VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Mart 2017 Çarşamba | Anasayfa > Biyografi > Bu kitapları sizin için seçtik!
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bu kitapları sizin için seçtik!

Şubat ve Mart ayında yayımlanan onlarca kitabı tek tek inceledik; arka kapak tanıtımlarına tabi olmadan kiminin sayfaları arasında kaybolduk, kiminin yazarına, çevirmenine, editörüne aklımıza takılanları sorduk. Kitap alışverişine çıkmadan önce, sizin için seçtiğimiz ve türlerine göre ayırdığımız bu eserlere mutlaka bir göz atın!




Karnaval tadında edebiyat
Jorge Amado, hiç kuşkusuz Brezilya edebiyatının en renkli kalemi. Yarattığı karakterler ve hikâyeler de bu coşkudan nasibini alınca ortaya karnaval tadında bir edebiyat çıkıyor.

*ÖZLEM AKALAN

Jorge Amado ile tanışmam onlu yaşlarımın sonlarına denk gelir. “Tereza Batitsa”yı müthiş bir heyecanla okumuştum. Onca insanın acılarını içimde hissetmiş, kahkahalarını kulaklarımla duymuş, şarkılarını kafamda bestelemiştim. Yıllar yılı “en sevdiğim romanlar” listemin üst sıralarında yerini aldı. Hâlâ da onu geçen roman sayısı azdır. Güney Amerika ruhunu en iyi veren, büyülü gerçekliğin en net hissedildiği romanlardan biridir. Pek çok Amado okuru içinse ülkemizde farklı tarihlerde başka başka yayınevleri tarafından basılan “Mucizeler Dükkanı”, tartışmasız “en iyidir”. Hiç kuşkusuz Amado’nun tek bir romanıyla yetinen okur yoktur. “Tereza Batista”yı okuyan “Ölü Deniz”i, onu okuyan da “Mucizeler Dükkanı”nı okumuştur.
1912 yılında Brezilya’nın güneyinde, uçsuz bucaksız kakao tarlalarıyla çevrili bir bölgede dünyaya gelen Amado daha çocuk yaşında, neredeyse köle gibi çalıştırılan işçilerin yaşadığı zorlukları görür. Bu ileriki yıllarda yazınsal anlamda çokça besleneceği bir unsur olarak belleğinde yer eder. Zaten edebiyat dünyasına adım atmak için “büyümeyi” beklemez; ilk romanı “Karnaval Ülkesi” yazar 18 yaşındayken yayımlanır. İki yıl sonra ikinci romanı “Kakao” ile bilinirliğini artırır. Ne var ki solcu olması nedeniyle kitapları yakılır, Portekiz’de ise yasaklanır. 1935’te hapse atılır ve Fransa’da yayınlana ilk romanı “Jubiaba” ile Avrupa’yı fetheder. Albert Camus ve Jean-Paul Sartre ona methiyeler düzer. Romanları, flmlere, tiyatro oyunlarına konu olur. Sürgün, hapis, sürgün derken dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan, politikayla yoğurulmuş bir hayat süren Amado, eşi benzeri az görülen, heyecanlı Latin ruhunu yansıttığı ve hepsi de okunmaya değer onlarca hikâye bırakır geriye.
Sevgi Tamgüç’ün çevirisi ve Barış Özkul’un önsözüyle bu kez İletişim Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan “Mucizeler Dükkanı” Amado’nun karnaval tadındaki edebiyatına giriş için eşsiz bir seçim.







Tuhaf ikili

17 yaşındaki lise öğrencisi Parker, Kolombiyalı babasının otomobil kazasında kaybettiğinden bu yana yani beş yıldır konuşmamaktadır. Ancak yazar. Satranç oynayan, öyküler yazan genç elbette pek popüler değildir. Bununla birlikte yaşıtlarından farklı bir hayatı vardır; okulu asar, aylak aylak gezer. Ta ki, hırsızlık için girdiği otelde Zelda ile karşılaşıncaya kadar. İntiharın eşiğindeki bu gümüş rengi saçlı kadına delice tutulur. New York Times’ın çoksatan yazarı Tommy Wallach, iletişim kurmanın gücü üzerine merak uyandırıcı romanında, uzun bir hayat yaşamak mı yoksa dolu dolu bir hayat yaşamak mı sorusu üzerinden Parker Sante ve Zelda Toth’un hikâyesini anlatıyor. ABD’li yazar Wallach’ın üçüncü kitabının geçtiğimiz hafta çıktığını da buradan duyuralım. Üçleme olması planlanan serinin ilk kitabı “Strange Fire - Anchor&Sophia” adını taşıyor.







Bir roman iki dönem

2013 yılında yayımlanan “ Büyükannemin Sandığı” romanıyla tanıdığımız İngiliz yazar Katherine Webb yeni kitabı “Unutulan Rüyalar Evi”nde okuru iki farklı dönemde geçen heyecanlı bir hikâye sunuyor. Rahip Albert ve karısı Hester Canning evlerine Cat adında bir hizmetçi alırlar. Sert ve disiplinli biri olan rahip karısına karşı çok ilgili değildir. Bir gün evin bahçesinde periler görür. Ardından bu konuda “uzman” olarak bilinen Robin Durrant’ı kendileriyle birlikte kalmak üzere davet eder. Durrant kısa sürede Bayan Hester ve Cat’in sempatisini kazanır. Birbirine paralel ilerleyen iki farklı hikaye üzerinden ilerleyen romanın günümüz ayağında ise Birinci Dünya Savaşı üzerine araştırmalar yapan Leah isimli gazeteciyle tanışıyoruz. Roman ilerledikçe geçmiş ile geleceği bir araya getiren ipuçlarıyla romanın heyecan dozu da yükseliyor.






Aşkı unutturan tarifler

Aslıhan Kostak ilk kitabı “Bayan Süper Kahraman”da okuru dolu dizgin bir aşk hikâyesiyle baş başa bırakıyor. Romanın anakarakteri Nihal, eski sevgilisini unutmanın yolunun mutfaktan geçtiğine inanıyor ve ayrılığın acısını unutturacak enfes tarifler hazırlıyor. Yalın, akıcı ve etkileyici dili ve özgün konusuyla dikkat çeken romanın devam kitabını üzerinde Aslıhan Kostak’ın çalıştığını, Nihal ve Ümit’in maceralarına “Bay Süper Kahraman” ile devam edeceğini de buradan duyuralım.






***KLASİKLER***


Bilim kötünün eline geçerse


“Doktor Ox’un Deneyi”, aralarında Emile Zola, Yasmina Khadra, Pierre Daix’in de olduğu birçok yazarın eserlerini Fransızcadan Türkçeye kazandıran Alev Özgüner’in çevirisiyle okura sunuluyor. Kitap, hayali Quiquendone kentinde geçer. Bu kentin insanları sakin, ölçülü, tutumlu insanlardır. Ox isimli doktor sözde bir aydınlatma projesiyle kente gelir. Amacı kent halkını kobay olarak kullanmaktır. Verne, dünyadan kopuk, ortaçağla bağlarını koparmamış kentin sakinlerinin miadını doldurmuş yaşam biçimlerini hicvetmekle kalmıyor, bilimin kötülerin elinde nasıl tehlikeli bir yaratığa dönüşebileceğini de resmediyor.







Zweig’tan üç kitap

Avusturyalı yazar Stefan Zweig’ın üç önemli yapıtı “Şeytanla Savaş: Hölderlin, Kleist, Nietzsche”, “Hayatlarını Anlatan Üç Yazar” ve “Bir Kadının Hayatından 24 Saat” isimli kitapları Can Yayınları tarafından yayımlanıyor. Hölderlin, Kleist ve Nietzsche’nin yaşamöykülerini anlatan “Şeytanla Savaş” ile Casanova, Stendhal ve Tolstoy otografilerini içeren “Hayatlarını Anlatan Üç Yazar” Zehra Kurttekin çevirisiyle, hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı mektubu konu alan “Bir Kadının Hayatından 24 Saat” Esen Tezel çevirisiyle okuyucuyla buluşuyor.







Babil Kitaplığı büyüyor
Cenneti bir tür kitaplık olarak hayal eden Arjantinli yazar Jorge Luis Borges’in tüm dünyadan seçtiği novella ve öykülerden oluşan “Babil Kitaplığı”, Kırmızı Kedi Yayın Yönetmeni İlknur Özdemir’in çalışmalarıyla büyümeye devam ediyor. Her ay iki kitap yayımlanan dizide bu ay Fatih Özgüven - Pınar Kür çevirisiyle Henry James “Dostlarımızın Dostları” ve C. Hakan Arslan çevirisiyle Song-Ling “Konuk Kaplan”ı okuyacağız. Serinin tüm kitapları 2017 sonunda yayımlanmış olacak.




***ARAŞTIRMA- İNCELEME***



Dostoyevski’yi okumak


Edebiyatın mihenk taşlarından Dostoyevski’nin eserlerinin arka planını daha iyi anlamak isteyenler için eşsiz bir kaynak.
“Dostoyevski üzerine bir kitap yazmak için haklı bir sebebiniz olması gerekir. Bence bu sebep yeni bir yaklaşım ya da yorumlama yöntemi keşfetme iddiası olmak zorunda değil. Daha çok, Dostoyevski’nin sanatının büyüklüğünün metinlerinin birbirinden çok farklı, hatta birbiriyle çelişen okumalara açık olmasından kaynaklandığını teslim etmekten kaynaklanıyor” diyerek özetliyor “Dostoyevski’yi Okumak” kitabını yazma nedenini araştırmacı-yazar Victor Terras. İlk basımı 2015 yılında yapılan, Işıl Özbek Arslan çeviriyle yeniden yayımlanan kitaptaki incelemeler, büyük yazarın yapıtlarını yaratım süreçlerini ve yaratım süreçlerini besleyen duyguları, düşünceleri ve yaşanmışlıkları baz alınarak şekillendirilmiş.





Okumanın gizemli gücü

Dil üzerine yazdığı “Dil ve Yazar”, “Öz Türkçe Üzerine”, “Sözcüklerin Vicdanı” isimli araştırma kitaplarıyla tanınan Emin Özdemir’in yeni kitabı “O İyi Kitaplar Olmasaydı” Sait Faik’ten Orhan Pamuk’a, MarioVargas’tanJoseSaramago’ya pek çok yazarın eserleri üzerine yazdığı denemelerden oluşuyor. Kitabın ilk bölümünde Özdemir, yazınsal yaratıların işlevi üzerinde duruyor. “Okumanın Gizemli Gücü” başlıklı ikinci bölümde okurluğu ele alıyor ve sonraki bölümlerde yazma ve yaratma eyleminin çok boyutlu bir çaba olduğunu vurgulayan yazılara yer veriyor. “Edebiyat nedir, ne işe yarar?” sorusundan yola çıkan Emin Özdemir, bu soruyu kitabında şöyle yanıtlıyor; “(…) şiirlerdir, öykülerdir, romanlardır, tiyatrodur, denemelerdir, anlatılardır… Yazıya dönüştürülmüş, estetik tat içeren, her yaratı edebiyattır. İnsanı insan kılar edebiyat.” Edebiyatı ve edebiyat yapıtlarını yeniden anlamlandırmak ve yorumlamak isteyenler için okunması gereken bir kitap.







Sabahattin Ali’yi daha yakından tanımak

Yaşadığı dönemde olduğu kadar günümüzde de gündemde olan bir yazar Sabahattin Ali. 74 yıl önce kaleme aldığı “Kürk Mantolu Madonna” ile yaklaşık yedi yıldır çok satanlar listelerinde yer alan Sabahattin Ali’nin “Kuyucaklı Yusuf”, “Gramofon Avrat”, “İçimizdeki Şeytan” kitaplarını da ya duymuş ya okumuşsunuzdur. Peki onun yapıtlarını gündemden düşürmeyen nedir? Atilla Birkiye bu sorudan yola çıkarak Sabahattin Ali’nin eserlerine yoğunlaşmış ve her birini derinlemesine inceleyen bir kitaba imza atmış. Kitap sadece sözlük değil Sabahattin Ali’nin romanlarını irdeleyen kapsamlı bir çalışma olma özelliği taşıyor. Birkiye, acıma, adalet, aile, aşk, gözyaşı, hastalık, hapishane, köylü, taşra gibi 94 maddeyi A’dan Z’ye sıralayarak yazarın eserlerinde bu olguları ne sıklıkla kullandığını ve ne şekilde yer verdiğini örneklerle açıklamış. Sabahattin Ali’nin yapıtlarını farklı bir bakış sunan, özenli bir çalışma.







