VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Eylül 2012 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Birden bire boşalan yolların ortasında*
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Birden bire boşalan yolların ortasında*

Almanya’da 500 bin okura ulaşan “Salı Kadınları” beş kadının hikayesini anlatıyor.

Canan Hatiboğlu

Kelimelerin gerçek anlamları ya da daha doğrusu nereden gelip nereye gittikleri hakkında pek düşündüğümüz söylenemez aslında. Zaten eşyanın tabiatına aykırı bir noktada... Hayatın pratik halinde bunu düşünmek mümkün değil. Mesele iletişim kurmaksa, zaten bugün yüklediğimiz anlamlarla kuruyoruz cümlemizi. Ama bazen kelimelerin yolcuğu yahut bu yolculukta yüklendiği anlamlar çok enteresan olabiliyor.
“Hac”, bugün anlam üzerinde çok düşünülecek bir kelime değil. Arapça kelimenin yüklendiği dini anlam oldukça açık... Ama asıl enteresan olan uzak anlamı... “Benliğe hakim olma” tam olarak kelimeyi ifade etmese de uzak anlamlarından biri... Aramice ve İbranicede ise fonetik olarak benzer kelimeler “kutsama” anlamına geliyor. Bu noktadan sonra kelimenin metafor yapmaya izin verdiği nokta başlıyor, “hac” kelimesi şahsa özel bir anlam ediniyor. Kimi Tanrı’yı, kimi yaptığı yolcuğu, kimi de hakim olduğu benliğini kutsuyor. Belki de bu yüzden bazı kelimeler diğerlerinden kutsal bir anlam taşıyor.
“Salı Kadınları”nın en büyük özelliği bu... Kitaptaki beş kadının da “hac” kelimesine bambaşka anlamlar yüklemiş olması... Hayatlarının durduğu noktadan on beş yıl önce Fransızca kursunda tanışan ve aslında pek de ortak bir noktaları olmayan beş kadın... Yaptıkları rutin görüşmeler salı günleri yapıldığı için kendilerine “Salı Kadınları” ismini vermişler. Doktor kocasıyla düzenli, planlı ve görünürde mükemmel bir yaşam olan avukat Caroline, tam aksine spontane bir hayat yaşayan ve bağlanma korkusu yaşamına hükmeden Kiki, grubun sosyetiği Estelle, doktorluğa veda edip kendini ev kadınlığına adamış Eva, kocasının hastalığı, sonrasında ölümüyle yaşamı alt üst olan Judith.
Kastedilen hac yolcuğu ise “Yakup’un Yolu”... “Yakup’un Yolu” dünyanın en bilindik hac yollarından biri... Pek çok farklı güzergahı olmakta beraber Pirene Dağları’ndan Yakup’un türbesine Burgos, Leon gibi şehirlerden geçerek Santiago de Compostela’ya uzanan yol, en bilindik olanı... Yolculuk, çoğunun Katolik ritüellerine düşkün olmamasından ötürü kimseye pek hitap etmese de Caroline, kocasının hac günlüğünün izinden gitmek isteyen Judith’i destekleyince ve diğerlerine de bir miktar emrivaki yapınca hepsi gitmek durumunda kalıyorlar.
Haliyle otuz beşi geçmiş beş kadın, kendini pek de geride bırakmıyor. Ama diğer taraftan bakıldığında uzun bir yol, o ana kadar görmezden gelebildiğiniz bazı şeyleri görmeniz için paha biçilemez bir zaman dilimi... Nitekim öyle de oluyor. O güne kadar ne yapması gerektiğini bilen Caroline, birden her şeyin o kadar mükemmel olmadığını anlayabiliyor. Ya da Estelle, hayatına lüks adına ağırlık yapan pek çok şeyin varlığını keşfedebiliyor. Eva’nın ev kadınlığına gereksizce kendini vakfettiğini yolculukta anlayanlardan... Kiki ise bambaşka bir noktada, zira kendiyle hesaplaşması gereken nokta bütün yolculuk boyunca peşinden geliyor. Bağlanma korkusunu yol boyunca en görmezden gelebilecek kişiyken, eski sevgilisi Max’ın yolculuk boyunca peşinden gelmesi mecburen korkusuyla yüzleşmeye zorluyor. Judith ise sakladıklarıyla yüzleşmek durumunda kalıyor. Santiago de Compostela’nın şifalı suları değil ama yolun iyileştirici etkisi gücünü gösteriyor.
FREYTAG PİRAMİDİ
Kitap diğer taraftan oldukça eğlenceli... Çoksatar kitaplar, genelde belirli kalıplar taşıdıkları için tarafından önyargıyla yaklaşılır. Genel geçer şüphe kitap için geçerli değil, türünün iyi bir örneği “Salı Kadınları”. Hikâyesini gerçeğin sınırlarını çok zorlamadan anlatıyor roman.
Yazar Peetz, yapımcı, dramatug, senarist gibi pek çok pozisyonda görev yapmış biri... Gerçi bunun etkisini hikâyede de hissetmek mümkün. “Salı Kadınları”nın hikâyesi neredeyse bir filmin dramatik yapısını taşıyor. Hatta Alman oyun yazarı Gustav Freytag’ın malum piramidiyle de hikâyeyi değerlendirmek mümkün. Freytag Piramidi’nde hikâye; serim, yükselen aksiyon, tepe noktası, düşen aksiyon ve sonuç bölümlerinden oluşur. Tepe noktasından sonra genellikle filmlerde hikâye pek uzun tutulmaz. Aynı şey “Salı Kadınları” için de geçerli... Hikâye tepe noktasına çıktıktan sonra okuyucuyu fazla yormadan toparlanıp çözüme ulaştırılıyor. Kaldı ki bunun ne kadar aşikar olduğunu Almanya’da televizyon dizisi olarak uyarlanmasından da belli. Gerçi televizyon dizisi olarak uyarlamak için hikâyeye bakılması gerektiği söylenemez ama en azından uyarlamaya çok müsait bir edebi çalışma olduğu kesin...
*Mavi Sakal’ın “İki Yol” şarkısından...

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163