VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
23 Nisan 2014 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Bir zamanlar onlar da çocuktu
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bir zamanlar onlar da çocuktu

Her yaşın ayrı bir okuması vardır. Mesela henüz bir çocukken bizi etkileyen kitapları hiç unutamayız. İlk gençlik yıllarımızda odalara kapanıp okuduklarımızı da... Peki, Türk edebiyatının ünlü yazarları için bu kitaplar ve onların yazarları kimdi? Sorduk anlattılar.

İPEK CEYLAN ÜNALAN

AYŞE KULİN
Dünyayı keşfe çıkan tavşan
Dört beş yaşına kadar babamdan bana okunmasını çok sık istediğim kitap, Almanca ve resimli bir kitaptı: “Küçük Tavşanın Maceraları”. Küçük tavşan, evinden ayrılıp güneşi takip ederek dünyayı keşfe çıkar ama annesini babasını özleyip evine çabuk dönerdi. Okuma yazma öğrendikten sonra Doğan Kardeş dergisine abone oldum, ayrıca Andersen’in masallarını okudum. İlkokulda babamın armağan ettiği “Beyaz Zambaklar Ülkesinde”, masal dışı ilk kitabımdı.İlk gençliğimde ise, Charles Dickens’ın David Copperfield’ını, Jane Austen’in romanlarını ve Amerikalı bir yazarın yazdığını sandığım ama aslında Nihal Yeğinobalı’nın romanı olan “Genç Kızlar”ı okudum. Her birini hala hatırlarım. Ama o yıllar bu kitaplardan neden etkilendiğimi hatırlayamayacağım kadar geride kaldı. Türk edebiyatını ortaokulda okumaya başladım. Nezihe Meriç’in “Topal Koşma”sı, Yusuf Atılgan’ın “Aylak Adam”ı, Sabahattin Kudret Aksal’ın “Gazoz Ağacı” baş ucu kitaplarımdı. Edebiyat düşkünlüğümü on beş yaşındayken tanıştığım Nezihe Meriç’e borçluyum.

David Copperfield
Charles Dickens
Çev: Feza Ustaoğlu
Gün Yayıncılık
5 TL


CANAN TAN
Peride Celal’in Renan’ının adını kızıma verdim

Antoine de Saint Exupery’un “Küçük Prens”ini ilk okuduğum yıllarda “Fantastik Edebiyat” kavramı dillere yerleşmemişti henüz. Uçağı arızalanınca çölün ortasında yapayalnız kalakalmış bir pilotla ev büyüklüğündeki bir gezegenden gelmiş Küçük Prens’in öyküsünü çok sevmiştim. Ancak yaşım gereği, satır aralarında gizlenmiş felsefi pırıltıları görememiştim haliyle. “Gerçeğin mayası gözle görülmez!” tümcesinin anlamını kavrayamamıştım örneğin. İlk gençlik yıllarımda beni çok etkileyen iki kitap var: Yaşar Kemal’in “İnce Memed”i ve Peride Celal’in “Üç Kadının Romanı”. Ortaokul son sınıftaydım “İnce Memed”i okuduğumda. Ağa, köy, köylü, ezilmişlik, özgürlük, hak kavramlarıyla ilk yüzleşmemdi. Peride Celal’in, yazın hayatında farklı bir boyuta geçtiği, gerçekçi ve toplumsal bakış açısıyla yazdığı bu ilk romanını lise yıllarımda okumuştum. “Üç kız kardeş”... İki abla kaderci, toplumsal baskılara körü körüne boyun eğmişler. En küçükleri Renan ise ayağı yere basan, özgürlükçü bir genç kız. Kızımın adı Renan! Romanın beni ne kadar etkilediğinin en somut kanıtıdır sanırım.
Küçük Prens
Antoine de Saint Exupery
Çev: Sumru
Ağıryürüyen
Mavibulut Yayınları/ 17 TL


GÜLTEN DAYIOĞLU
“Madam Bovary” bana şamar gibi gelmişti

Kitap okumaya uyandığımda, Kütahya’da ilkokuldaydım. Ama kitap yoktu. 1940’ların son 1950’lerin ilk yılları pek zor ve sıkıntılı günlerdi. Sekiz kuruşa satılan, “Çocuk Haftası”, “Çocuk Gözü”, “Çocuk Kalbi” vb. dergilerde, Kemalettin Tuğcu romanları , tefrika -arkası yarın yöntemiyle yayınlanırdı. İkişer kuruş katışarak, dört arkadaş alırdık bu dergileri. Roman ile ilk o sırada tanıştım. Haftaları iple çekerek okurdum o romanları. Adlarını bile anımsamıyorum. Lise birdeyken Gustav Flobert’in “Madam Bovary” adlı romanıyla tanıştım. Üstelik bu kitap benim dönem ödevimdi. Henüz yaşamın türlü halleri karşısında, ağzım süt koktuğu için, “Madam Bovary” beni çok etkiledi. Emma’nın zayıflığı, okuduğu kitapları zihin süzgecinden geçirme gereksinimi duymadan, (aslında bunu yapacak alt yapıya sahip değil ya !) kahramanlarıyla özdeşleşmeye kalkışması, ruhsal,cinsel dürtüler, toplumsal etkenler nedeniyle, sınırsız düşlere dalması ve açmaza düşünce, canına kıyma zayıflığına sığınıp, yokluğa karışması, bana şamar gibi gelmişti.