***SANAT***

Kültür deposu müzeler


Ülkelerin ulusal değerlerinin saklanması ve sergilenmesi için müzeler vazgeçilmez bir kültür deposu işlevi görür. Gerek bilim, sanat, siyaset gerek yer altı ve yer üstü zenginliklerinin segilendiği müzeler Rönesansla birlikte her toplumun vazgeçilmezi olmuştur. Peki müzeleşme hareketi nasıl başlamıştır? Mimar Ali Artun, yeni kitabında müzeciliğin hem tarihsel dönemlerini hem de müzelerin bir güç olarak insanlığı nasıl etkilediğini irdeliyor.







Görüntünün önemi

Sanat tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Nermin Saybaşılı kitabında sanatın üretildiği ve sergilendiği alanlara dikkat çekerek görsel kültürün önemine değinen yazılarını bir araya getirmiş. Günümüz sanatının ve sanat eleştirisinin yöntem ve bilgisine dayandırdığı yazıları için Saybaşılı şöyle diyor: “Görsel kültür çalışmalarından besleniyor, bakmanın ve göstermenin kültürel ve günlük üretimi üzerine, görüntünün toplumsal üretim alanları üzerine düşündürüyor.” “Sanat Sahada”, günümüz sanatına uzman bir gözün perspektifinden bakmak isteyenler için.








***ANI***

Selim İleri’nin önsözüyle


Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz gazeteci-şair Ahmet Oktay’ın anılarını anlattığı ve ilk kez 1991 yılında yayımlanan “Gizli Çekmece” isimli kitabının yeni baskısı Selim İleri’nin önsözüyle yeniden yayımlandı. Anılarına “Önemli değil yaşanmış bir yaşam benimkisi. (…) okuryazarlar için bu saptama cümlesi, eminim ki büyük ölçüde bir gariplik barındırıyor. Kabul ediyorum” diyerek 1950’li yılların siyasetle çalkalanan Ankara’sının atmosferini anlatarak başlayan Ahmet Oktay, yakın ahbap olduğu Ece Ayhan’lı İlhan Berk’li Edip Cansever’li günlerini anlatarak devam ediyor. “Gizli Çekmece” bir Ahmet Oktay biyografisi olarak okunabilecek bir kitap. Nitekim kitapta yer alan anılara fotoğraflar eşlik ediyor. Gazetecilik yaptığı dönemde karşılaştıklarını da tüm çıplaklığıyla anlatıyor yazarlık yaşamı boyunca aldığı eleştirileri de açık yüreklilikle kabul ediyor Ahmet Oktay ve şöyle diyor; “Yazarlık yaşamım boyunca hakkımda yazılan leyhte ve aleyhte çok şey var. Toplasam, birkaç kalın cilt olur.”






***DENEME***

Doğmuş olmanın derin üzüntüsü


Eserlerinde umutsuzluk üzerine bir dünya tasvir eden, her şeyden şüphe eden ve var olmanın öfkesini işleyen Rumen deneme yazarı E.M. Cioran, Türkçeye yeni çevrilen “Doğmamış Olmanın Sakıncası Üzerine” isimli kitabında “doğmuş olmanın üzüntüsünü” dile getiren görüşlerini sunuyor okura. Kitabı oluşturan on iki bölümde doğum gerçeği üzerine eğilerek, insanın dünyada karşılaştığı sorunları irdeliyor; yaşamı, yaşamayı, doğumu sorgulayarak doğmuş olmanın sakıncalarını ortaya koyuyor. Zira Cioran hayatın devinimin zihninde oluşturduğu olumsuzlukları olduğu gibi aktarmaktan geri durmuyor; kasvetli ancak bir o kadar da gerçekçilik payı yüksek metinlerle anlatıyor ölümden değil doğmuş olmaktan korkmak gerektiğini: “Dünyaya gelmiş olmak bana öyle korkunç bir anlamla yüklü görünüyor ki, katlanılmaz oluyor” diyerek var olmanın bir anlamının olmadığının altını çiziyor. “Doğmamak hiç kuşkusuz olup olabilecek en iyi formüldür. Ama ne yazık ki, kimsenin elinde değil.”







***ÇOCUK***


Dört kafadarın maceraları


Geleceğin Anahtarı”, “Geçmişten Gelen Şövalye”, “Zaman Tutsakları” adlı çocuk kitaplarının yazarı Almila Aydın’ın yeni kitabı “Esrarengiz Kelimeler” çocuk okurlara sırlarla dolu bir serüven sunuyor. Almila Aydın’ın eğlenceli anlatımına Hande Ünver özenli çizimleriyle eşlik ediyor.
Kitaplarla arası hiç de iyi olmayan Mert’in eline eski bir kitap geçer. Kitabın adı da yazarı da belli değildir. Ancak sayfaların arasında bir bilet vardır. Mert, sahibini aramaya karar verir. Bu sırada kitaptan sanki canlı bir varlıkmış gibi söz eden İdil’le tanışır ve birlikte kitabı incelemeye koyulurlar. Kitap çözülmeyi bekleyen şifrelerle doludur. Hikâyeye İdil’in kuzeni Nesli’nin ve Mert’in sınıf arkadaşı Sarp’ın dahil olmasıyla birlikte dört kafadar olan bu ekibin artık tek bir amacı vardır: kitabın şifrelerini çözebilmek.

Kitabın yazarı Almina Aydın yazarlıktaki öncelikli amacının çocuklara kitap okumayı sevdirmek olduğunu söylüyor. “Esrarengiz Kelimeler”de Pater Pan’dan Tom Sawyer’e, Pal Sokağı Çocukları’ndan Venedik Taciri’ne pek çok kitabın adını geçiren Aydın keyifli bir macera anlattığını ifade ediyor ve “Esrarengiz Kelimeler her şeyden önce bir macera kitabı. O yüzden okurların, kitabın sayfalarını heyecan ve merak içinde çevirmelerini umuyorum. Çözülmeyi bekleyen bilmeceler, gizemli kelimeler, kimi tuhaf karakterler, severek okudukları ya da belki adını bile duymadıkları kitaplar ve şaşırtıcı bir son bulacaklar. İlk başta birbirlerine tahammül bile edemeyen dört çocuğun, zamanla nasıl arkadaş olduklarına ve yardımlaştıklarına tanık olacaklar. Hiç beklenmedik bir anda, hayatın tam da hayal edilen yöne doğru kayabileceğini görecekler” diyor. Şifrelerle ve bilmecelerle ilerleyen macera dolu bir roman “Esrarengiz Kelimeler”.






Bu fıkralar çocuklar için

Uzun yıllar Gırgır, Fırt dergilerinde karikatüristlik yapan, çeşitli ulusal gazetelerde mizah köşesi ve ekleri hazırlayan Cihan Demirci, Çocuklar İçin Fıkralar Dizisi isimli serisine “Gülmeyen Kalmasın”la devam ediyor. Demirci yeni kitabında mizahın gözlem gücünü kullanarak çocuk okurları güldürürken düşündürecek eğlenceli olduğu kadar akılcı fıkralar sunuyor. Bu kitapta yer alan fıkraların tamamı özel emek verilmiş, Demirci’nin imzasını taşıyan ve daha da önemlisi bugünün çocuğu düşünülerek üretilmiş yani güncel fıkralar. Mizahın çocuğa benzediğini söyleyen Demirci “Mizah, samimidir, dobradır ve o da çocuk gibi sözünü kimseden esirgemez. Bu yüzden çocuğa seslenen mizah kitapları yazmak beni özellikle mutlu ediyor” diyerek çocuk edebiyatında mizahın önemini bir kez daha vurguluyor.







Mülteciliğe karşı umut tohumları

Ödüllü Fransız yazar ve illüstrasyonist Barroux’nun “Hoşgeldiniz” isimli resimli kitabı, kutup ayılarının küresel ısınma sonucunda evlerinden zorunlu ayrılışı ve yeni bir yuva arayışları üzerinden Suriyeli mültecilerin karşılaştıkları sorunları ele alan bir çalışma. Mültecilik ve göçmenlik üzerine kurulu hikâyesiyle göze çarpan kitap, herkesin barınacak bir yere sahip olduğunun altını çiziyor ve umut aşılayan sonuyla çoçuk okuru tebessüm ettirmeyi başarıyor. Espirili ve yalın dil kullunılan “Hoşgeldiniz”, çocuklara ev ve paylaşma kavramlarının önemini öğreterek empati yeteneklerini geliştirebilecek bir kitap. Barroux’un Suriyeli mültecilerin karşılaştıkları sorunlardan esinlenerek kaleme aldığı bu resimli hikâye barış, huzur ve güven dolu bir dünyada yaşamasını düşlediğimiz çoçuklarımıza umut niteliğinde.








Başarısızın başarısı

80’den fazla çocuk ve genç yetişkin kitabına imza atan ve yaklaşık 17 milyon satan Amerikalı yazar Gordon Korman’ın “Yetenek(siz)” adlı romanı Türkçede. Donovan, yaptığı bir haylazlık yüzünden okul yönetimince cezalandırılacaktır ancak bir karışıklık sonucu Üstün Yetenekliler Akademisi’ne gönderilir. Ancak bir sorun vardır Donovan her daim başarısız olmuş, matematik ve fenle yıldızı hiçbir zaman barışmamış bir öğrencidir. Peki, bu okulda nasıl kalacaktır? Gölgede kalanların er ya da geç bir gün mutlaka öne çıkacaklarını anlatan, yüreklendiren bir roman








***KİŞİSEL GELİŞİM***

Makyaj sırları


“Makyajsız sokağa çıkmam”, “En azından bir maskara, bir göz altı kapatıcısı mutlaka olmalı” ya da “yapmaya çalışıyorum ama olmuyor” diyenlerden misiniz? Kariyerine ChristianDior kozmetikte başlayan MAC’te devam eden, Roberto Cavalli, Missoni ve Westwood gibi markaların defilelerinde dünyaca ünlü modellere makyaj yapan Türk makyör Rıfat Yüzüak çoksatan listelerinde yer alan “Sil Makyajını” isimli kitabında A’dan Z’ye makyajın püf noktalarını örneklerle öğretiyor. Fondöten sürme sanatından eyeliner çekme ustalığına, göz makyajından kaş ekimine kadar makyaj sanatının tüm sırlarını açıklıyor.







1976 hayat hikâyesi

“Gerçekten Yaşıyor musun?”, “Gitme Zamanı”, “Siyah Gözyaşı”, “Çırılçıplak Aşk”, “Bir Nefes İstanbul” kitaplarının yazarı Aret Vartanyan yeni kişisel gelişim kitabı “İnsanız Ayıbı Yok” için 1976 farklı kişinin hayat hikâyesini dinlemiş. Binlerce insanla gerçekleştirdiği görüşmelerde insanların ortak sorununun değersizlik olduğunu saptadığının altını çizen Vartanyan’a göre zenginlik, ün, mevki birer sabun köpüğü. Önemli olan “Gerçekten sen olduğun için sevilmek” diyor Vartanyan. İnsanı, hayatı, birey olmayı sorgulayan “İnsanız Ayıbımız Yok” mutluluğu ve huzuru küçük ama içten şeylerde bulmayı bilenler için…

Paylaş

Mungan’ın odaları Murathan Mungan’ın edebiyatıyla tanışmam eve kapanıp günlerce Dostoyevski, Albert Camus, Kafka okuduğum üniversite yıllarına rastlar.

Devam
15 Mart 2017 Yıl : 12
Sayı : 157