VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
20 Eylül 2010 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Bir şehir gurbete gitse gör başına neler gelir
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bir şehir gurbete gitse gör başına neler gelir

Laurent Vidal, sandıklara doldurulup üç kıta dolaştırılan bir kentin ve insanlarının “Taşınma” hikâyesini “Mazagao, Şehirler de Göçer” isimli kitabında okurla paylaşıyor.

Fügen Ünal Şen

Ev taşımak ne zordur değil mi? Yeni evi bulmak bir yana, toparlanmak, paketlenmek, “Evden eve nakliye” işini çözmek, götürülecek, bırakılacak eşyalara karar vermek. Bir de ortada iki ev varken ikisini de sahiplenemediğiniz an yok mu, o arada kalmışlık duygusu... Eskiye veda edemeden yeniyi nasıl sahiplenir ki insan?
Aynı mahallede, aynı şehirde ya da aynı ülkede şehirden şehre taşınma fikri bir yana, sevgili okur haydi gelin 1769 yılına gidelim. Fas’a. Ve oradan bir şehri, içindeki insanlarıyla alıp Amazonlar’a götürelim; ne macera ama...
Şehrin adı Mazagao olsun ve o şehir topyekün, kıtalar arası yolculuk yapsın. Doğrusu bu enteresan olaya Laurent Vidal’in “Mazagao, Şehirler de Göçer” adlı kitabını okumadan önce yabancıydım. Ah tarih... Ne hayatlar, ne dramlar saklıyorsun bağrında...
Şehrin başına gelen öylesine sıra dışı bir yolculuk ki yıllar sürüyor, araya kıtalar, ülkeler, savaşlar, ölümler, açlık ve hastalık giriyor. Denizleri, fırtınaları, bilinmedik kıtaların yabancı iklimini saymıyor, Kral’ın, Kraliçe’nin gerçekleştirmediği vaatlerini yazmıyorum bile. Olayın 1700’lerin sonunda geçmesini, azgın dalgalara dayanamayan kalyonları, Amazon’da ilerleyen ağaçtan oyma kanoları görmezden geliyorum ve yazarın titiz çalışmasına saygılarımı sunuyorum.
Tarihçi ve kendi tanımlamasıyla çömez yazar Laurent Vidal’in “Mazagao, Şehriler de Göçer” isimli kitabını okuduğum andan beri 1700’lerin sonlarındayım. Bir Fas’tayım bir Amazonlar’da. Bir döküntüler, sandıklar, yığılmış eşyalar arasında limandayım, bir aynı döküntülerle yelkenleri rüzgâr dolu bir kalyonda; hem deniz üstündeyim hem çöl ortasında ve fakat her daim kelle koltuk yaşamaktayım.
Öyleyim.
Önce “Mazagao neresi?”diyenlere yanıt verelim. İnternete sorarsanız iki Mazagao’yu söylüyor size. Biri Fas’ta eşsiz kumsalını emrinize sunan bölge, diğeri Brezilya Amazonları’nda... İşte püf noktası da bu. “Fas neresi, Amazonlar neresi, ne alâkaları var?” demeyin zira ikisi de aynı Mazagao.
Vidal’ın araştırması ve kitabı burada imdada yetişiyor: Kitap, Portekiz Krallığı’nın “reconquista” hareketi çerçevesinde, 1514’te Fas kıyısında kurduğu Mazagao (Mazagan okunuyor) kale-şehrinin hikâyesi. İlk başlarda pek gözde olan bu kent giderek unutuluyor. Yıllar içinde gücü zayıflayan kentte yaşayan iki bin Portekizli, 120 bin Kuzey Afrikalı tarafından kuşatılıyor. İçeride Hristiyanlar, dışarında Müslümanlar... Din üzerinden güç savaşı. Ve işte tam da bu noktada Portekiz Kralı kenti “savunmak” yerine “taşımanın” daha ucuz ve uygun olduğuna inanıp,
2 bin insanı ve kentteki değerli sayılan her nesneyi kuşatmayı yararak nakletme kararı alıyor. Nereye mi? Elbette o dönemde sömürgeci
Portekiz’in incisi olan Brezilya
Amazonları’na...

