VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Temmuz 2014 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Çağdaşımız Evliya Çelebi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Çağdaşımız Evliya Çelebi

Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nden seçme bölümler Fahri Maden tarafından sadeleştirilerek Seyahatnameden Seçmeler- Seyahat Ya Resulallah adıyla Kapı Yayınları'ndan yayımlandı. Seyahatname'den Seçmeler, Evliya Çelebi'nin gözünden Osmanlı insanı ve toplumuna dair derin bir fikirler sunuyor.

Öner Ciravoğlu

Ne zaman Dede Korkut, Nasrettin Hoca, Yunus Emre ve Evliya Çelebi’yle ilgili bir yayın gündeme gelse gözlerimi dört açarım. Evliya Çelebi’den Seyahatname/Seçmeler (Kapı Yayınları) kitabı gelince de aynısı oldu. Üstelik kitap “Seyahat ya Resulallah” alt başlığıyla basılınca heyecanım doruğa çıktı.

Nasıl çıkmasın? Evliya üstadımız bir gece rüyasında Tanrı’dan şefaat dileyecekken “seyahat” dilemiş. Ve ol hikâye böyle başlamış.
Hepimiz sanırım onunla öğrenim dönemlerimizde tanıştık. Ancak okul sıraları onun dünyasını keşfetmemize yetemezdi, yetmedi. Evliya ders olarak değil “haz” olarak okunmalıydı. Bizim kuşak oldukça kapsamlı bir metinle (10 cilt) Zuhuri Danışman’dan okumaya çalıştı. Daha sonra Mustafa Nihat Özön’ün kısaltılmış metniyle karşılaştık: "Gördüklerim" (İnkılap Kitabevi). Ve nihayet Orhan Şaik Gökyay’ın yıllar süren hazırlıkları… Gündağ Kayaoğlu ile Enis Batur’un öncülüğünde Seyid Ali Kahraman-Yücel Dağlı’nın çabasıyla ortaya çıkan (YKY) tam ve eksiksiz metin...

İNSAN MADENİ

Evliya Çelebi’ye bütünsel olarak bakmak isteyen okurlar için tüm bunlar elbette değerli. Ancak biz Fahri Maden’in seçmelerine gelelim şimdi. Kitap oldukça dengeli bir biçimde gelişiyor. Okurun dikkatini diri tutacak gözlemler ön planda. Öncelikle Evliya’nın seyahat nedenini ilk sayfalarda öğreniyoruz. Ve İstanbul gözlemlerine geliyoruz. Sırasıyla İstanbul’un hastaneleri, madenleri sıralanıyor. İstanbul madenleri 12 paragrafta anlatılıyor. Ancak bir 13. madenden daha söz ediyor Evliya. O da “insan” madeni.
Şöyle diyor:

“İnsan kaynağı, hoş belde yani Konstantiniye Kalesidir ki burada olan insan deryası ve insanoğlunun sevilen, iyi ve güzeli bir diyarda yoktur, ancak İslambol’da çoktur. Hatta meşhurdur, yeryüzünde bir insan ölür ve bin bir insan doğup, bir insandan türer derler. Öyle bir muazzam kalabalık, büyük şehirdir ki İslambol şehri içinde bin insan merhum olsa yine insan deryasından omuz omuzu sökemez, böyle bir Rum Gürültüsü’dür. Onun için İslambol’a insan kaynağı, insan madeni derler.” (s. 30)
Bu arada belirtmekte yarar var. Bizim anlatı geleneğimizde “abartı” çok kullanılan bir tarzdır. Dede Korkut’ta ve Evliya Çelebi’de görülen abartılar, anlatıyı güçlendirme ögesi olarak çok değerlidir. Ayrıca üslup oluşturma açısından da bu abartılar sözcüklere renk katar, onların ağırlığını artırır. Bu yönüyle şiir türünün imgesel dünyası ile sıcak bir bağ kurar.
Evliya Çelebi, İstanbul’un ardından Bursa’ya geçiyor. Bursa’da neler mi görüyor? Sultani Çarşısı, Irgandı Köprüsü ile başlayıp Bursa halkının giysileri, dili ve sanatları, latif havası, suyu, meşhur yiyecekleri, içecekleri, meyveleri, sanayi ürünleri… Sonra sıra Bolu’ya geliyor. Ardından Karadeniz’e geçiyor. Evliya’nın seyahatnamesi en güzel anlatımlarına Trabzon bölümünde kavuşur bence. İşte kısa bir örnek:
“Beşinci iklimde bulunduğundan havası ve suyunun letafetinden tüm halkı, zevk ehli ve gezici olup, zevk ve safa ile meşgullerdir. Gamsız ve kayıtsız, dost, zarif ve âşık kimseler olmakla yüzlerinin rengi kırmızı üzeredir ve kadınları… her biri birer ay parçasıdır.”

İlahi Çelebi, o devirde kadınları görmek ne mümkün. Ama görüp incelemiş kadar isabetle tanımlıyor.

Ve şu tekerlemeyi anıyor:

“Tarabozandur yerümüz
Akça tutmaz elimüz
Hapsi baluk olmasa
Niç’olurdu halümüz”
Evliya Çelebi'mizin İstanbul’dan yola çıkıp yıllar boyu, tam tamına ve aralıklı olarak 50 yıl süren gezilerinde Osmanlı sınırları boyunca görmediği memleket kalmamış gibidir. Azak Kalesi’nden ta Mısır’a kadar gözlemleri bugün bizim için altın değerinde bilgi hazinesidir. Bu bilgi hazinesini salt edebi bir metin olarak da almamak gerekir. Dönemin siyasal gelişmeleri, ünlü kişiler, yörelerin kültürel yapısı, alışkanlıklar, davranışsal özellikler hepsi bir arada bilimciler için de bir rehberdir. İşte böyle engin okumalara açık bir kitapla karşı karşıyayız.

Söz buraya gelmişken kısaltma ve sadeleştirme üstüne de birkaç söz etmek gerekir. Yıllarca sadeleştirme ve kısaltma girişimlerine karşı çıkan, kıyamet koparan arkadaşlara, dostlara ne diyeceğiz? Bence bu kitapla hepsi bir kez daha mahcup oldular. Elbette ana metnin yerini tutmaz sadeleştirmeler. Ama yeni kuşaklara tanıtmanın vazgeçilmez gerekliliğini de unutmamak gerekiyor. Biz bu metinleri sadeleştirme ile biraz olsun sevdirip merak ettirebilirsek, okur asıl metne ulaşmanın yolunu bulabilir. Kaldı ki örneğin Halit Ziya Uşaklıgil bile kendi romanlarını sonradan sadeleştirmiştir.

Yayıncının bu dizinin kitaplarına ilişkin notu ise şöyle:
“… yazılmalarının ardından yüz yılı aşkın bir zaman geçmiş bu metinleri bugünün okuruyla buluştururken romanların dilini yaşayan Türkçeye yaklaştırmaya çalıştık. Sonuçta yaptığımız metne bir müdahale ama müdahaleyi elimizden geldiğince edebiyatın kendi doğasına halel getirmeden yapmaya çalıştık; ne anlatıldığı kadar nasıl anlatıldığı da edebiyatın ayrılmaz bir parçasıdır ve sadeleştirme yaparken metinlerin orijinal hallerine ekleme ya da çıkarma yapmaksızın yazarların üslubuna, cümle kurgulayışlarına sadık kalmaya çalıştık.”
Bu bakımdan yayıncının notunu ve Fahri Maden’in çabasını takdirle karşılıyorum.





Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam