VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
09 Şubat 2011 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Bir savaştan arda kalanlar
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bir savaştan arda kalanlar

Kore Savaşı""nı bir Çinlinin gözünden anlatan, savaşın tüyler ürpertici gerçekliğini vurgulayan ""Savaş Artığı"" geçtiğimiz günlerde Ayrıntı Yayınları tarafından yayınlandı.

İ.Şevket Erkoç

Bir açıdan bakıldığında tamamen yabancısı olduğumuz, diğer açıdan bakıldığında ise
gazilerinin hâlâ aramızda dolaştığı ama ne olursa olsun bize ait olmayan bir savaş:
Kore Savaşı. Türk Edebiyatı’nda maalesef, en azından benim bildiğim kadarıyla,
Kore Savaşı’nda olanları anlatan, işleyen kurmaca bir eser yazılmadı, yayınlanmadı.
Maalesef diyorum çünkü yakın geçmişimizde yaşanan Türkiye Cumhuriyeti’nin dâhil
olduğu en ilginç savaşa dair gözlemleri okumak gerçekten ilginç olurdu. Bu savaşa en
az bizim kadar yabancı olan başka bir devlet Çin Halk Cumhuriyeti de savaşa, resmi
olarak olmasa da dâhil olur. Orada yaşananları biraz olsun aydınlatmak isteyen Çinli
yazar Ha Jin, belki de bu yüzden "Savaş Artığı"nı yazmış.
Kısaca Ha Jin’i tanımak istersek, babasının izinden giderek daha on üç yaşındayken
askeri okula katılır. Burada edebiyata olan ilgisi artar. 6 yıl sonra ordudan ayrılır
ve üniversitede İngilizce üzerine çalışmalar yapar. 1985 yılında Çin’i terk eder ve
Amerika’ya yerleşir. Birçok ödül kazanır. Bunlardan bazıları şöyle: "Bekleyiş"
(Waiting) isimli romanıyla Pen/Faulkner ödülü, "Kelimeler Okyanusu" (Ocean of the
Words) isimli hikaye kitabıyla Pen/Hemingway ödülü ve "Kızıl Bayrağın Altında"
(Under the Red Flag) isimli hikâye kitabıyla Flannery O’Connor ödülü... Ha Jin’in
ülkesi Çin’de ve eserlerini yayınladığı Amerika’da gördüğü ilgiye karşın, Türkçede
maalesef yayınlanan iki kitabı var. İlki "Büyük Havuzdaki Küçük Balık" daha önce
Bilim&Gönül Yayınevi etiketiyle çıkmıştı. Diğeri de birazdan detaylı bir şekilde ele
alacağım "Savaş Artığı". Hiç şüphesiz Amerika’da yazdığı için yazara yapıştırılacak
ilk kanı doğuyu batıya anlatmaya kalkan bir doğulu olması kaçınılmaz... Ama Ha
Jin’i okumaya başlayınca yazarın sadece bunu yapmadığını, aynı zamanda evrensel
değerlerle hareket edip kara mizahı kullanarak gerçek bir insanlık dramı anlattığı
kolaylıkla anlaşılmakta... Yaşanılan bu dramlar sadece Çin’de değil dünyanın her
yerinde gerçekleşmektedir.
"Savaş Artığı"nda Ha Jin ustalığını konuşturuyor. İki büyük geleneği, kurgu ve
röportajı mükemmel bir şekilde harmanlıyor. O kadar ki kitabı okurken sık sık
romanın kahramanı Yu Yuan’ın bir kurgu kahramanı olduğunu kendinize hatırlatmak
zorunda kalıyorsunuz. Çünkü karşınızda belki de son yılların en gerçekçi kahramanı
durmakta.
Kahramanımız Yu Yuan sıradan bir askerdir. Yu Yuan, 73 yaşında emekli bir
İngilizce öğretmenidir. Kore savaşında Çin ordusunda bir asker olarak görev
almıştır ve Cheju Adası’nda esir düşmüştür. Esir olarak yaşadığı üç yılın ardından
Çin’in çeşitli bölgelerinde öğretmen olarak yaşamını sürdürmüştür. Her zaman
gözlem yeteneğini, toplumsal dinamikleri okumayı (ki o zamanlar milliyetçiler ve
komünistler arasında son derece keskin bir çatışma vardı, ayrıca Çin’de bir kültürel
devrim gerçekleşmekteydi ve son olarak da 1980leerde Çin’in dünyaya açılması
söz konusuydu), analiz yeteneğini sürekli diri tutmayı başarmıştı. İstediği gibi genç
yaşta evlenememişti, iki çocuğu olmuştu, çocuklardan bir tanesi Amerika’ya göç
etmişti hatta kendi kelimeleriyle söylersek Amerikalı iki torunu vardı. Kitabın başında
Atlanta’daki oğlunu ziyarete gitmektedir Yu Yuan ve karnında "Fuck Us" yazan bir
dövme vardır. Amerika’da bulunduğu süre boyunca bu dövmenin gözükmesinden
ölesiye korkmakta ve çekinmektedir. İki büyük karar alır Yu Yuan: Birincisi bu
dövmeyi sildirmek ikincisi ise uzun zamandır planladığı gibi savaş anılarını yazmak.
Bu anıları Amerikalı torunlarına bırakabileceği yegâne armağan olarak görmekte ve bunları İngilizce yazmaktadır. Bu anıları okudukları zaman gerçekten karnındaki
dövmenin anlamını kavrayabileceklerdir.
Kitap, zaman zaman belgesel tadında olsa da Yu Yuan’ın hayata bakışını, düşlerini,
kurduğu hayalleri ve Yu Yuan’ın etik anlayışını hesaba katınca bu belgesel gibi
olan yaklaşım kısa sürede silinmekte, daha doğrusu son derece başarılı bir şekilde
harmanlanmakta... Kitapta aynı zamanda Amerikalı ve Güney Koreli askerlerin,
esirlere uyguladıkları aşağılık muamelenin, insanlık dışı yaklaşımların insanın
zihnini köreltebilecek, aklının almasına imkan vermeyecek bir şekilde betimlendiği
görülüyor. Belgeler Ebu Garip’ten Guantanamo’ya bu tarz yaklaşımların hala
sürdüğünü gösterdiği için "Savaş Artığı"nın evrenselliği pekişmiş oluyor.
"Savaş Artığı", sarsıcı, bilgelik dolu, savaşın ne kadar tüyler ürpertici olduğunu
beynimize kazıyan bir roman. Yönelttiği “İnsan niçin savaşır?”, “Bir askerin en büyük
korkuları nelerdir?” gibi sorularla insanın sarsarak kendine getiriyor ve savaşların
anlamsızlığını hatırlatıyor.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam