistan’dan başlamak için rehber oluyor.
Bu kitabı çok sevdiğime karar vererek bitiriyorum. Bana yollara düşme, gördüklerimi yazma, bir kenti gözlerimden yaş gelecek kadar sevme cesareti veriyor. Nazlı’nın üç milyon zeytinin her birine verdiği “geri geleceğim” sözünü kalbimde hissediyorum ve diyorum ki; “O zeytin ağacının gölgesinde” kendi Yunanistan’ımı yazacağım, biliyorum.

Paylaş