Madam Bovary
Gustav Flobert
Çev: Tahsin Yücel
Can Yayınları
22 TL


ORKUN UÇAR
İlk kitabımı harçlıklarımı biriktirerek aldım

Mark Twain’in “Tom Sawyer” adlı eseri beni çok etkilemişti. Daha doğrusu sevmiştim. Bunun ilk nedeni harçlık biriktirerek aldığım ilk kitap olmasıdır. İnsanın kendi parasıyla, bedelini ödeyerek aldığı kitabın farkını o zaman anlamıştım. Hediye kitaplara veya ödünç kitaplara o kadar değer verilmiyor. Hatta diyebilirim ki okurlardan geri dönüş alırken, hangisi para ödeyerek almış, hangisi korsan okumuş anlarım. Zira korsan okuyan “sen” diye hitap eder ve herhangi bir saygı mesafesi yoktur. İkinci neden Tom’un bahçe çiti boyama gibi konularda gösterdiği çocuk zekası, Huckleberry Finn ile arkadaşlığı ve mağarada yaşadığı maceraydı. Gençlik çağlarımı ise bilim kurgu romanlar etkiledi. Isaac Asimov’un “Vakıf Serisi” ile geleceği yönlendirme, inşa etmenin mümkün olduğunu öğrendim. Kitlelerin bireyden daha güçsüz olduğunu. George Orwell’ın “1984” romanı ise her türlü totaliter rejimi, düşünceyi, inancı tehdit olarak algılamamı sapladı. Bireyin özgürlüğünü en önemli şey olduğunu anladım. Ayrıca çevremizi duyu organlarıyla algıladığımızı ama bunlara da güvenmememiz gerektiğini.

Tom Sawyer
Mark Twain
Çev: Duygu Uğur
Epsilon Yayınları
10 TL



CELİL OKER
Cağaloğlu’nda Orhan Kemal’in izlerini aradım

Çocukluğumda beni en çok etkileyen kitap, Bruno Kaiser’in “Keşifler ve İcatlar Ansiklopedisi”ydi. İşin güzel tarafı insanoğlunun bilim, felsefe, sanat, coğrafya gibi konulardaki başarılarını, olay, kişi ve konu bazında, ama hepsi resimli roman biçiminde veriliyordu. Okuması çok zevkliydi. Adeta ezberleyene kadar tekrar tekrar okudum. Tarihe ve insanoğluna güvenimin temellerini o iki cilt kazandırdı bana sanırım. Oradan edindiğim bilgilerle, hiç ders çalışmadan ilkokulu parlak biçimde geçirdim. Aynı şeyi ortaokulda da denedim, yürümedi, o başka.
Orhan Kemal’in “Bereketli Topraklar Üzerinde” kitabı ise ilk gençliğimde bende derin izler bırakan kitaptır. Lisede kütüphanede rastlamıştım. Roman denen türün hem eğlenceli hem de dönüştürücü gücünü o romanla tanıdım. O sıralar Tarsus’ta oluşumun çarpılmamda etkisi var mıydı, bilmiyorum. Çukurova kokuları, sesleri, tatları yanı başımdaydı okurken. Pehlivan Ali’yi, İflahsızın Yusuf’u, Köse Hasan’ı sokaklarda görüyordum. Sonra, İstanbul’a gittiğimde Orhan Kemal’in izlerini aradım Cağaloğlu’nda.

Orhan Kemal
Bereketli Topraklar Üzerinde
Everest Yayınları
20 TL


ARET VARTANYAN
Nietzsche’nin kendisi olma çabası

Her zaman insanın kendi dünyasını kendisinin yaratması gerektiğine ilgi çeken kitapları kendime yakın bulurum. Çocukluğumda JosÈ Mauro De Vasconcelos’un “Şeker Portakalı”, Antoine de Saint-ExupÈry’nin “Küçük Prens”i en çok sevdiğim kitaplardı. Shibumi’nin daha iyi insan olma yolundaki savaşı benim için çok önemliydi.
* İlk gençlik yıllarımda ise Irvin D. Yalom’un Friedrich Nietzsche’nin hayatını ve düşüncesini, psikanaliz ile harmanlayarak anlattığı romanı “Nietzsche’nin Ağladığında” en sevdiğim romandı. Bireyin kendisi olma çabası, tüm dünyayı karşısına alırken kuralları, kalıpları yıkarak adeta savaş vermesi beni çok etkilemişti.

Nietzsche Ağladığında
Irvin D. Yalom
Çev: Aysun Babacan
Ayrıntı Yayınları
25 TL



MÜGE İPLİKÇİ
Bize dayatılan farklı dünya

Çocukluğumda beni en çok etkileyen kitap, Lewis Carroll’ın “Alice Harikalar Diyarında”dır. Bir sürü kapı var; açıyorsun ve her birinden başka bir zaman ve mekan çıkıyor. Küçülüyorsun, büyüyorsunÖ Güzeldi. Nasıl yani diyerek şaşkına dönmüştüm. Har şeyin mümkün olabileceğini söylüyordu kitap. İlk gençliğimde ise Salinger’ın “Çavdar Tarlasında Çocuklar” kitabı beni çok etkilemişti. Lisede ders programımızdaydı. O kitabı okuduktan sonra kafam karmakarışık olmuştu. Çok tuhaf bir anlatımdı kitaptaki. Çok içtendi. Bize dayatılanlardan çok farklı bir dünyayı anlatıyordu. Sonra dönüp dönüp okudum elbette. Sonuç olarak kitap yetişkinliğimin de kitabı oldu... Salinger’ı ömür boyu okuyabilirim.

Alice Harikalar Diyarında
Lewis Carroll
Çev: Tomris Uyar
Can Çocuk
13 TL


KAHRAMAN TAZEOĞLU
Tezer Özlü, iç dünyamı anlatıyordu

Çocukluğumda Tezer Özlü’nün “Çocukluğumun Soğuk Sesleri” kitabı en sevdiğim kitabımdı. Türk Edebiyatı’nın prensesi Tezer Özlü, bu romanında adeta benim iç dünyamı anlatıyordu.
İlk gençliğimde ise John Steinbeck’in “Fareler ve İnsanlar” romanının sonu beni çok üzmüştü. O üzüntü bende derin izler bıraktı ve o kitabı hiç unutamadım.




Fareler ve İnsanlar
John Steinbeck
Çev: Ayşe Ece
Sel Yayıncılık
10 TL


NECATİ GÖKSEL
“9. Hariciye Koğuşu” beni derinden etkiledi

Bunu bir tek kitaba, yazara, öyküye indirgemek o kadar zor ki... Kemalettin Tuğcu kitaplarından, Zagor gibi çizgi romanlara kadar beni etkileyen şeyler çok fazlaydı fakat Ömer Seyfettin hikâyelerinin yeri apayrı bende. Hala o zaman okumuş olduğum 8 ciltlik külliyatı eksiksiz olarak bende mevcut. Benim hayal dünyamı kabartan, tarihten güncel olaylara kadar çok farklı konuları trajikomik bir üslupta ele alarak benim yazarlığımın ilk nüvelerini atan yazarlardan biri Ömer Seyfettin’dir. Okul kitaplarında “Kaşağı” isimli öyküsü yer alırdı. Hâlbuki ki, beni pek de etkilemeyen öykülerinden biridir. Ayrıca hamasi öykülerinden ziyade İstanbul’da ya da taşrada geçen kent-kasaba öyküleri beni çok etkilemiş ve o yıllarda belki de ilk hikâyelerimi yazmama vesile olmuştur.
Peyami Safa’nın “9. Hariciye Koğuşu”nu okuduğumda ortaokul son sınıftaydım ve 13 yaşımdaydım (okula 5 yaşımda başlamıştım) Psikolojik tahlilleri, naif aşk duygularıyla bezeli romanı beni derinden etkilemiş ve birkaç yıl içinde neredeyse tüm romanlarını okumama sebep olmuştu. “9. Hariciye Koğuşu”, 15 yaşında, bacağında ciddi ve sakat kalmasına yol açacak bir hastalığı bulunan bir gencin acılarını, aşkını, travmalarını öyle yalın bir dille, öylesine doğal, öylesine naif anlatır ki birdenbire kendinizi o bedenin içinde buluverirsiniz. Hem yaşımın yakınlığı, hem (ailem Almanya’da olduğu için) kimsesizliğim, sevgisizliğim, çare aradığımdaki çaresizliğim kendimi kolayca kitabın kahramanıyla özdeşleştirmeme sebep olmuştu. Bununla birlikte “9. Hariciye Koğuşu” zannımca gelmiş geçmiş en iyi psikolojik romanlardan biridir. Bana göre sadece Türk Edebiyatının değil dünya edebiyatının en önemli kültürel değerlerindendir.
Aynı romanı 30’lu yaşlarımın sonunda okuduğumda, yani ilk okumamdan neredeyse 27 yıl sonra okuduğumda birebir aynı düşüncelere sahip olmam ise romanın büyüklüğünü ve zaman ötesi olduğunu gösteriyor. Öyle ki, Kayıp Yolcu romanım henüz bir roman olmadan önce bir nüve halindeyken giriş bölümü “9. Hariciye Koğuşu”nun başlangıcına benziyordu. Sonra değiştirdim. Şimdi size yanıt verirken romanı 3. kez okuma isteği doğdu içimde.

9. Hariciye Koğuşu
Peyami Safa
Ötüken Yayınları
5 TL

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163