VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Mayıs 2017 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Bir kasaba dolusu şüpheli
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bir kasaba dolusu şüpheli

“Trendeki Kız” ile müthiş bir başarı kazanan Paula Hawkins, bu kez küçük bir İngiliz kasabasında peş peşe gerçekleşen intiharların izini sürüyor. Okur da onunla birlikte kasabada yaşayan neredeyse herkesle tanışırken, şüphe oklarını bir o karaktere bir diğerine yöneltiyor.

ÖZLEM AKALAN


Paula Hawkins, 2015 yılında yayımlanan ilk romanı “Trendeki Kız” ile eli kalem tutan herkesin hayalini kurduğu bir başarıya imza atmıştı; 40 ayrı dilde 20 milyon satış! Kitabın USA Today ile Goodreads takipçileri tarafından yılın romanı seçilmesinin yanı sıra New York Times’ın çok satanlarında liste başı olması ve sinemaya aktarılması da cabası…

Yazarın ikinci romanı “Karanlık Sular”, tarihlenmemiş bir olayla, genç bir kadının suda boğulmasıyla başlıyor ve yazar bizi bu heyecan dolu anlatının hemen ardından 2015 yılına getiriyor. Jules, ablası Nel’in ölüm haberini alır ve çocukluğunun geçtiği ancak bir daha dönmemek üzere terk ettiği kasabaya mecburen döner. Burası neredeyse herkesin birbirini tanıdığı, içinden nehir geçen ve hayatın nehir etrafında şekillendiği küçük bir kasabadır. Başarılı bir araştırmacı ve yazar olan Nel, 15 yaşındaki kızı Lena’yı geride bırakıp intihar etmiştir. İntihar etmek için seçtiği yer ise üzerinde araştırma yaptığı ve tarih boyunca pek çok kadının öldüğü Ölüm Göleti’dir. İşin tuhaf yanı bu olaydan sadece birkaç ay önce, Lena’nın en yakın arkadaşı Katie de burada intihar etmiştir. Üstelik geride hiçbir sebep ve not bırakmadan.

Ablasıyla uzun yıllardır konuşmayan hatta Nel’in tüm görüşme çabalarına sırt çeviren Jules, ilk kez gördüğü yeğeni Lena ile iletişim kurmakta zorlanır. Lena annesinin intiharına hiç şaşırmazken, Jules bunun intihar değil cinayet olduğu konusunda ısrarcıdır. Kendisi yüzmekten nefret ederken, kışın buz tuttuğunda bile her gün gölette yüzen Nel’in bu şekilde intihar ettiğine inanmaz.

Katie’nin annesi Louise, sözünü sakınmayan ve olayları didik didik eden Nel’in ölümünden duyduğu memnuniyeti gizlemeyen kasaba sakinlerinden sadece biridir. Çünkü kızının ölümüne Nel’in gölet hakkında yazılar yazması ve oraya “intihar noktası” demesinin sebep olduğunu düşünmektedir. Nel’in “yüzücülerinden” muhteşemlermiş, romantik kahramanlarmış, seçtikleri yerde kolay bir ölüme kavuşmuş cesur kadınlarmış gibi bahsetmeleri Louise’e göre intiharı yüceltmektir.

Yüzyıllar önce suya sürüklenen cadılar, uçurumdan atlayan kadınlar, annelerinin ölüme atlayışına şahit olan çocukların hikâyeleriyle büyümüş olan kasaba halkı ve polis için Nel’in intiharı pek şüpheli görünmese de Jules kendi çabasıyla sonuca ulaşmaya kararlıdır. Ablasının ölümüne bu hikâyeleri anlatmak için yazmakta olduğu kitap mı sebep olmuştur yoksa araştırması sırasına bulduğu bambaşka bilgiler mi? Katie’nin ölümüyle ablasınınki bağlantılı mıdır? Nel’in cinayete kurban gittiğine en yakınları bile inanmazken kendisine tek destek, kasabanın psişik tarotçusu Nickie’den gelir.

Not alarak okuyun!
Paula Hawkins’in yazının başında sıraladığım başarıları, ikinci romanın çıtasını çok yükseltti ve “Karanlık Sular” yayımlanır yayımlanmaz eleştiri oklarının hedefi haline geldi. Hikâyeye kimsenin itirazı yok ama Hawkins’in ilk kitaptaki yazım tarzını ikincide de tekrarlaması okurların kafasını çok karıştırıyor. İlk kitapta tüm karakterleri ayrı ayrı anlatan ya da iç seslerini aktaran Hawkins bu tarzıyla farklılığını ortaya koymuştu. Ne var ki bu romanda ilki gibi üç-dört karakter değil tam on bir karakter var. Neredeyse tüm kasaba olaya dahil ya da şüpheli. Kimi birinci kimi üçüncü şahıs olarak anlatan/anlatılan karakterleri ayırt etmek hayli güç. Bunun sebebi “kalabalık” olmaları kadar, olayları kendi açılarından anlatırken hepsinin “seslerinin” birbirine benzemesi. Hakkında yazacağım kitabı okurken karşıma çıkan küçük/büyük tüm karakterler için not alma alışkanlığım var ancak keyif almak için okunan bir kitapta kaç okur bu yola başvurur bilemiyorum ama denemenizi öneririm.

Son üç-dört yılda Gillian Flynn’ın “Kayıp Kız”ı ile başlayan, SJ Watson’ın “Uyuyana Kadar”ı, Paula Hawkins’in “Trendeki Kız”ı, Lucie Whitehouse’un “Biz Tanışmadan Önce”si ve JP Delaney’in “Önceki Kız”ı ile devam eden aile içi şiddeti, kardeşler ve eşler arasındaki ilişkileri hikâyenin merkezine koyan psikolojik gerilim türündeki romanların yıldızı parlıyor. Hepsi çok satıyor, Hollywoodlu yapımcılar film hakları için birbiriyle yarışıyor. “Karanlık Sular” için de durum farksız olacak ve bu yaz plajlarda en sık göreceğiniz kitap bu olacak. Ancak uyarmadı demeyin, sizi meşakkatli bir okuma bekliyor.



Hayatınız bir yalan üzerine kuruluysa

Paula Hawkins, geçtiğimiz hafta Goodreads’te kendisine yöneltilen soruları yanıtlarken “‘Karanlık Sular’ yine bir psikolojik gerilim. Karakter açısından ‘Trendeki Kız’dan daha zengin ve hikâye oldukça farklı. Ancak anlatım tarzı açısından aynı. Bir kez daha kadınların birbirleriyle olan ilişkilerini ve hafızanın, anıların bazen ne kadar kafa karıştırıcı olabileceğini anlattım” diyordu. “Kendimiz, ailemiz ve çevreniz hakkında anlattığımız öykülerin gerçek olmadıklarını keşfettiğimizde neler olduğu hakkında yazmak istedim.” diyen yazar kitabını okuyanların şu soruyu sormalarını bekliyor: “Hayatınız bir yalan üzerine kurulduğunu fark ederseniz ne yaparsınız?” Hawkins’in kaleme aldığı öyküler kendi hayatıyla uzak-yakın benzerlikler göstermese de “Trendeki Kız”daki Rachel ve “Karanlık Sularda”ki Jules karakterinin kendinden izler taşıdığını söylüyor.





Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Ağustos 2017 Yıl : 13
Sayı : 162