VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
06 Kasım 2015 Cuma | Anasayfa > Haberler > Bizde yazar övüldüğü sürece eleştirmen beğeniliyor
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bizde yazar övüldüğü sürece eleştirmen beğeniliyor

Eleştirmenlik hayatında binlerce yazı yayınlayan Doğan Hızlan “Deme Kış Yaz, Oku Yaz-Kitaplar Kitabı 5” ve “Kitap Hayat İçindir” kitaplarıyla okurlarla buluşuyor. Doğan Hızlan, kuşaklar arası devamlılığın ve bütüncül eleştirinin önemini vurguluyor.

RÖPORTAJ: CANAN HATİPOĞLU


Altmış yıldı aşkın bir süredir edebiyata kuş bakışıyla bakıyorsunuz. Altmış yıl içerisinde edebiyatta manzara değişti mi?

Değişti elbette ve her an değişebilir. Çünkü bizim gibi bir ülkede sadece edebiyat kendi başına, kulvarında ve çizgisinde gidemez. Bunun içinde müdahaleler var... Devletin müdahaleleri, özgürlük savaşları, darbeler var. Elbette bunlar edebiyatın rengi içindedir ve edebiyatçı bundan zarar görür. Sadece Nazım’dan bu yana değil, evvelden beri şairler eleştirilmiş, Osmanlı’dan beri yerilmiş ve sürgüne gönderilmişlerdir. Edebiyat hassas bir doku... Bu dokuya en küçük müdahale sadece bugün iz bırakmaz, tüm edebiyat tarihine sirayet eder. Siyaset ya da sosyal tarihe iz de bırakır. Çünkü tarih birbirine bağlantılı her şeyi kendine çeker. Birçok sıkıntıyı belki de bu yüzden edebiyat tarihinden okumak lazım. Tek başına bunlara baktığınızda yapacağınız değerlendirmeler yanlış ve eksik olur. Tabii edebiyat tarihinin daha iyi yazılması için birtakım ihtiyaçlar var. Mesela monografiler az bizde... Bir kitabın tanıtımı sadece o yazarın yeni çıkan kitabıyla ilgili değildir. O yazarın bütün bir birikimi o yazarın kitaplarına yansır. Bir tek yazı bütün yazarın kitaplarını kapsar.

Bu açıdan baktığımızda eleştirmenlik zor bir meslek...

Eleştirmenlik zor tabii çünkü bizde çok kuvvetli bir eleştirmenlik tarihi yok. Ama buna karşılık Cumhuriyet sonrası eleştiri yerleşmiş. Eleştirinin şu eksikliği var bizde: Yazar, övüldüğü ve desteklendiği sürece eleştirmen beğenilir, sevilir, baş tacı edilir. Beğeni konusunda bazı olumsuzluklar yaptığınızda, o zaman sanatçılar da tabii kırılıyor. Bizde eleştiri sözü olumsuz anlamda kullanılıyor. Oysa öyle bir şey değil eleştiri... Eleştiri bir ölçütler toplamında değerlendirmek, bir kriter meselesi... Bu kriterde de bence analitik davranmak gerekir. Bir cümlede yazarın yapıtını değiştirmek haksızlık oluyor. O zaman da o ölçütleri yaptığınızda başka bir yan da var. Eleştiri analitik ölçütlerinizi koyarsınız, buna göre beğeniyorum ya da beğenmiyorum dersiniz. Okuyucuya da bir eleştiri hakkı vermek gerekir.
Altmış yıla baktığımızda edebiyatın niteliği anlamında iyi ya da kötü ne değişti?
Daima iyidir çünkü her yenilik eskiden daha iyidir. Ama edebiyat, reddetseniz de kabul etseniz de bir geleneği sürdürür. Geçmişi bilmeniz lazım... Bilmezseniz bir şey yapamazsınız, yapsanız da başarıya ulaşamazsınız.

Sizin yazın hayatınıza başladığınız kuşak, edebi üretim anlamında oldukça hareketli bir kuşak...

50 Kuşağı edebiyatta önemli bir kuşaktır. 50 Kuşağı’nın da tek eleştirmeni benim... Diğerleri başka türleri yazdılar. O kuşakta olanlar birbirlerinden farklıydı ama edebiyat kalitesinde ortak bir yanları vardı. Elbette anlayışları farklı olabilir. 50 Kuşağı, diğer kuşakları da göz önünde bulundurarak birçok yenilik yaptı. Elbette onları eleştiren eserler verdi ama bunu bir Haçlı Savaşı’na dönüştürmedi. “Bizden evvelki putları yıkıyoruz” gibi bir anlayışı yoktu. Kendi kurallarını koydu, istedi ki okur karşılaştırıp karar versin. A Dergisi çevresinde toplanıldı. A Dergisi’ndeki bazı yazılar vardı ki bugün bile hala okunur. Bunlardan biri de Cemal Süreyya’nın “Folklor Şiire Düşman” yazısı... Bu yazı yazıldığında çok fazla tartışma yarattı. Tabii dediğinde de doğruluk payı vardı

Yeni bir kuşağın mensubu olmak sizin için de zor olmadı mı? Nitekim bir taraftan yeni bir iş yapmanın heyecanı olsa da diğer taraftan önceki kuşağın mantalitesi var.

Ben yenilikleri tespit ederken eskiyi hep göz önünde bulundurdum. Yani geleneğin taklidi başkadır, yararlanmak başkadır. Ben arasındaki tekrarı gözettim. Kuşaklar arasında da devam eden edebi değerleri yok saymadım. Çünkü öyle bir şeyi yok saydığınızda yazan insan temelsiz kalır. Ama tabii eleştiri ayrıca değişik disiplinlerin de içerdiği bir alan... Bizdeki bütüncül bir eleştiri... Bir eleştirmen çeşitli akımları takip edebilir ama bu sadece bir açıdan bakmaktır. Şunun gibi: Bu binanın etrafı cam... Benim odamdan baktığınızda çok az şey görürsünüz, burayı dolaştığınızda bu binanın bütün manzarasını tespit edersiniz. Bizim görevimiz bütün bunların hepsini gösteren yazılar yazmak... Bunların hem bağlantılarını hem de karşıtlıklarını söyleyerek okuru bilgilendirmektir.

Mesleğinizin edebiyatının hafızasını tutan bir tarafı var, edebiyat tarihçiliği yapmayı düşündünüz mü?

Hayır... Şöyle söyleyeyim: Türkiye’de bir eleştirmen, benim dediğim gibi monografilerin eşliğinde bir edebiyat tarihi olmadığı için her zaman edebiyat tarihiyle çalışmaya mecburdur. Edebiyat tarihçisi değildir ama eleştiri bugünle uğraşır. Eleştirmen başka bir hassas noktaya bakmak zorundadır. Romancının yaptıkları arasında tutarlılığın hesabını tutmak da eleştirmene ait.

Bu kadar kitabın oluşu eleştiriyi zorlaştırmadı mı?

Eleştiriyi hem zorlaştırdı hem kolaylaştırdı. O kitap sayısı içinden yardımcılarımla beraber seçiyoruz tabii. İçlerinde yazılmaya değer olmayan kitaplar da var. Tek başınıza okumak mümkün değil... Seçicilik söz konusu... Bir şeyleri kaçırmış da olabilirsiniz elbette ama sizin gözden kaçırdığınızı başkası yakalayabilir. Unutmayın ki hiçbir iyi kitap gözden kaçırılmaz.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam