VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Şubat 2016 Pazar | Anasayfa > Haberler > Bizi birbirimize bağlayan ritüeller
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bizi birbirimize bağlayan ritüeller

Psikoterapist Hatice Subaşı‘nın “Psikodrama ve Kadim Bilgelik” isimli yeni kitabı modern psikolojinin önemli yöntemlerden olan psikodramayı, ilk çağlardan bu yana süregelen çeşitli ritüeller, mitler ve oyunlarla olan benzerliği ile alıyor.

AYLA AKBUAR




Psikolog Hatice Subaşı‘nın “Psikodrama ve Kadim Bilgelik” kitabı, Türkçe kaynaklardaki önemli bir eksiği gideriyor. Psikodrama alanında, başta psikolog-yazar Deniz Altınay’ın “Psikodramada Çağdaş Yaklaşımlar” ve “Çocuk Psikodraması“ kitapları başta olmak üzere kaynak kitaplar var elbet. Ancak, Subaşı‘nın “Psikodrama ve Kadim Bilgelik” kitabı, adından da anlaşılacağı üzere modern psikolojinin önemli yöntemlerinden olan psikodramayı ilk çağlardan bu yana süregelen çeşitli ritüeller, mitler ve oyunlarla olan benzerliği ile ele alıyor.

20. yüzyılda psikodramanın kurucusu olarak anılan Jacop Levy Moreno, “psikolojiye kahkaha getiren adam” olarak anılır. Freud’la ilk karşılaşmasında şöyle der: “Siz insanların rüyalarını analiz ediyorsunuz, ben onlara rüya görme cesareti veriyorum,” Moreno çocukların oyunlarını izleyerek, spontanlık ve yaratıcılığın ruhun sıkıntılarından kurtulmasında, iç görü kazanmasında ve mevcut sorunlarıyla başa çıkmasını kolaylaştırmasındaki etkisini farketmiş ve bunu bir psikoterapi yöntemi olarak kullanmıştır. Mülteci kamplarında ve istismara uğrayan gruplarda ruhsal sıkıntıların fiziksel hastalıklarla birebir bağlantısını gözlemiş ve bize şu anda sıradan gelen ancak o yıllarda bir devrim sayılan bu fikri ortaya atma cesaretini göstermiştir.

MODERN ZAMANLARINŞAMANI

Moreno’yu “modern zamanların şamanı“ olarak tanımlayan Hatice Subaşı, kitapta psikodrama yönteminde amaçlananların ve izlenen yolun kadim çağlardaki çeşitli mitoslar, ritüeller, oyunlar ve hatta tasaavvuf ve sufizmle benzerliğine geniş yer ayrıyor. Psikodramayı, grup içinde yapılan çeşitli oyunlar, doğaçlama ve yaratıcılık kullanımına yönelik etkili bir psikoterapi yöntemi olarak tanımlayabiliriz. Genellikle, 10-15 kişilik gruplar halinde yapılır ve grubun bir yöneticisi psikoloji eğitiminin yanı sıra yedi yıla varan bir psikodrama eğitimi almış olmalıdır. Danışan ve terapist kelimeleri yerine protagonist ve yönetmen kelimelerinin tercih edildiği psikodramada, protagonistin gündeme getirdiği mevcut sorunlar, korkular, rüyalar, ilişkiler, yaşamsal tıkanıklıklar gibi sorunlar yönetmenin önderliğinde ve diğer katılımcıların da rol almalarıyla canlandırılır. Çünkü Moreno’ya göre “birinciden kurtulmanın yolu onu ikinci kere yaşamaktır”.

Bu oyunların amacı, hem gündeme getirilen konuya başka bir açıdan bakmak, hem içgörü geliştirmek, başa çıkabilme yeteneğini artırmak, “şimdi ve burada” olarak çözülmemiş meseleleri tamamlamak ve üstelik bunu güvenli bir ortamda ve güven duyduğu kişilerle yapmaktır. Üç aşaması vardır; ısınma oyunları, oyunlar ve rol alma aşaması, paylaşım. Psikodrama yöntemi, psikanalizin grup terapisine taşınmasında öncülük ettiği gibi, sanat terapisi uygulamaları ve Aile Dizimi - Sistem Dizimi terapisinin de doğmasına sebep olmuştur. Bu arada belirtmek isterim ki, yıllardır Aile-Sistem Dizimi yapan bir terapist olarak, her seferinde varılan sonuçlara, katılımcıların “şimdi ve burada” kalarak hissettikleri ve kazandıklarına her defasında şaşırın ve hayranlıkla izlerim. Psikodrama ve bu yöntemle Güney Afrika yerlilerinin ritüllerini birleştiren Aile Dizimi- Sistem Dizimi’nin ortak noktası, deneyimlenenin “büyüsel” olmasıdır. Zira büyünün ve ritüellerin ilk kaynağı animistik düşüncedir ve çağdaş insan günlük yaşamında büyüye başvurur. Mesela yazarın dediği gibi “biliyorum inanmayacaksınız ama ben bir biliciye gittim, üzerimde büyü olduğunu söylüyor” diyen danışan sayısı hiç az değildir. Hatta Subaşı‘ya göre büyücüye giden insan sayısı psikoloğa gidenden daha fazladır. Çünkü sosyal-geleneksel ritüeller arketipler aracılığıyla her insanın bilinçdışında zaten mevcuttur. Yüzyıllardır uygulanan ritüeller, mitler ve şamanik yöntemlerle sağaltım çabalarının dayandığı temel de budur: Her bir varlığın bağlı olduğu tek bir öz, tek bir varlığın parçalarının birbiriyle iletişime geçmesi, spontanite ve yaratıcılıkla bizi birbirimize bağlayan ortak enerji alanında kendi yaratıcı gücüyle, doğayla bütünleşmesi; ve bu sayede de kendindeki değişimler aracılığıyla da ortakbilinçdışına katkıda bulunması. Çocukların oynadıkları oyunlara bu kez daha da dikkatli bakmanızı öneririm. Spontanite ve yaratıcılığı kullanarak sağaltmayı, ‘şimdi ve burada’ kalarak ne de güzel yaptıklarına bakarak şaşıracağınızdan eminim.







DUYGULARIN ENERJİSİ

Altın Kitaplar’dan çıkan “Duyguların Enerjisi” kitabı kişisel gelişim kitapları arasında yerini aldı. Yazarı Anıl Can bir astrolog. Kitap, öncelikle düşünce ve duygular üzerine farkındalık kazandırmak, onları ve kendimi gözlemlemek, değişmez sandığımız inançlarla beslenen bu düşünce ve duyguları yaratanın bizzat kendimiz olduğunu keşfetmek ve dönüştürmek üzerine teorik bilgiler veriyor. Çok sayıda alıştırmalar ile de destekleniyor. Neredeyse her spirütüel kitapta karşımıza çıkan “kuantum” sözcüğü bu kitapta çeşitli Nlp uygulamalarında da gördüğümüz yöntemlerle harmanlanarak ‘kuantum uygulamaları‘ olarak yer alıyor. Psikoterapi yöntemlerinin etkinliği ile karşılaştırılmasını doğru bulmasam da kişinin kendi içine bakması açısından okunması aydınlatıcı olabilir.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam