VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Haziran 2015 Pazar | Anasayfa > Haberler > Bir Türk Tiyatrosu hazinesi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bir Türk Tiyatrosu hazinesi

Ahmet Refik Sevengil’in tiyatro tarihine damgasını vurmuş sanatçılarla görüşerek ve arşivleri tarayarak kaleme aldığı “Türk Tiyatrosu Tarihi” kitabı adından da anlaşılacağı üzere tiyatromuzun kurulduğu günden bugüne geçen süreci anlatıyor.

LEVENT TÜLEK




Türk Tiyatrosu Tarihi, alanında bir kaynak kitap özelliği taşıyan ilk ciddi çalışmadır…“ diyor Nesteren Davutoğlu bu değerli çalışmanın önsözünde. “(…) Uygar ülkelerde ahlaki yeniliklere, devrimlere hizmet eden yüksek seviyeli ruh alemlerinin, kültür kuºaklarının hazırlayıcısı olan tiyatro sanatına gönül ve emek vermiş, Batılı tiyatronun ardına düşenlere bir manifesto hazırlamıştır sanki…“ diye de devam ediyor.

Çok değerli bir reklamcı olmanın yanı sıra önsözünde yazdığı gibi “torunu olmaktan gurur duyduğu” dedesinin hazine değerindeki bu çalışması için çok doğru ve isabetli bir giriş yapmış Davutoğlu. Alfa Yayınları‘nın günümüz tiyatro sektörüne, konservatuarlara, meraklılarına adeta armağan ettiği Refik Ahmet Sevengil’in Türk Tiyatrosu Tarihi’nin yeniden basımı gerçekten de büyük bir eksiği kapatıyor. Son yıllarda ateşi yükselen yeni ses ve nefeslerle canlanan tiyatronun nasıl bir temele sanat inşa ettiklerini görmeleri açısından çok değerli bir yapıtla karşı karşıyayız.

Çok bilinen haliyle modernleşme eşiğindeki Türkiye’de batılı anlamdaki tiyatro sanatının 19. yy başlarında başladığını biliyoruz. Onun öncesinde Anadolu’da tiyatro demek hem bizim hem de batılı düşün insanları için Karagöz, meddah ve ortaoyunu demekti. Hatta Sevengil meddahın batılı tiyatro adamları tarafından bir tiyatro türü olarak benimsenmediğini söylüyor kitapta. (Ne kadar günümüzde “stand up tiyatro mu değil mi?” tartışmalarına benziyor değil mi?) Ve de ortaoyununun bile Avrupalı kaynaklarda ciddiye alınmadığından dem vuruyor. Onların ilgi alanı tarihin her alanında Karagöz, yani gölge oyunu üzerine olmuş.

Türklerin tiyatroyla ilgili tarihleri sadece Karagöz’den oluşuyormuş tezini Refik Ahmet Sevengil yaptığı çok ciddi araştırma ve çalışmayla yerle bir ediyor. Ve yazarın asıl meselesi de burada başlıyor ve sadece bir tarihçi olarak değil, bir sosyolog, bir antropolog gibi Türklerin ta Orta Asya dönemlerine gidiyor ve tiyatronun kökeni olan ritüellerin, ayinlerin, folklorun, törenlerin nasıl da oyuna -tiyatroya- evrildiğini bilimsel/tarihsel dayanaklarla anlatıyor kitabında. Orta Asya’daki Çin etkisinden başlayarak Osmanlı döneminde batıdan etkileşime kadar bilmediğimiz ( ya da kulaktan dolma veya okulda öğretildiği kadar) bir tiyatro tarihini oldukça sade, akıcı, didaktik olmayan, masalsı bir dille anlatıyor.

Tiyatroyla ilgilenenler bilirler, ülkemizde yerel tiyatro tarihi ve kuramı üzerine çalışmaların kitaplaşması, basılsa da bir süre sonra raflardan kalkması ve sonra sahaf sahaf dolaşılıp ya da internette satış sitelerinde avcılığa çıkılması büyük bir sıkıntıdır. Edebiyat dünyası sektörel anlamda kurgu edebiyat üzerine bina edildiği için bu çeşit spesifik çalışmaların yayınlanması, tekrar basılması büyük bir nimet oluyor okuyana. O yüzden Alfa’yı tekrar kutlamak istiyorum.
“Türk Tiyatrosu Tarihi”nin bir özelliği de şu. Yalnızca alanı içinde bulunan okuyucuya değil tüm tarih, sosyoloji ve kültür kitabı sevenlere de hitap ediyor. Hatta ileri gidersem özellikle Osmanlı döneminin anlatıldığı bölümler öyküsel bir lezzetle aktığı için bir roman gibi bile okunabilir. Ama her şey bir yana görsel sanatlarla ilgilenen herkesin kütüphanesinde bulunması gereken bir eser Refik Ahmet Sevengil’in bu göz nuru çalışması. Sadece tiyatrocuların değil sinemacıların, televizyoncuların, medya sektöründe olanların da ilham alacakları bir kitap “Türk Tiyatrosu Tarihi”.

