VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
12 Mart 2011 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Bir günah çıkarma kitabı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bir günah çıkarma kitabı

Heavy metalin efsane isimlerinden Ozzy Osbourne’un Chris Ayres ile beraber yazdığı otobiyografisi “Ben Ozzy”, sadece Osbourne’un hayatını değil, müzik dünyasını olanca gerçekliğiyle anlatırken, Bob Marley’den Andy Warhol’a pek çok kişiyi de bu resmi geçide davet ediyor.

Canan Hatiboğlu

Bugüne kadar heavy metal dinlediğim pek söylenemez. En isyankar zamanlarımda bile dinlemedim. Bundan sonra pek dinleyeceğimi sanmıyorum açıkçası. Küçümsediğimden değil; sadece hayatımda gözle görülür bir yer verecek kadar çok sevmediğimi düşünmüşümdür hep. O yüzden “Ben Ozzy”i, “bir heavy metal efsanesi olarak Ozzy Ozbourne”nün otobiyografisi olarak okumadım. Bir müzisyenin hayatı olarak başladım ve öyle de tamamladım.
Ozzy Osbourne kitapla aslında bir şekilde günah çıkarmış. İnsan hayran olduğu herhangi bir kişinin bu kadar saf halini gördüğünde ya hayal kırıklığına uğruyor ya hayranlığı artıyor. Ozzy Ozbourne’e tamamen nötr olduğumdan, daha ziyade bu kadar samimi oluşuna şaşırdım. Otobiyografi yazanların genelinde var olan kendini göklere çıkarma ya da yerden yere vurma ritüelinden ziyade, yaşadıklarını olabildiğince objektif aktarıyor. Aslında tam da çocuk saflığında anlatıyor. Kitapta anlatılanları okudukça, 63 yaşındaki Ozzy Osbourne’nün hiç büyümediğini anlıyorsunuz. Etrafındakilere zarar veren, neden zarar verdiğini anlayamayan; üstelik de sürekli kötü biri olmadığını anlatmaya, dahası kendini kanıtlamaya çalışan bir çocuk... Bir yandan anlatarak yetişkin olduğunu göstermek isterken, diğer taraftan da yaptığı şeyleri ki yer yer şiddet içerikli de olsa- anlatırken hâlâ zevk alıyor.
Aston’lı altı çocuklu işçi bir ailenin dördüncü çocuğu olan Osbourne’un; çocukluk yıllarını, okulu bırakışını, hapishaneye girişini, müziğe başlayışını, Black Sabbath’ın kuruluşunu ve kendisinin gruptan kovuluşunu, evliliklerinde yaptığı hatalarını, çocuklarına tam bir baba olamamanın verdiği ağırlığı; her türlü kavgaya, dayağa, hatta bir güvercinin kafasını ısırarak koparmaya giden şiddet eğilimini, türlü bağımlılıklarını, saplantılarını anlatırken bir taraftan da af bekler bir hâli var. Aslında çok da başarısız değil, çünkü yaptığı onca şeye rağmen, yaşadıklarını o kadar insani anlatıyor ki ailenin haşarı, komik ve sürekli affedilen çocuğu gibi çok fazla kızmak mümkün olmuyor. ANA BRITANICCA DEĞİLİM!
Kitaptaki isimleri yan yana getirdiğinizde “Vay be!” dememek elde değil. Black Sabbath’tan Led Zeppelin’e, Madonna’dan John Lennon’a, Bob Marley’den Rolling Stones’a kadar epey etkileyici bir liste var. Hatta sadece müzik dünyası değil, “o ucubik ifadeyle sadece fotoğraf çekerdi” cümlesiyle anlattığı Andy Warhol bile var kitapta. Tabii Ozzy Osbourne’nun hatırladığı kadarıyla... Zaten kitabın başında da açık açık söylüyor bunu: “Kitapta adı geçen kişilerin anıları benimkilerle aynı olmayabilir. Onlarla tartışacak değilim. Geçen kırk yılda içki, kokain, LSD, Quaalude, yapıştırıcı, öksürük şurubu, eroin, Rohypnol, Klonopin, Vicodin ve bu dipnotta sayamayacağım daha bir sürü malzemeyle kafayı buldum. Hepsini aynı anda kullandığım da oldu. Şöyle diyelim; ben lanet olası Ana Britanicca değilim. Okuyacaklarınız, yaşam öykümü sorduğumda beynim dediğim jöleden damlayandır. Ne eksik ne fazla...”
Bütün bunları üst üste koyduğunuzda canlı ve boz renkleriyle kaleydeskop gibi bir hayat ortaya çıkıyor. Belki de tüm anılardan çıkarılabilecek en net fikir şu: Rock sadece bir müzik tarzı değil, aynı zamanda bir yaşama şeklidir. Benim gibi heavy metalle pek alakanız olmayabilir. Ama naçizane tavsiyem, heavy metal dinleyerek okumanız yönünde... Şahsen kitabı okurken Black Sabbath’ın “Paranoid” albümünü ezberledim. İtiraf ediyorum, heavy metal konusunda önyargı sahibiymişim. Nedenini bilmiyorum, belki de tamamen psikolojiktir, ama öyle de olsa zaten başka tür müzikle de pek gittiğini düşünmüyorum. En azından Astor Piazzola’yla denedim, olmadı.
“Ben Ozzy” sadece bir müzik efsanesinin değil, aynı zamanda uçlarda yaşayan bir adamın otobiyografisini okumak istiyorsanız da oldukça farklı bir seçenek...

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam