VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
09 Şubat 2011 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Blues, depresyonu belki evden atamaz ama onu çalındığı odanın bir köşesine sıkıştırabilir
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Blues, depresyonu belki evden atamaz ama onu çalındığı odanın bir köşesine sıkıştırabilir

Amerikan Edebiyatı""nın huysuz ve huzursuz kalemerinden Kurt Vonnegut tekrar aramızda!

Samed Karagöz

Amerikalı yazar Kurt Vonnegut (11 Kasım 1922 - 11 Nisan 2007) Amerikalı eleştirmenler tarafından ilk eserleriyle tam manasıyla başarılı sayılmadı. Onu çoğunlukla miadı 1960’lı yıllarda dolmuş bir bilimkurgu yazarı olarak anmayı tercih ettiler. Üzerine yapıştırılan bilimkurgu etiketinden kurtulması gerektiğini anlayan Vonnegut, ilk dönem eserlerinin ardından daha fazla hümanist düşünceler barındıran romanlarını kara mizahla başarılı bir şekilde harmanlayarak adını 20. yüzyılın en önemli edebiyatçıları arasına yazdırdı. Bugün eleştirmenlerce de en etkili ve en önemli Amerikan yazarlarından biri sayılmakta.
“Mezbaha No:5” isimli kitabının aynı adla sinemaya uyarlanması yazarın tanınırlığını artırdı. “Şampiyonların Kahvaltısı” yayınlandığında Amerika’da aylarca çok satanlar listesinden inmedi ve o yıl Amerika’da en fazla satan kitap oldu. Herkes bu kitabı ve yazarını konuşmaya başladı. Önceki kitapları da tekrardan dolaşıma girdi. Özellikle gençler arasında çok popüler oldu. Gençlerin bir elinde “Mezhaba No:5” diğer elinde “Şampiyonların Kahvaltısı”yla gezdiği görülmedi çünkü “Gece Ana”yla birlikte hepsini aynı ellerinde tutuyorlardı. Bugün hâlâ Vonnegut kadar gözünü budaktan sakınmadan yazabilen, (kendisi hâlâ gelmiş geçmiş en büyük savaş karşıtı yazardır) kurguda ve konudan konuya geçişlerdeki ustalığı kesinlikle kendisinden sonra gelen birçok yazara örnek teşkil etti. Onun oluşturduğu kurgusal yapıyı kullanarak başarılı olan çok sayıda yazar var.
Vonnegut’un babası ve dedesi mimardı. Ebeveynleri onun da kız kardeşleri gibi özel okula gitmesini istiyordu lakin patlak veren Büyük Buhran nedeniyle aile maddi sıkıntılar içindeydi. Babası üniversite eğitiminden sonra kolay iş bulabileceği bir yerde okuması gerektiğini düşünüyordu. Bu sebepten Vonnegut biyokimya eğitimi almayı planladı ama II. Dünya savaşı patlak verince piyade olarak orduya katıldı. Vonnegut ordudayken hayatının geri kalanını tamamen değiştiren iki şey oldu: Çok düşkün olduğu annesi uyku hapı alarak intihar etti. Bu esnada denizaşırı görevde olan Vonnegut, cenaze törenine katılamadı. Diğer önemli olay ise 13 Şubat 1945’te savaş esiri olarak tutulduğu Dresden’in bombalanmasıydı. Bu bombardımanda tam olarak sayısı bilinmese de yaklaşık 250.000 kişi öldü. Vonnegut yaşadığı bu felaketi en yoğun olarak “Mezhaba No:5” ve “Gece Ana” isimli kitaplarında işledi.

ACIMASIZCA ELEŞTİRİLDİ
Savaştan döndükten sonra bir müddet gazetecilik, daha sonra General Electric firması için basın bültenleri ve ilanlarda kullanılmak üzere metin yazarlığı yaptı. General Electric’te çalışırken bir yandan da hikâyeler ve romanlar yazarak adından söz ettirmeye başladı. Sonraları İsviçrelilerin kendilerine Nobel vermemelerine neden olduğunu düşündüğü bir şey yaptı: ABD’nin ilk Saab bayiliğini açtı. Sahibi olduğu bu bayilikte aynı zamanda müdürlük de yaptı. Arabaları sevmemişti. Bu arabalar için “berbat” ve “şehirli züppelerin kanosu” şeklinde kötü nitelendirmeler yaparak müşterileri hep kaçırdı. 1960’larda bu tutumlarından ötürü battı.
1963 yılında yayınlanan “Kedi Beşiği” (Cat’s Cradle) ve 1969 yılında yayımlanan “Mezbaha No:5’ (Slaughterhouse Five) ile edebiyat alanındaki iddiasını kanıtlamış oldu. Özellikle bu iki kitabında daha önceleri yazdığı “Otomatik Piyano” (Player Piano) gibi bilimkurgu eserlerinden hareketle bu tarzın geleneklerini de kullanarak kendi hümanist düşüncelerine ve kara mizah anlayışına dair kendince bir tarz geliştirdi. Örneğin daha önceki kitaplarından bir tanesinde sıradan bir karakter olan Kilgore Trout’u “Mezhaba No:5”te okurlarına tekrar sundu. Kilgore daha sonraları tekrar tekrar okurların karşısına çıktı. Erkek dergilerinde kimsenin önemsemediği bilimkurgu hikâyeler yazan Kilgore, Vonnegut’un bilimkurguda ısrar etseydi nerede kalacağını gösteren bir figür olarak kendisinin parodisi olarak kullanıldı.
Daha sonraları eleştirmenlerin “kendini tekrar ediyor, sürekli olarak kendisinin parodisini yapıyor, belki 20 yıl önce başarılı bir yazardı ama artık yazar bile sayılamaz” diyerek büyük haksızlık ettikleri Vonnegut 1985’te intihar girişiminde bulundu. Neyse ki bu intihar girişimi başarısızlıkla sonuçlandı ve Vonnegut yazmaya devam etti.

BİLİMKURGUDAN SOS YAPTI
“Mezhaba No:5”in 1972 yılında George Roy Hill tarafında sinemaya uyarlanmasıyla kitapları biraz daha popüler oldu. Vonnegut kara mizahla hümanizmi harmanladığı eserlerini, üzerlerine biraz da bilimkurgu sosu ekleyerek, yazmaya devam etti.

Her türlü yeni teknolojiye ihtiyatla yaklaştı. Ülkesi Olmayan Adam (A Man Without a Country)’da artık yazmayacağını belirtse de bundan iki sene sonra çeşitli makaleler yayımlamaya devam etti.
Hayatı boyunca onlarca büyük tehlike atlatan, Dres’ten cehenneminden kurtulan, günde iki paket sigara içen, 2000 yılında hastanelik olacak kadar yaralandığı bir yangını atlatan Vonnegut evindeki merdivenlerden düştü ve beyin kanaması geçirerek 2007 yılında hayata gözlerini
kapattı.

Ölümünden sonra 2009 yılında daha önce yayımlanmamış hikâyeleri “Minik Kuşa Baksana” (Look at The Birdie) adıyla kitaplaştı. Vonnegut Türkçede ise badirelerle karşılaştı. Külliyatı bir türlü tek yayınevinden çıkamadı. İlk başta 1970’lerde E Yayınlarınca dört kitabı yayımlandı, 1980’de Altın Kitaplar “Hapishane Kuşunu”, 1995’te Zed Yayınları “Hi-Ho”yu, 1997’de Metis Yayınları ilk romanı olan “Otomatik Piyano”yu bastı. 2000’lerde ise yeni çevirilerle ve daha önce çevrilmemiş kitaplarla Dost Kitabevi Yayınları birçok kitabını bassa da külliyat hep eksik kaldı. Şimdi April Yayınları “Gece Ana”dan başlayarak Vonnegut’un tüm eserlerini neşretmeye başlıyor. Böylece Vonnegut’u eskiden beri tanıyıp takip eden okurlar hem külliyatını toplu görebilecek hem de pek çok eseriyle ilk kez tanışacak...

***

Internet onun için çok ürkütücü bir dünyaydı

Her fırsatta teknolojiye ve özellikle bilgisayarlara karşı olağan bir şüphe beslediğini belirten Vonnegut bu şüphesinde hiç de haksız olmadığını 1997 yılında internette dolaşmayan elektronik postalardan sonra daha iyi anladı. O sene Vonnegut’un Massachusettes Teknoloji Ensititüsü’nün diploma töreninde yapacağı konuşma elektronik mektuplarla bütün dünyayı dolaşmaya başladı. Halbuki teknolojinin her türlüsüne şüpheyle yaklaşan Vonnegut orada tabii ki konuşma yapmayacaktı. Bu konuşmada Vonnegut güneş kremi kullanmanın önemini, vak vak dansı yapmanın insan zihnini nasıl geliştirdiğini ve kendini sevmeyi öğrenmenin erdemini anlatıyordu. Daha sonra bu konuşmayı Avustralyalı film yönetmeni Baz Luhrman bir şarkıya uyarladı ve bu şarkı İngiltere müzik listelerinde bir numaraya kadar yükseldi. Bu garip ve şaşırtıcı olay Vonnegut’u sorulduğunda “İnternet çok ürkütücü bir yer.” demekle yetindi. Bu arada konuşmanın esas sahibinin Chicago Tribune’den Mary Schmich olduğu anlaşılsa da bu konuşması Vonnegut’a mâl oldu.

Aşk sadece onu bulduğun yerdedir ve orası senin
yurdundur


- Birini öldürmeden önce, geniş ve güçlü bir çevresi olup olmadığını öğrenin.

- Ailenizi gerçekten hüsrana uğratmak istiyorsanız ve eşcinsel olacak cesaretiniz yoksa, sanatçı olun.

- Sanat ve edebiyat, hayatınızı kazanmanın bir yolu değildir. Hayatı dayanılır kılmanın çok insani bir yoludur.

- Erkekler ne ister? Bir sürü ahbap isterler ve “Keşke insanlar bize bu kadar kızmasa” derler.

- Bill Gates “Bekleyin ve bilgisayarınızın nasıl gelişeceğini görün” diyor. Ama gelişmesi gereken sizsiniz, kahrolası aptal bilgisayar değil!

- O savaş (Vietnam’dan bahsediyor) sadece milyonerlerden milyarderler yarattı. Bugünkü savaş ise milyarderlerden trilyonerler aratıyor. Gelişme diye buna derim.

- Müzik insanları, müzik olmasaydı olacağından daha çok hayata bağlıyor.

- Blues, depresyonu bir evden belki tamamen atamaz ama onu çalındığı herhangi bir odanın köşesine sıkıştırabilir.

- İnsanoğlu yaklaşık son bir milyon yıldır her şey hakkında bir tahminde bulunmak zorunda kaldı.

- Esprilerin etkili olması belalı bir iştir.

- Bütün doğru unsurlar bir aradaysa, illaki dokunaklıdır. Ama bir espri, sıfırdan fare kapanı yapmaya benzer.

- Yeterince uzun yaşarsanız yakınlarınızın birçoğu ölecektir.

- Buraya, yeryüzüne avare avare dolaşmak için geldik. Sana bundan farklı bir şey söyleyen olursa aldırma.

- Dünyanın en komik fıkrası: “Dün gece rüyamda pamuk şeker yiyordum. Uyandığımda battaniyem gitmişti.”

- Yeter ki melekler mafya kurallarına göre örgütlenebilsin. İyinin kötüye karşı zafer kazanmaması için hiçbir sebep yok.
3Aşk sadece onu bulduğun yerdedir ve orası senin yurdundur.

- Ben hala barış, bolluk ve mutluluk içinde hepimizin bir arada yaşayabileceğine inanıyorum. Ben bir aptalım.

- Şakalar asil olabilirler. Kahkahalar gözyaşları kadar onurlu olabilir.

- Bir insanın gerçeklerle yetinmesini aklım almıyor.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam