VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
04 Kasım 2017 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Biraz Grisham biraz Le Carré
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Biraz Grisham biraz Le Carré

1957 yılında Sovyet casusu olduğu gerekçesiyle tutuklanan Rudolf İvanoviç Abel ve görünürde adil yargılanmasını sağlamak için atanan avukatı James B. Donovan… Donovan’ın kaleme aldığı “Casuslar Köprüsü” hukuk ve casus romanlarının tüm kodlarını barındırıyor.

ÖZLEM AKALAN




Soğuk savaş denilince akla ilk olarak dünyanın dört bir yanında nefes kesen maceralar yaşayan casuslar gelir. İstihbarat toplamak için türlü kimliklere bürünen, zorluklarla mücadele eden casuslar, istatistiklere göre, çoğu kez tüm maharetlerine rağmen yakalanmaktan kurtulamıyorlar. “Casuslar Köprüsü” de zaten, Sovyetler adına ABD’de casusluk yapan ve 1957 yılında yakalanan Rus albayı Rudolf Abel’in tutuklanma, yargılanma ve ülkesine iade edilme hikâyesini anlatıyor.

1964 yılında çok satanlar listesine giren roman, tüm dünyada dikkatleri üzerine çeken bir dava sürecini ve sonrasını anlatıyor. Avukat James B. Donovan’ın başarılı politik ve hukuki manevralarla yaptığı anlaşmalar John Grisham’ın hukuk romanlarını anımsatır cinsten. Abel ise donanımı, yetenekleri, dik duruşu ve inanılmaz hayat öyküsü ile adeta Le Carré romanlarından fırlamış gibi.

Bu romanı bu denli önemli kılan ve çok sattıran şey hiç kuşkusuz olayın kahramanlarından biri, avukat James B. Donovan tarafından yazılmış olması. Donovan’ın Abel ile karşılıklı yazışmaları, dava süresince ve sonrasında tuttuğu günlüklerle zenginleştirdiği roman, kurgusu ve esprili dili ile usta yazarları bile kıskandıracak nitelikte.

Roman, James B. Donovan’ın 10 Şubat 1962 yılında Batı ile Doğu Berlin’i birbirine bağlayan Glienicke Köprüsü üzerinde, Rudolf İvanoviç Abel ile beraber yürümesiyle başlıyor. Abel, yıllarca ABD’de yaşayıp Sovyetler adına casusluk yapmış, usta bir istihbaratçıdır. Onlarla aynı anda köprünün diğer tarafından Amerikan casus uçağı pilotu Francis Gary Powers yürümektedir. Çünkü Abel ile Powers, takas edilecek olan iki tutukludur.

Litvanyalı ölmüş bir göçmenin kimliğini kullanarak neredeyse 10 yıl ABD’de yaşayan ve fotoğrafçılık yapan Abel, aslında ülkedeki “gönüllüleri” yeniden harekete geçirmek ve istihbarat ağını genişletmek için görevlendirilmiştir. 1957 yılında bir otel odasında FBI ve Göçmen Bürosu ekipleri tarafından casusluk suçlamasıyla tutuklandığında sonunun idam olacağını hemen anlar.

Sırlarıyla gitti
Yürütülen davanın adil görünmesi için kendisine bir avukat atanır ve apar topar bir jüri heyeti oluşturulur. Ne var ki Amerikan hükümeti, avukat Donovan’ın müvekkilini ipten alacağından habersizdir. Donovan, ilk kez 1954 yılında gerçekleştirilen tutuklu değişimini göz önüne alarak Abel’in ileride kendilerine lazım olabileceği konusunda mahkemeyi ikna eder. 45 yıl hapse mahkum edilen Sovyet casusun yeniden özgürlüğüne kavuşması uzun sürmez. Abel 1962’de, vurularak düşürülen bir casus uçağının pilotu Powers ile takas edilerek ülkesine gönderilir. Yargılanma ve hapishane sürecinde Sovyet istihbaratı için çalıştığını asla kabul etmeyen Abel, dik bir duruş sergiler.

Ülkesine gönderildikten sonra akıbeti meçhul olan Abel’in pek çok sırrı mezara götüren, soğuk savaşın en önemli casuslarından bir olduğu düşünülmektedir. Hatta kitapta anlatılan şu detay, Abel’in sırlarının ufak bir bir kanıtı gibi: “Tutuklandığı esnada Abel, kendi yaptığı bir tablosunun akıbetiyle çok ilgilenmişti. Davası görülürken ve cezaevinde geçen dört yıl boyunca, tablolarının nasıl depolandığıyla ilgili hayıflanıp durmuş ve sonunda onların gemiye yüklenip Doğu Almanya’ya gönderilmesinde ısrar etmişti. Mikrofilmi çıkarılmış atom sırlarının çerçevenin içine gizlendiğini veya mikrodotların yağlıboya katmanlarının altına yerleştirilmiş olduğunu bugün artık sadece iddia edebiliriz.”


9 bin 700 kişiyiserbest bıraktırdı
James B. Donovan (1916-1970), Harvard’da hukuk okudu, İkinci Dünya Savaşı’nda donanmada kumandanlık yaptı. Ünlü Nürnberg Duruşmaları’nda başsavcı yardımcılığı görevini üstlendi. O günden sonra da otuzu aşkın eyalette büyük davaların ve temyiz davalarının hukuk danışmanlığını üstlendi. Kübalı Aileler Komitesi’nde hukuk müşavirleri olarak hizmet ederken 9 bin 700 Kübalı ve Amerikalının, Castro’nun idaresindeki Küba’da serbest bırakılmalarını sağladı.

İçi Oyuk Bozuk Para vakası
1952’de Merkez, NKVD (KGB’den önceki teşkilat) Yarbayı Reino Hayhanen’i Birleşik Devletler’e Abel’e asistan olarak gönderdi. Hayhanen, Rudolf Abel gibi disiplinli, teknolojiden haberdar, ajanların kullandıkları metotları iyi bilen biri değildi. Devamlı içip herkesin gözü önünde kendisine “atanan” Finlandiyalı karısıyla kavga ederek görevlerini ihmal ediyordu.

Reino’nun boşalttığı takas noktalarından birinde beş sentlik bir Amerikan bozuk parası vardı; bir mikrofilm veya şifreli minyatür not kâğıtlarını gizlemede kullanılmak üzere bozukluğun içi oyulup boşaltılmıştı. Şaşkın Hayhanen, nikel bozukluğu daha açamadan boş bulunup ya onu harcamış veya metroya binerken jeton olarak kullanmıştı. Bozuk para New York ekonomisinde yedi ay dolaşmış, nihayet gazete dağıtan bir çocuk onu elinden yere düşürünce açılmış ve üstünde rakam gruplarından ibaret yazı olan minik bir kâğıt ortaya çıkmıştı. Federaller kriptolu mesajı çözmeyi başaramayınca, FBI’ın İçi Oyuk Bozuk Para vakası da dört yıl boyunca çözülmeden bekleyecekti.
(…)
Abel, Merkez’i uyarıp Hayhanen’in Moskova’ya geri çağrılmasını istemişti ve Merkez de 1957’nin başında bunu yaptı. Ayyaş olan ama aptal olmayan Hayhanen de Paris’teki Amerikan Büyükelçiliği’ne gitti ve iltica istedi. Reino hiçbir şeyi saklamadan işbirliği yaptı. İsimleri vermekle işe başladı, takas noktalarının yerini söyledi, Abel’i ve dükkânın yerini tarif etti. Bozuk paranın içinden çıkan mesajın şifresini kırdı. İçi Oyuk Bozuk Para vakası artık naftalinlerin arasındaki yerinden kurtulmuştu.


Paylaş