Yazar Türk Tiyatrosu’nun tarihine eski çağlardan başlamış. Yani Türklerin Orta Asya’daki en eski zamanlarından. Doğal olarak sanatın her alanında Çin etkisi görülüyor. Sevengil’in yöresel folklordaki sözsüz, bedensel oyunlarında geleneksel Çin Tiyatrosu etkisinde olduğunu anlatıyor.

(Gerçekten de bazı Anadolu folklor oyunlarında hasat biçme, avlanma, doğa olayları gibi olguların hareketlerle betimlenmesini Çin’in no veya kabuki oyunlarına benzetmek mümkündür.)

Ardından kronolojik olarak Cumhuriyet dönemine kadar tiyatronun bu topraklardaki izini sürüyor yazar. Orta Asya, Osmanlı Dönemi, Köy Oyunları, Operayla İlk İlişkiler, Tanzimat Dönemi Tiyatrosunun Önceleri, İlk Türk Sahne Sanatçıları, Tuluat Tiyatrosu, Saray Tiyatrosu, Meşrutiyet Tiyatrosu ve Cumhuriyet Tiyatrosu kitabın ana bölümlerini oluşturuyor.

İKİ AYRI DÖNEM

Kitabın en önemli önermelerinden biri de Türkiye’de tiyatronun iki ayrı dönemde adlandırılabileceği konusu. Birincisi sahneli, dekorlu, metinli, rejili modern anlamdaki tiyatronun ülkemizde ilk olarak başladığı 19. Yüzyıl başları. Diğer dönem ise köy seyirlik, ortaoyunu, meddah vs. gibi türlerin, yani halk oyunlarının varlığını gösterdiği modern tiyatro öncesi, yani 19. Yüzyıl öncesi. Refik Ahmet Sevengil modern tiyatronun Osmanlı Dönemindeki önemini uzun uzun belgelerle, anekdotlarla anlatmış. Ancak Anadolu halk geleneğinden çıkma dramaya yakın türlerin de modern tiyatroya katkısını yine aynı titizlikle bu değerli tarihsel çalışmaya titizlikle eklemiş. Şöyle diyor Sevengil kitabın bir bölümünde: “Okur, Türk topluluklarının geçmişten gelen dram sanatının gelişip ilerleyerek bugünkü Türk tiyatrosuna kaynak olmadığını kolayca anlamış olmalı.

Bugünkü haliyle piyesli, sahneli, dekorlu tiyatro, ülkemize 19.yüzyılın ilk yarısında, Avrupalılaşma hareketinin etkisiyle başlamıştır. 19. Yüzyılda o zamanki başkent İstanbul’da ve aydınlar arasında ilgi ve rağbet gören batı tarzı tiyatro sanatı, günden güne ulusal hayat içinde yerleşip kök salmaktadır. Bu, halk arasındaki eski oyunlarla hemen hemen hiç ilgisi olmayan, apayrı bir yoldur.
Tanzimat sonrasında başlayan suflörsüz, yani tuluata dayalı temsiller, esas karakteri bakımından eski halk komedilerini hatırlatır. Onun için Batı tiyatro sanatının ilk yerleştiği yıllarda halk tiyatrosuyla hiç ilgisi olmadığını söylemek mümkün değil…“

Yani kitabın yazıldığı günlerde de, günümüzde de devam eden sanatın gelenekselden beslenme sorunsalı, daha açık deyimiyle kendi kültürünü ve geleneğini reddetmeyen tiyatro meselesi açısından da çok ciddi bir kaynak Türk Tiyatro Tarihi. Yeni tiyatrolar, yeni sahneler, yeni yazarlar ve oyuncularla hareketlenen, umut veren son dönem ülke tiyatrosunun ileriye taşınabilecek ve sürdürülebilecek tarihlerinin başlangıcı aslında Refik Ahmet Sevengil’in “Türk Tiyatrosu Tarihi”. Kalıcı, evrensel ve kültürel zenginliği olan bir tiyatro sanatını murat ediyorsak bunun Dna kodlarını bu kitapta bulabilirsiniz. İyi okumalar...

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam