VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
30 Mayıs 2012 Çarşamba | Anasayfa > Biyografi > Çaldıran''da savaş, gönüllerde aşk
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Çaldıran'da savaş, gönüllerde aşk

İskender Pala son kitabı “Şah&Sultan” ile okuru beş yüz yıl önceye, bugün hala çözülememiş Alevi - Sünni çatışmasının temeline götürüyor.

Fügen Ünal Şen

İskender Pala ile ilk röportajımızı bundan tam yedi ay önce, “İki Darbe Arasında” isimli kitabı piyasaya çıktığında yapmıştık. Pala, Deniz Kuvvetleri’nde geçen ve 28 Şubat sürecindeki YAŞ kararıyla son bulan on beş yılını, hiçbir duyguyu saklamadan paylaşmıştı bizlerle.
O kitabı tanımlarken, “Bu bir İskender Pala kitabı değil, bizzat İskender Pala’nın kitabıdır” demiştim. Pala da, “Ben ki güle bülbüle aşinayım, bu kitapta topla tüfekle uğraştım” diyerek edebiyatçı kimliğinin “İki Darbe Arasında” nın arkasında kaldığını itiraf etmişti zaten.
İskender Pala yine topla, tüfekle, kılıçla uğraştığı bir kitapla karşımızda ama sevgili okur, durun panik yapmayın. Bu kez satırlarda gül de var, bülbül de. “Şah & Sultan” da cenk meydanında kılıçlar çekilip, kelleler uçsa, ovalar kana bulansa da, Pala’nın efsunlu kelimeleri imrenilecek bir aşkın dünyasına da götürüyor okuru.
“İki Darbe Arasında” yı yazarken “Tarihe belge bırakma” telaşını yaşamıştı yazar. “Şah & Sultan”da da yine bir misyonu yükleniyor: “Alevi açılımına zemin hazırlamak.”
Kürt açılımı sürecine toplumun hazırlıksız yakalandığını düşünen Pala, Alevi açılımında aynı şey yaşanmasın diye bir hedefe yönelip Alevi-Sünni çatışmasının başlangıcına odaklanmış. Ve bugün hala süren çatışmanın fitilinin Çaldıran Savaşı’nda yakıldığı gerçeğine ulaşmış.
“Şah & Sultan” işte taa o günlere, 1500 yılına götürüyor bizleri. Üstelik o yılların sokaklarında dolaştırmakla kalmayıp saraylarına da sokuyor. Zira bir an Şah İsmail’in yanındaysak bir an Yavuz Sultan Selim’in dizi dibinde oluyoruz.

500 YILLIK ZAMAN YOLCULUĞU

Yazımıza devam etmeden, İskender Pala’nın Divan Edebiyatı’nın yeniden sevilip anlaşılabilmesi için klasik şiirden ilham alan makaleler, denemeler, hikâyeler yazdığını hatırlatalım ve ekleyelim: Okur, “Şah & Sultan”da, Pala’nın Divan Edebiyatı tutkusunun yansımalarını kolayca bulabiliyor.
Burada bir uyarı da yapmamız gerek. “Şah & Sultan” 1501 yılını anlatarak başlıyor, 1525’te bitiyor. Kullanılan dile, cümleleri süsleyen ayrıntılara, dönemin ‘kelâm”larına günlük hayatın vazgeçilmez detayları ve malzemeleri –giysi, çalgı, yemek, silah- eklenince okumak olmasa da yazılanı algılayıp canlandırmak bir hayli çaba istiyor. Bu nedenle İskender Pala’nın meraklı ve sadık okuru “Şah & Sultan”ı okurken eski Türkçe sözlükten sık sık yararlanmak zorunda kalabilir.
Bu minik saptamadan sonra kitaba dönebiliriz.
İskender Pala, “Şah & Sultan”da Çaldıran Savaşı öncesinden başlayarak adım adım cenk meydanına sürüklüyor bizi. Önce Şah İsmail’in Tebriz’i aldığı güne ve oradaki sünnilerin yaşadıklarına tanık oluyoruz. Şah İsmail’in “Ya Şii olurlar ya da yağlı kazandan tadarlar” dediği güne gidiyoruz. O gün yaşananlar kitapta, “Şehirde Kızılbaşların bayramı vardı, Sünnilerin yası. Tebriz Sünnilerin şehri iken, On İki İmam Şia’sının yurdu ve merkezi olmaya başlamıştı” cümlesiyle anlatılıyor.
Şah’ın Tebriz’de Sünniliği kazıyıp Safevi Devleti’ni kurması bir türlü sönmek bilmeyecek bir ateşin ilk kıvılcımları aslında. Bu arada Yavuz Sultan Selim de boş durmuyor tabii, Şah’ın hamlesine o da başka bir hamle ile karşılık veriyor. Birbirlerinin damarına basıp duruyorlar.
Ve bir gün geliyor, Pala’nın tanımıyla, “İktidar atında rüzgâra ve ateşe doğru yol alan iki hükümdar, Şah ile Sultan” Çaldıran da karşı karşıya geliyor.
İskender Pala’nın kelimeleri, yüze yakın kitabı tarayarak ulaştığı bilgi ve ayrıntıları okurla paylaştığı cümleleri, tarih kitaplarının, “Osmanlı Devleti ile İran’da egemen olan Safeviler arasında, Çaldıran Ovası’nda yapılan meydan savaşı” diyen kuru anlatımını, bir anda ete kemiğe bürüyor. Artık elinde “Şah & Sultan” olan her okur Çaldıran’dadır, okla yaralanmaktadır, kılıçla kellesi kopmakta, gürzle göğsü parçalanmaktadır. Parçalanmaktadır, zira orada birbiri ile savaşan insanlar aynı dili konuşan, aynı kültürden gelen, aynı dine sahip Müslümanlardır.

KİTABIN GÜCÜ; GİZLİ KAHRAMANLAR

Bakmayın siz “Şah & Sultan”da asıl kahramanın Şah İsmail ve Yavuz Sultan Selim gibi görünmesine. Elbette tarihi belirleyen bu güçlü iki şahsiyet romanın baş kahramanıdır ama Pala asıl mesajlarını “gizli baş kahramanlar” üzerinden veriyor.
Şah’ın yanında savaşan Hasan ile Sultan’ın ordusunda savaşan Hüseyin’in ikiz kardeş oluşları, Çaldıran’da karşı karşıya düşmeleri, yüzlerini kapatan miğferler yüzünden birbirlerini tanımadan savaşmaları ve sonunda Hüseyin’in kardeşi olduğunu bilmeden! Hasan’a öldürücü darbeyi vurması... Yere yuvarlanan Hasan’ın miğferi savrulunca kardeşini öldürdüğünü anlayan Hüseyin’in çaresizliği… O çaresizlikle yanıp kavrulan Hüseyin’in hemen o an kardeşinin giysilerini giyip onun yerine geçmesi… Pala, “Çaldıran’da kardeş kardeşi vurdu” cümlesini evirip çevirmeden roman kahramanlarıyla zihinlerimize işte böyle kazıyor.

SEVGİNİN BİN BİR TARİFİ

Evet, “Şah & Sultan” neredeyse her sayfasından kan damlayan, iktidar kavgasının, güç sevdasının insana ne vahşi kararlar aldırabildiğine şahit olduğumuz bir kitap. Evet, “Şah & Sultan” bizleri Alevi-Sünni kavgasının ilk günlerine götüren, düşündürten, kendimizi ‘Öteki’nin yerine koymamıza yardım eden, yol gösteren bir kitap.
Ama “Şah & Sultan”, satırlarında sevginin bin bir tarifini bulduğum bir kitap aynı zamanda da. Şah İsmail ile Yavuz Sultan’ın kelle kesip kan döktüğü satırların arasına sıkışıp kalan etkileyici, imrendirici bir aşkın gücüyle huzur bulduğum bir kitap da…
Taçlı’nın aşkıdır söz ettiğim ve fakat ancak bu kadar yer vereceğim. Zira kitabın tılsımı, huzuru, umudu, masalıdır bu aşk ve elbette sihiriyle huzur bulmak Pala’nın okuruna kalmalıdır.
Yazar İskender Pala olunca elbette edebi satırlar da olacaktı “Şah & Sultan”da. Ama sevgili okur kitapta bir adım daha ötesi var: Yavuz’un ve İsmail’in kanlı kılıç tutan parmakları kalemi kavrayınca ortaya çıkan şiirleri… Kimi siyasi rakibi için kimi kavuşamadıkları sevgilileri için yazılmış şiirleri.
İskender Pala kitabının bir yerinde kahramanı, “Hüseyin ile Hasan, Sultan ile Şah, Taçlı ile Gülizar Begüm çatışıp duruyorlardı. Hepsi birbiriyle kardeş, hepsi birbirine sevgili ve eş olabilecek bu insanlar arasında bunca kavga nedendi? Kim bu kavgayı bırakmıştı aralarına? Şah ile Sultan neden omuz omuza değil de karşı karşıya idiler?”diye soruyor.
Bu topraklarda yaşayanların sık sık sordukları soru değil midir bunlar? İşte “Şah & Sultan” bu soruların bazılarına cevap bulmaya yardımcı olabilir.


Kutu olacak:

İKİ ŞAİR, İKİ ÖNDER
İskender Pala’nın “Şah & Sultan” kitabında Şah İsmail ve Yavuz Sultan Selim iki yiğit, cengâver olarak anıldıkları kadar edebi kimlikleriyle de karşımızdalar. Siyasiler, araştırmacılar varsın Çaldıran’ı tartışadursun biz bu iki şahsiyetin mısralarına da göz atalım:

ŞAH’TAN:
“Biz de bilirik ki dostu kardaşı
Bulamadım bir kara gün yoldaşı
Dost geçinip yüze gülen kallaşı
Bahasıdır, satmak gerek bir pula.”


SELİM’DEN
“Bu Selimî kuluna cevri revân eylediğin
Bunca sıdkın reh-i aşkında yalan eylediğin
Yüzünü gösterüben yine nihân eylediğin
Neyi ki, şive mi ki, cevr mi ki, naz mı ki?”

KUTU OLACAK
“MUM SÖNDÜ’NÜN TEMELİ
ŞAH İSMAİL’E DAYANIR”
Alevi vatandaşlarımızın en hassas olduğu konulardan birisi “Mum söndü” sözü. İskender Pala kitabını yazarken yaptığı araştırmalarına dayanarak “Mum söndü” sözünün nereden geldiğini şöyle anlatıyor:
“Şah İsmail, Çaldıran"da yenilmiş, inzivaya çekilmiş, şiir ve içkiye vermiş kendini. O dönemde saraya Kalender Çelebi geliyor. Mevlana ile Şems nasıl yakın oluyorlarsa İsmail ile Çelebi de öyle yakın oluyorlar. İsmail, Kalender Çelebi"ye, "Artık bu tebaanın şeyhi sensin, şeyhlik çizgisini sen yürüt" diyor. O gün ikisinin işareti olarak iki tane mum yakıyorlar. O iki mum sönene kadar da semah yapıyorlar. Öyle bitkin düşüyorlar ki mum sönüp de ortalık karanlık olduğu zaman yeni bir mum yakmaya güçleri kalmıyor. Bu gün bazılarının "mum söndü" ile ima ettiğinin tarihi bir alt yapısı yok.”


Şah ve Sultan (Cep Boy)Şah ve Sultan (Cep Boy)

İskender Pala

Detay için tıklayın

Paylaş

Mungan’ın odaları Murathan Mungan’ın edebiyatıyla tanışmam eve kapanıp günlerce Dostoyevski, Albert Camus, Kafka okuduğum üniversite yıllarına rastlar.

Devam
19 Nisan 2017 Yıl : 12
Sayı : 158