VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
10 Nisan 2011 Pazar | Anasayfa > Haberler > Bir İmparatorluğun Döngüsü
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bir İmparatorluğun Döngüsü

İngiltere, yüzyıllar önce girdiği borç krizinden sömürgecilik ve köle ticareti ile kurtulmuştu. Bugünlerde Batı dünyasının benzer bir kriz içerisinde olması, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da meydana gelen değişimlerin arkasında başka senaryoları akla getiriyor ki, Niall Ferguson’un “İmparatorluk” kitabında bunun izlerini açıkça görebiliyorsunuz.

Atom Damalı

Kabul etmeliyiz ki, okullarda anlatılan tarih sadece bizim değil dünya devletlerinin tarihlerini de sağlıklı bir şekilde anlatmıyor. Bu gerçeği Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan ve İngiliz İmparatorluğu tarihini anlatan Niall Ferguson’un “İmparatorluk” isimli eserini okurken bir kez daha gördüm. Oysa dünyayı, yaşanan değişimleri, dramatik değişimleri anlayabilmek için devletler tarihini olabildiğince gerçekçi bilmek gerek. Hele Orta Doğu ve Kuzey Arika’da yaşananları anlayabilmemiz için bu şart.



Zira Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da ortaya çıkan durum hakkında Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinin geçmişteki davranış kodlarını, olaylara yaklaşımlarını bilmediğimiz takdirde sağlıklı analizler yapmamız hiç mümkün değil.



Ferguson’un “İmparatorluk” isimli kitabı ise işte tam da bu nedenle çok önemli bir kitap. Çünkü kitap, İngiliz tarihini, geçmişindeki karanlık noktaları saklamadan

açık ve dürüst bir şekilde ortaya koymakta.

16. yüzyıla kadar askeri ve ekonomik gücünün zayıflığı nedeniyle İngiltere, dünyadaki imparatorluk yarışından uzak kalmıştı. Papa’nın Amerika ticaretini İspanyollar’a, Asya ticaretini Portekizliler’e bıraktığı bir dünyada, İngiliz devleti ise resmen izin verdiği korsanlık, yağmacılık ve hırsızlık faaliyetleri ile gelir sağlayan içine kapanık bir ülkeydi. Mesela o yıllarda Hindistan’ın toplam dünya üretimindeki payı yüzde 24 iken, Britanya’nın payı yüzde 3 idi. Devlet sendeleyerek iflasın eşiğine gelmişti. Öyle ki 1671 yılında İngiltere tek taraflı olarak borçlarını ertelemek zorunda kalmıştı.

İngilizlerin Hindistan’da kurdukları Doğu Hint Kumpanyası ise İngiltere’nin bu kaderi değişti. (Bu kumpanyanın asıl İngiltere ve Hollanda Devletleri’nin birleşmesinden sonra güçlendiğini görürüz.) Kumpanya ile İngiltere, hizmetine özel diplomatlar ve özel ordu almış, sömürgecilikteki başarısını artmıştı. Tabii ki buna varlıklı aristokrasisinin ve dolayısıyla parlamentosunun demokrasi anlayışı ve finansman altyapısını doğru zamanda kurmuş olmalarının katkısı da büyük oldu. Örneğin 1694 yılında İngiltere Bankası faaliyete geçmişti bile. Doğu Hint Kumpanyası silah gücüyle Hint yarımadası sakinlerinden vergi toplama hakkını elde etmişti. Bu şekilde bir zamanlar korsanlık ve ardından tacirlik yapan Britanyalılar, kılıca dayalı güçleriyle artık yurt dışındaki milyonlarca insanın yöneticisi olmuş, gelir elde etmeye başlamıştı. Böylece üzerinde güneşin hiç batmadığı ve doğanın henüz sınırlarını çizmediği bir imparatorluk kurulmuştu.

Sömürgeciliği öğrenen İngilizler Hindistan’dan elde ettikleri baharat ve dokuma ile yetinmediler. İşsizliğin had safhaya ulaştığı İngiltere’den 20 milyon insan ekonomik ve dinsel özgürlüklerini elde edebilmek ümidiyle “Ada”dan ayrıldı. 17. ve 18. yüzyıllarda İngilizler dünyada istenmeyen göçmen durumuna düştü. Yeni keşfedilmiş Amerika kıtasına giderek işlenecek toprakların peşine düştüler ve elde ettiler. Bu topraklar için iş gücünü ise esir aldıkları, Afrika köleleri ile sağladılar. Bu yüzyıllarda elde ettikleri ticari ve finansal üstünlüklerini ise 19. yüzyıla gelindiğinde sanayi üstünlüğü ile devam ettirdiler. Ne zamana kadar? Milliyetçilik akımlarının gelişmesiyle sömürgelerini kaybedip 20. yüzyıldaki iki dünya savaşının biriken yükünün ekonomilerinin belini bükene kadar... Yani 21. yüzyıla gelindiğinde o zamana dek dünyanın en büyük alacaklısı olan İngiltere artık borçlu durumuna düşmüştü.

İşte Ferguson’un kitabında İngiltere’nin bu tarihini okuyoruz. Ancak Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, İspanya gibi devletlerin tarihleri de benzer süreçler yaşadı. Sadece fethettikleri ülke isimleri ile aynı sülaleden gelen krallarının isimleri farklı, o kadar!

21. yüzyıldaki çağdaş anlayış ve ezilen toplumların silahlara daha kolay erişebilme imkanları, ülkelerin diğer ülkeleri uzun süreli işgal etmelerine, halklarını köle olarak çalıştırmalarına imkan vermemekteydi. Güçlerini kaybetmekte olduklarını anlayan bazı ülkeler yeni yönetim modelleri ve yeni denemeler peşine düştü. Globalizasyon ekonomik modeli, bu oyun teorilerinden sadece biri.

Herhalde bugün enerjinin kaynağı olan Kuzey Afrika ve Orta Doğu devletlerinde yaşananlar ve uygulanan uluslararası çifte standart anlayışı da bu oyun teorilerinden oluşturmakta...

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam