VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Haziran 2014 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Cenazesinde profesör de vardı, sokak serserileri de
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Cenazesinde profesör de vardı, sokak serserileri de

Tarihi romanlarıyla tanınan Hıfzı Topuz yeni kitabı “Çılgın ve Özgür”de bu toprakların en özel insanlarından birini, bohem hayatı, neyinin gücüyle kutsayan şair Neyzen Tevfik’i anlatıyor


Neyzen Tevfik, denince aklımıza nükteli hikayeler gelir. Mesela birinde, kendisi de rakı içmekten keyif alan Atatürk’ün “İyi rakı içiyormuş, çağırın da görelim, öyle miymiş” diyerek Neyzen Tevfik’i masasına davet ettiği, Neyzen’in de “Çok açım önce bir şeyler yiyeyim sonra içmeye başlarım” dedikten sonra rakıyı tasa döküp içine ekmek doğrayarak içtiği anlatılır.
Bu ve benzeri hikayelerin ne kadarı doğrudur değildir, elbet tam olarak bilinemez. Ancak bilinen şudur ki, Neyzen Tevfik, bu topraklarda yaşamış “özgür ruh”lardan biriydi. Hiçbir sisteme, devlete, hükümete, toplumsal kurallara uymayan, uyamayan bir kişiliğe ve dinleyenlerin ruhlarına dokunan olağanüstü bir ney yeteneğine sahipti. Bu da onu, bir efsaneye dönüştürdü. Öyle ki, onunla ilgili her bir hikaye bir diğerini doğurdu, her doğan hikaye de bir başkasını...
Tarihi romanlarıyla tanınan Hıfzı Topuz, işte son kitabında Neyzen Tevfik’in efsaneleşen bu hikayesini kaleme almış: “Çılgın ve Özgür.”
Kitap, gerçek adı Tevfik Kolaylı olan Neyzen Tevfik’i çocukluğundan ölümüne dek ele alıyor. Hakkında anlatılan hikayeleri, zorluklarla geçen yaşamını, epilepsi krizlerini, Atatürk’le karşılaşmasını, Abdülhamid’in baskı yönetimi karşısında dayanamayıp Mısır’a gidişini, gittiği her yerde polislerin peşini bırakmamasını, kısa sürelerle içeri girip çıkışlarını ve en sonunda Mazhar Osman ve Rahmi Duman’ın devreye girerek ona Bakırköy Akıl Hastanesi’nde 21 numaralı odanın tahsis edilmesi ile nihayet bir “ikametgahının” olmasını anlatıyor.
Bodrum doğumlu olan ve yaşamı boyunca epilepsi krizleri ile mücadele eden şair, 1902 yılında Bektaşi dervişi olaur ve Abdülhamit yönetiminden bunalarak Mısır’a giden şair, hep yokluk içinde yaşamış. Ama bu onun tercihi olmuş. Anne-babası onu evlenirse de (Cemile Hanım), hayatını bir yola yordama sokması için gereken her şey yapılsa da, Neyzen yine adresiz yaşamış. 1940’larda Mazhar Osman ve Rahmi Duman gibi aydın kişilerin yardımı ile Bakırköy Akıl Hastanesi’nde 21 no’lu koğuşa yerleştirilmiş. Tedavi amaçlı değil. Neyzen burayı bir otel odası gibi kullansın diye. O bu koğuşta ve hastanede dilediği gibi dolaşıp, şiir ve felsefeyle uğraşabilmiş.
28 Ocak 1953’teki ölümünün ardından Beşiktaş’taki Sinan Paşa Camii’nde cenaze namazı kılındığında civarda oturan profesörler, memurların yanı sıra sarhoşlar ve sokak serserileri de Barbaros Bulvarı’ndan geçen cenazesinde hazır bulunmuş!

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam