VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Nisan 2018 Pazar | Anasayfa > Biyografi > Bir masum vampir hikâyesi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bir masum vampir hikâyesi

Doğu'nun Çıplak Kadınları” ve Mübadil romanlarının yazarı Handan Öztürk yeni romanı “Kapadokyalı Vampir: Masumiyet”te hem ülkemizin en büyüleyici şehirlerinden biri olan Kapadokya’da geçen bir vampir hikâyesi anlatıyor.

ELİF GÜNAY

"Haremin Büyüsü", "Bir Doğu Masalı: Galata", "Anadolu’nun Ana Tanrıçaları" ve "Türk Dansları" adlı belgesellere senarist ve yönetmeni olarak bildiğimiz, ömrünün yarısını yollarda geçirerek belgesel ve kitap çıkaran Handan Öztürk, yeni kitabı "Kapadokyalı Vampir: Masumiyet" ile karşımızda.

Mart ayında Eksik Parça Yayınları tarafından çıkan Kapadokyalı Vampir dizisinin ilk kitabı "Masumiyet" ile yeni bir hikâyenin izini sürüyor yazar. Hem ülkemizin en büyüleyici tarihi yerinden biri olan Kapadokya'yı daha iyi tanıyor, bilmediğimiz vampirlik tarihini de öğreniyoruz hem de bir yandan da bir vampirin masumiyetini görmüş oluyoruz.

Kapodokya'nın bildiğimiz o tarihinin aksine Kapadokya'da Klanlıklardan söz ediyorsunuz. Bunlar kimler ve nereden geliyorlar?
Vampir söylencesine göre hikâye şöyle; Tanrı insanları önce Hz. Adem ile karısı Lilith olarak yaratır. Bu karı koca cennet bahçesinde birlikte yaşamaya başlarlar. Hz. Adem’in sürekli üstünlük kurmaya çalışması karşısında kavgalar başlar. Sabrı taşan Lilith yüksek sesle Allah’ın adını söyler. Böylece de Allah ile kulları arasındaki mesafenin ifadesi olarak koyulan bir yasağı deler ve kovulur. Lilith ile Adem’in ilk çocukları olan Habil ile Kabil ise çok geçmeden birbirlerine düşerler. Kabil bir cinnet anında Habil’i öldürür. Adem oğlunun kanını içmekle lanetlenmiş olan Kabil, bu nedenle ilk vampir sayılır. Kabil’in ilk çocukları, vampirlerin ikinci nesli sayılan üç çocukla birlikte ilk vampirler şehrini kurarlar. Sonra üç çocuk da kendi çocuklarını yaparak üçüncü nesil olan ve ilerde her biri kendi klanını kuracak olan on üç çocuğu yaparlar. Bunlardan biri olan Cappadocius, çocuklarıyla beraber Kapadokya’ya gelerek buraya yerleşir. Kapadokya Klanı 14.yy’da önemli bir ticaret merkezi olmaya başlar. İpek Yolu’ndan baharat ve ipekler taşıyan Venedikli tüccarlar buraya at almak için buraya akın ederler. Kapadokya klanı bu alışveriş sürecinde ününü duydukları Augostus Giovanni’yi ülkelerine davet ederler. Ölümsüzlük konusunda çok ünlü olan Giovanni bu daveti kabul ederek Kapadokya’ya gelir ve onlar tarafından vampire dönüştürülür. Ancak güce tapan Giovanni, Kapadokya Klanının bir üyesi olarak kalmayı ret ederek kendi klanını kurar. Daha sonra da bütün gücü elinde tutabilmek için Kapadokyalılara savaş açar. Bu savaş sırasında ölümlü insanlar ve onların ölüleriyle çok birlikte oldukları için vampirlik güçleri giderek azalan Kapadokyalıları yeryüzünden silmeyi başarır. Ancak bu katliamdan kurtulan birkaçı Venedik’e kaçar. Ana karakterimin geçmişini bu söylence üzerine kurdum.

Romandaki diğer ilginç hikaye ise, "Adem ve Havva" ritüelinin "Lillith ile Adem" şekline olması. Aslında biz "Adem ve Havva" efsanesini yanlış mı biliyoruz?
Bana kalırsa vampir söylenceleri ve vampir kültü insanların bilinçaltı. Zaten bu kitap da benim bilinçaltım. Onu daha sonra açarım. Sorunuza gelince; Vampir söylenceleri şöyle diyor: Önce Lilith ve Adem vardı. Ancak Adem Lilith’i klasik koca anlamında eziyordu. Lilith bir süre sonra bu duruma baş kaldırır ve hakkını aramaya başlar. Adem onu Allah’a şikayet eder . Lilith Kızıldeniz çöllerine sürülür. Lilith kovulunca Adem yalnızlıktan bunalır ve tekrar Allah’a yalvarır. Allah Hava’yı yaratır. Ama Lilith suretinde… Adem Hava’nın yeni biri olduğunu anlamaz ve hatta Lilith ne kadar da uysal olmuş ne kadar da değişmiş diye düşünür. Ama bana kalırsa Adem/Lilith/Hava söylencesinin iki versiyonunda da değişikliği isteyenlerin, statükoya başkaldıranların kadın olması. Hava’nın da yasak elmayı çaldığını unutmayalım. Adem ise iki versiyonda da genel geçer düzeni savundu. Ona sığındı.




Kötücüllüğe karşı isyanım var

Karşımızda öyle bir vampir var ki, kendi bile çelişkide. Bu kadar masum bir vampir nasıl oluyor?

Çok zor bir dönemden geçiyordum. İnsan ilişkilerindeki samimiyetsizlik ve faydacı yaklaşım tüm topluma egemen olduğu gibi sinema ve tv piyasasını da hızla etkiledi. İlişkiler her alanda olduğu gibi bu mecrada da çok yara aldı, çok yozlaştı. Bu kitabın alt metninde başbaşa kaldığım kötücüllüğe karşı isyanım var. Bu nedenle üçleme olarak tasarladığım romanın birinci cildinin alt başlığı masumiyettir. Olay örgüsünü, Kapadokya’nın ve Can/Jan’ın esrarengiz hikâyeleri oluştur iken, alt metni bu adalet arayışı ve bu masumiyet oluşturur. Esasında toplumsal olarak da böyle ve de çözülemeyen her adaletsizlik toplumsal cinnetlere yol açıyor gözümüzün önünde. Beni boğmaya başlayan tüm bu kötücüllükleri vampir romanına yüklemeye başladım galiba. Ancak bilincim ve ilkelerim beni klasik bir vampir karakteriyle hem hal olmamı engelledi doğal olarak. Vicdan duygum özellikle! Bu nedenle ortaya distopik, yapı bozumcu bir vampir karakteri çıktı.


Kapadokyalı Vampir: Masumiyet
Handan Öztürk
Eksik Parça Yayınları
24 TL





Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam