VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Eylül 2016 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Che neden hâlâ bir sembol?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Che neden hâlâ bir sembol?

Onun hakkında yazılan her kaynağı okuyup inceleyen, aile bireyleriyle ve dava arkadaşlarıyla dostluk kuran Margaret Randall, hayatı ve ölümünü anlatırken bir yandan da Che’nin neden hâlâ bu kadar popüler olduğunu irdeliyor.

ÖZLEM AKALAN


Margaret Randall, hakkında yazdığı Ernesto “Che” Guevara kadar olmasa da ilginç bir figür. Bu nedenle Randall’ın anlattıklarından önce biraz yazardan bahsetmek istiyorum. 1936 yılında New York’ta doğan fotoğrafçı, aktivist, yazar, şair ve akademisyen Margaret Randall İspanya, Küba, Meksika, Nikaragua ve Vietnam Savaşı’nın son aylarında Kuzey Vietnam’da yaşamış. Politik açıdan sıcak bölgeleri seven Randall, 1960 yılında Meksika’ya taşınıp ülkenin önde gelen şairlerinden biriyle evlenerek Amerikan vatandaşlığından çıkmış. 1969 yılında, yani burada anlatacağım kitabının kahramanı Che öldürüldükten iki yıl sonra, Küba’ya yerleşmiş. Kaleme alacağı anı ve araştırmalarını şekillendirecek feminist çizgisinin temelleri burada atılmış.
1980-1984 yıllarında Nikaragua’da yaşayan yazar, yirmi üç yıllık aranın ardından Amerika Birleşik Devletleri’ne dönmüş. Meksikalı biriyle evlenerek ABD vatandaşlığını kaybettiği ve pek çok kitabında yer alan ABD aleyhtarı fikirlerinden ötürü tekrar vatandaşlığa kabul edilmeyen Randall, açtığı davalarda ünlü yazarların ve kişilerin de desteğini alarak kalıcı ikâmet hakkı kazanmış. Hâlen New Mexico’da, yıllardır partneri olan ressam Barbara Byers ile birlikte yaşıyor. Nikaragua ve Küba’da yaşayan kadınlar üzerine yazdığı kitaplarla tanınan Randall’ın “Aklımdaki Che” ve Che’nin dostu olan, Küba Devrimi’nin önemli figürlerinden Haydée Santamaría hakkındaki biyografisi en önemli eserleri arasında sayılıyor.

Neden Che?
Gelelim Margaret Randall’ın Türkçeye çevrilen “Aklımdaki Che” kitabına…
“Onun yaşadığı dünyayı hatırlayacak kadar yaşlıyım. Ben, o dünyanın parçasıydım ve hâlâ da bir parçam olmaya devam ediyor,” satırlarıyla başlıyor kitabına Randall ve önemli bir hatırlatmada bulunuyor: “Bu, politik bir inceleme olmayacak; bu tip analizlerin gözlemlerimi pekiştirecek yerlerdeki kullanımları dışında. Bu, bir çağa ve o çağı en iyi temsil eden figüre dair bir şairin anımsadıkları.”

Otuz dokuz yaşında ölmesinin üzerinden neredeyse elli yıl geçmiş olmasına karşın, Che’nin neden hâlâ bu kadar önemli bir figür olduğunu araştıran Randall’ın yukarıdaki açıklamasını okuyarak, buradaki hipotezlerini sadece duygusal gerekçelere dayandırdığını düşünmeyin. Zira Che’nin yazdıklarının yanında hakkında yazılan tüm kitapları okuyan, film ve belgeselleri izleyen Randall, kitabının temellerini bu bilgi ve birikimin yanı sıra şahsi kanaatlerine dayandırıyor. Randall’ın en büyük avantajı ise, Che’nin pek çok dava arkadaşı ve aile bireylerinin neredeyse hepsiyle birebir tanışmış olması.
“Ernesto Guevara ile hiçbir zaman bir arada bulunmadım, ancak anısı sık sık, fiziksel olduğu kadar ruhsal da bir dayatmayla, beni hayatını tekrar gözden geçirmeye, ölümü aşan eylemlerinin cazibesi üzerine kafa yormaya ve kendi yazdıklarıyla başkalarının onun hakkında kaleme almaya devam ettiklerini yeniden okumaya sürüklüyor,” diyen Margaret Randall, Che’nin kendisini adeta büyülediğini gizlemiyor. “Sıklıkla abartıldığını ya da fevrice olduğunu düşündüğüm gücünden değil, ancak adamın devamlılık gösteren güçlendiriciliğinden büyülendim. Tutarlığından ve ruhunun o yüce diğerkamlığından daha fazla etkilendim, zaman zaman tartışmaya açık politik strateji ve taktiklerinden değil.”

Onu kim öldürdü?
“Bu adam nasıl böyle oldu?”; “Che ve Fidel”; “Savaş ve Barış”; “Che’nin Mirası” gibi bölümlere ayrılan kitapta belki de en çok merak edilen sorunun cevabı “Birbiriyle Çelişen Hikâyeler” başlığında ele alınmış. Fidel Castro’nun Bolivya’daki Che’ye yeterli desteği vermediği hatta ondan kurtulmak istediği tartışmalarında yazar, bunun doğru olmadığını düşünen kesimi temsil ediyor. Bolivya’da seçilen bölge ve zamanlama konusunda Castro’nun Che’yi hararetle uyardığını fakat onun fikrini değiştirmediğini anlatıyor.

“Yaşasaydı fikirleri değişir miydi”, “Ne yönde değişirdi” gibi sorular için kendi çizgisindeki değişimlerden yola çıkarak cevap arayan, tahminlerde bulunan Randall’ın en büyük eleştirisi, Che’nin maço dili üzerine.
Che’nin öldürüldüğü baskından sağ kurtulan ve ömrünü devrime adayan silah arkadaşı Benigno’nun anlattıkları, Che’nin babasının oğlu hakkındaki kitabı, ilk eşi Hilda Gadea’nın daha politik, ikinci eşi Aleida March’ın daha mahrem anıları ve Pacho O’Donnell’ın kaleme aldığı biyografi, bu kitabın yazımında Randall’a yol gösteren en önemli kaynaklar.


Efsane fotoğraf nasıl çekildi?
Che’nİn hayattaki en meşhur görüntüsü, üzerinde tek yıldız olan siyah bere takmış ve uzaklara bakan fotoğrafı 5 Mart 1960’ta şans eseri çekilmişti. Le Coubre adlı bir Belçika yük gemisi Havana limanında infilak etmiş, seksen Kübalı hayatını kaybetmişti. Che, düzenlenen toplu cenaze törenine katılmış ve tam mikrofonların bulunduğu platformun kenarına çıktığı sırada, Alberto “Korda” Diaz peş peşe iki tane 35 mm’lik kare çekmişti. Bu ikonik görüntü tüm gezegende dolaştı; posterlerde, kıyafetlerde ve hatta Smirnoff votka reklamında bile yer aldı. Korda, fotoğrafı basmış ve karanlık odasının duvarına asmıştı. Zamanla bu fotoğrafın kopyalarını arkadaşlarına vermeye başladı. Smirnoff fotoğrafı kullanınca Korda dava açtı. Elli bin İngiliz poundu tazminat kazandı ve bunu Küba’daki tıbbi sisteme bağışladı.

Che’nin son mektubu
Che’nin ikinci eşi, gerçek aşkı, beş çocuğundan dördünün annesi Aleida March’a yazdığı duygu yüklü son mektubu bir tür veda niteliği taşıyor:
“(…) Acı sabah kahvelerimizi, dizindeki çukurun tadını, büyük bir özenle dengelenmiş puro külünden bir parçayı, ele geçirilemez yastığını savunurkenki manasız homurdanmalarını hatırladığımda seni seviyorum.”
“(…) Bu gerçek elveda olacak. Mücadeleyle geçen beş yıl beni yaşlandırdı. Şimdi artık sadece son bir adım kaldı - nihai olan.
Sirenlerin şarkıları ve içsel savaşlar bitti. Çıkacağım son yarışım için kapılar açıldı. O kadar hızlı hareket edeceğim ki, tüm haykırışlar ardımda kalacak. Geçmiş sona erdi. Ben artık yola çıkmış geleceğim.
Beni arama. Seni duymayacağım. Sadece güneşli günlerde, tekrarlayıp duran kurşun okşayışlarında seni hissedebileceğim…”


Paylaş