YILLAR SÜREN YOLCULUK

Yazarın Fas, Portekiz ve Brezilya’daki arşivlerde ve Amazon Ormanları’nda bir dedektif titizliğinde yaptığı araştırmalarda ulaştığı sosyolojik tespitlere elbette birkaç satırla değineceğim ama bu sonuçları doğuran “Yolculuğu” anlatmalı önce.
Kimler, neden, ne zaman, nereye ve nasıl taşınmışlar? Şöyle özetleyebiliriz: Kuzey Afrika kıyısındaki Mazagao, önce deniz yoluyla Lizbon’a, oradan da Atlas Okyanusu’nu aşarak Balem’e taşınır. Oradan da “Nova (Yeni) Mazagao” adıyla yeniden inşa edilen şehre, omurgasız, dümensiz, devasa tomruğun oyulmasıyla elde edilen kanolarla. O bir göçmen şehirdir. Sadece insanları değil binaları, kiliseleri, kilisenin içindeki kutsal parçalarına kadar her şeyiyle kendi topraklarından alınıp başka topraklara kondurulmuş kolu kanadı kırık bir şehir...
Ve elbette sandığa tıkıştırılmış bu şehrin insanları yaşanan her göç olayında olduğu gibi “Yüzleri olmayan, sadece rakam olmaktan öteye geçemeyenlerdir.” İşte Laurent Vidal şehrin taşınması sırasında evraklara “sayı” olarak kaydedilen bu insanların duygularının peşine düşmüş. O yüreklerde yaşanan fırtınaları, toplumsal travmayı ve yıllar içinde oluşan kültürel değişimi anlamayı ve anlatmayı hedeflemiş. Çok da başarılı olmuş. Kitaptan tek bir cümle seçip üstünde saatlerce antropolojik ve sosyolojik konuşmalar yapabiliriz: “Mazagaolular eğitimlidir ve ayakkabı giyme alışkanlığını daima korumuştur. Bu da Amazonlar’da önemli ölçüde deri tüketimine yol açmaktadır. Deri bulmakta sıklıkla karşılaşılan zorluklar nedeniyle de halkımız uzun süredir evlerinden çıkmamaktadır.” Basit gibi görünen ne önemli bir değişim.
Yaşananlar hiç de kolay değildir. Fiziki zorlukları bir çırpıda sıralayabiliyor insan. Hızla toparlanmayı, yola alınacak kısıtlı eşyayı seçmeyi, yol boyu gerekecek malzemeleri edinmeyi, sandıklamayı, evraklara yazılmayı, sıraya girmeyi, kalyonlara binmeyi, yağmuru, fırtınayı, dalgayı, açık denizde yakalanan hastalıkları... Liman kentine inip sandıklar arasında beklemek, dağıtılan yemeği kapma yarışı ve yine de aç, açıkta kalmak, yeniden yola çıkacakları için “arada” bir yerde vakit öldürmek de saymamız gereken zorluklar arasında elbette.
Ama ya duygular? Yürekte büyüyen endişe, huzursuzluk, korku halleri? Belirsizliğin yaşattığı hayal kırıklığı... Fas’ta bırakmak zorunda oldukları kale-kentin insanlarının sandıklara tıkıştıramadıkları nelerdir? Laurent Vidal Fas, Portekiz ve Brezilya’daki kütüphanelerde bulduğu küflü kâğıtlardaki yazılarda iz sürüp şu sonuca varıyor: “Mazagao toplumu bu uzun yolculuktan hasarsız çıkamadı. Yapısı ve kültürel kimliği bu nakil sırasında köklü bir değişime uğradı.” Bir ketin taşınma telaşına sıkışıp kalan hayatlar ve duygular, “Mazagao, Şehirler de Göçer”in satırlarında saklı. Okur tam on dört yıl süren bir savruluşla yıllar içinde oluşan değişime ve toprağından sökülüp alınan bir kökün nasıl gün be gün cılız bir dala döndüğüne tanıklık ediyor.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163