VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
08 Temmuz 2016 Cuma | Anasayfa > Haberler > Bir mahalle ve burada yaşayan tiplemeler yarattım
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bir mahalle ve burada yaşayan tiplemeler yarattım

Bir Metin Çakır Polisiyesi serisinin yazarı Armağan Tunaboylu'nun Resim Cinayetleri kitabı yayımlandı. Klasik polisiye kahramanlarından daha farklı, eğlenceli bir tip yaratan Armağan Tunaboylu'yla polisiye romanları ve Metin Çakır'ı konuştuk.

MERVE AKINCI ALMAZ

Fotoğraf: Çağatay Sılay

Öncelikle klasik sorudan başlayalım: Son birkaç yıldır durum değişse de, yine de genele göre daha az bir kitlesi olan polisiyeyi neden tercih ettiniz? Risk almış gibi hissettiniz mi hiç?

Yoo… Hayır. Zaten ilk kitabımı Oğlak Yayınları’na teslim ettiğimde “Zengin olur muyum,” diye sormuştum. Yanıt kısa ve netti: “Hayır.” Yani daha en başında bir beklentim yoktu. Evet, son yıllarda polisiyeye karşı bir ilgi var. Ama ne kadar? Elektrikli otomobiller artıyor diye seviniyoruz ama her elektrikli otomobile karşı bir milyon fosil yakıtlı otomobil trafiğe çıkıyor. İlginin niteliği de önemli. Yani elektrikli araba elektriği termik santralden alıyorsa hiçbir faydası yoktur. Of, çok fena dağıttım, hemen topluyorum: Yıllardır polisiye roman okumaktaydım, keyif de alıyordum. Ama okuduklarımın büyük çoğunluğu berbat kitaplardı. Öyle böyle değil, inanılmaz kitaplar vardı. Beni heyecanlandıran bir romanla nadiren karşılaşıyordum. Biraz da bu yüzden yazmaya başladım.


Metin Çakır bildiğimiz polisiye karakterlerden farklı. Oldukça eğlenceli, başına gelenlerden hem korkan hem de bir yandan onları çok da umursamayan, duygusal ve kendine has çözümleri olan bir pezevenk. Üstelik, bizden biri. Bu karakter nasıl çıktı ortaya? Esinlendiğiniz birileri oldu mu?

İşte demin dediğim o berbat kitaplar var ya, onlar beni motive etti. Öykülerde mükemmellik aramayı kahramanlarını mükemmelleştirerek yapmaya çalışmışlardı. Sonuçta ortaya son derece rafine, kültür sanat mastırı, her alanda becerikli, gastronomi dehası, yakın ve uzak dövüş sanatları ustası, planlama, analiz yapma uzmanı filan gibi acayip kahramanlar karşımıza çıkıyordu. Tabii son derece yakışıklı ve seksi olduklarını da unutmayalım. Metin Çakır biraz benim bu muhalefetimin, çokça da kızgınlığımın kurbanı oldu. Mükemmeller ne kadar mükemmelse Metin o kadar yerin dibine battı. Esinlendiğim değil ama cesaret aldıklarım var: Homer Simpson, Al Bundy, South Park gibi.


Metin Çakır için yapılan Bernie Rhodenbarr benzetmesine ne diyorsunuz? Yerli yazarlardan çok yabancı yazarlardan okumuşsunuz polisiye kitapları. Bunun sizi nasıl etkilendiğinden bahseder misiniz?

Bernie Rhodenbarr dizisinin neredeyse tamamını okudum. Bir esinlenme var mı? Olabilir. Çalma? Belki. Ama ben okuduğum binlerce kitap, izlediğim bir o kadar filmden de bir şeyler aldım. Arkadaşlarımın esprilerini kullandım. Metin Çakır, Bernie Rhodenbarr’a ne kadar benzerse, Bernie Rhodenbarr’dan o kadar uzaktır. Bernie’den çok benzettiğim başka kahramanlar, başka durumlar ve başka anlatımlar vardır. Ben gene de bu sorunun bana sorulmasına alınmıyorum.

Yerli yazarlardansa yabancı yazarları okumama gelirsek, benim okumaya başladığım dönemde çok fazla yerli yazar yoktu ve olanlar da çok emekleme dönemindeydi. İsim vermek istemiyorum ama en azından "Esrar-ı Cinayat" romanını okurken sıkıntıdan kendimi jiletledim.

Metin Çakır aslında tam bir anti-kahraman. Ne dersiniz?

Bundan çok emin değilim, soruyu görünce biraz araştırma yaptım, Vikipedi der ki: “Anti-kahraman gaddarlık, acımasızlık, alaycılık, bencillik, bağnazlık, kötümserlik ve toplum değerlerini küçümseme gibi kötü karakterlerin vasıf ve özelliklerini barındırırken klasik bir kahramanın dürtüleri ile hareket eder. Klasik kahramanlar gibi verilen görevleri başarı ile yerine getirirler ama bunu yaparken yöntemleri daha farklıdır. Bu nedenle de seyirci veya okuyucu onlarla kendisini geleneksel kahramanlarla olduğu gibi tam anlamı ile özdeşleştiremez ancak onları tamamen de soyutlayıp yok sayamaz.” Metin Çakır’ı bu tümcede bir yere oturtmak oldukça zor. Ben sevildiğini, dolayısıyla benimsendiğini düşünüyorum. Bir de “vigilante” diye bir şey varmış: “Yasal yetkisi olmadığı hâlde düzen korumaya çalışan kimse. Bunu yaparken yetkili makamların ve yasaların yetersiz kaldığı savından yola çıkar. Sinemadaki örneği de Charles Bronson.” Metin bu kavrama daha yakın ama bu işlere gönüllü olarak kalkışmıyor. Sadece kıçını kurtarmaya, sefil hayatını bir nebze daha uzatmaya çalışıyor. Ben, Metin için “post-modern” kahraman diyorum.






Resim Cinayetleri’nde de yine bildiğimiz Metin Çakır talihsizliği var. Hem başı beladan kurtulmuyor hem de bir şekilde kişiliğinden ya da espritüel yanından ödün vermeden uğraşıyor. Nedir Metin’in sırrı?

Bana kitaplarında mesaj yok diyorlar. Ama ben bir mahalle ve burada yaşayan tiplemeler yarattım. Kısacası bir mikrokozmos. Buranın evrene bir yansıması var. Adalet insanlar arasında adil bir şekilde dağıtılmadıkça Metin’in başı beladan kurtulamayacak. Ondan esirgenen adaleti kendi oluşturmaya çalışacak.

Metin anasının gözü olduğunu sanıyor ama naif bir adam. Olayları değerlendirmekle ilgili sorunları var. Olayların da Metin’le büyük sorunları var. Metin alıp başını gidiyor. Hatta çoğu zaman baş ayrı Metin ayrı gidiyor. Ben bile takip edemiyorum onları. Yani bu sorunun yanıtı benden çok onda.




Kitabın arkasında bir Metin Çakır Argo Sözlüğü yer alıyor. Bu sözlüğü ayrıca bir kitaba çevirmeyi düşündünüz mü?

Bu Argo Sözlüğü, Oğlak Yayınları Yayın Yönetmeni Senay Hanım’ın önerisi, editörüm Çiğdem Bakırcıoğlu Arslan’ın emeğiydi. Metin Çakır’ın dili sokak ağzıdır. Bu, dilin ne kadar gelişkin ve zengin olduğunu görmemizi sağladı. Başlı başına bir kitaba dönüştürmeyi şu ana kadar hiç düşünmemiştim. Bir kurgu yakalarsam belki ama Hulki Aktunç’un hazırladığı muhteşem Argo Sözlüğü’nün yanında esamisi okunmaz.

Yazarların serileri okurlarda beklenti oluşturabiliyor: ya hep bu serilerle anılıyor, yeni eserler yazsa da gözden kaçıyor ya da ritmi düşen eserler ortaya çıkıyor. Ne dersiniz? Sonrası için planlarınız, endişeleriniz neler?

Zaytung esprisiydi: “Necati Şaşmaz, Polat Alemdar rolünün üzerine yapışmasından endişeli…” Yani bilemiyorum, Metin Çakır henüz kitlelere mal olmuş bir fenomen değil. Ben başka arayışların da içindeyim. Ama en çok eğlendiğim, Metin Çakır polisiyeleri. Arada bir, daha konvansiyonel bir kahraman üzerine düşünüyorum, planlar yapıyorum. Hatta çok da polisiye olmayan ama gene de bir cinayetin peşinde koşan bir romanla cebelleşiyorum bu sıralar. Yaklaşık otuz senedir benimle gezen başka bir roman daha var. Belki ona bile başlarım. Yaklaşık iki sene önce başladığım ve yarım kalmış bir Metin Çakır daha var. İsmi hazır: “Park Cinayetleri.” Bilin bakalım nerede geçiyor?



Resim Cinayetleri
Armağan Tunaboylu
Maceraperest Kitaplar
Etiket Fiyatı: 20 TL
İdefix: 15,20 TL
Kitapyurdu: 15 TL
D&R: 14 TL
Babil: 15,40 TL

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam