VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
11 Haziran 2011 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Çiğnenmiş kemiklerin romanı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Çiğnenmiş kemiklerin romanı

Bazı romanlar okuyanın hayatını değiştirir, bazıları da ancak hayat değişince okunabilir. Her ne kadar Banu Gürsaler Syvertsen, “İnsan Postuna Bürünmüş Köpek”i, asla hayal kaybı yaşatmadan Türkçeye çevirmişse de, romanı okuyabilmek için gereken son şeydir, Türkçe. Çünkü roman, bir anlaşma sunar ilk sayfalarında. Okurla hikâye arasında bir anlaşma. Ya kabul edilir ya da hayat değişene kadar beklenir.

Oysa anlaşma basittir: Andre Breton’un “Nadja”sından Baudelaire’in “Paris Sıkıntısı”na kadar, Hermann Hesse’nin “Bozkırkurdu”ndan Jack Kerouac’ın “Yolda”sına kadar, inşa edilmiş bütün karanlık hayaller birbirine dikilecek ve Necip Fazıl’ın ıslak yorganı gibi her şeyin üstü bunlarla örtülecektir. Hayallerden örülmüş, simsiyah bir çadırın altında, kişi beş duyusunu yeniden kullanmayı öğrenecek ve kendi güneşini kendi yaratacaktır.
Böylesi bir anlaşmanın kabulünden sonra şartlara sadakatin önemi kalmaz çünkü bu çadırın altında bir kez rüya gören bir daha uyanmaz. Çünkü bu çadırın altında kurulan her hayal başka hayallerle çarpışır. Çünkü bu çarpışmaların yanında, “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı”ndaki atom altı parçacık çarpışmaları trafik kazası kadar kalır.
“İnsan Postuna Bürünmüş Köpek”, çiğnenmiş kemiklerden söz eder.
“Kemiğin kendi çene kuvveti karşısında ezilişini hissetmek bir boşalım, bir zevktir. İşte o zaman bir başka hayvanın en iç noktasına kadar nüfuz edebilmişsin demektir. Bütün memeli hayvanların en gizli hazinesidir, kemik iliği. Kan dokuları burada üretilmektedir. Kemik çiğnemek bir iletişim biçimidir, hayatta sahici olan, en içteki ile bir telefon görüşmesi...” (s.164)
Ve çiğnenmiş davranışlardan söz eder.
“Bir keresinde onun tuvaleti kullanmasını yasakladım. Ondan nefret ettiğim için değil tabii, bir kadının lavaboya işemesi görüntüsünden ve de bu görüntü tasarımının bana ait olmasından müthiş hoşlandığım için...” (s.131)
Ve çiğnenmiş vicdandan söz eder.
“Dizleri üzerinde sürünen kendim olmadığım müddetçe, dilenciliğe bayılırım ben.” (s.78)
Ve çiğnenmiş toplumdan söz eder.
“Perondaki telaşlı kalabalığın arasına karıştım. Görünürde bir tehlike yoktu. Etraf öylesine sıkış tepişti ki aletimi havaya diksem en azından bir muamele kesebilirdim. Bütün vücudumla yumuşak, sıcak bir şeyin içine doğru kayıyordum.” (s.59)
Ve çiğnenmiş tanrıdan söz eder.
“Bill’in beyaz ve yağlı gövdesi tam gaz ilerliyordu. Kıçı havaya dikilmiş, inliyor, sık sık soluk alıyordu. Altındaki Mita’ysa yüzde yüz orospu tavrıyla yatmış sigarasını içerken kirli tavanı seyrediyordu. İçeri girdiğimde sigarasını söndürdü... Mita beni gördüğü andan itibaren gözlerini üzerimden ayırmamıştı. Hiçbir şey söylemedi ama gözlerinden her şey okunuyordu. ‘Düşünsene, hesaptan bir haftayı sildirdik,’ dedim. Gözleri ateş saçtı. Bir insanın yaratıcısından nefret edebildiği kadar nefret ediyordu benden. Ama şunu da iyice kavramıştı: ‘Bir yaratıcım olmasa yaşayamam.’” (s.89)
GERİYE DÖNÜŞ ŞANSI
OLMAYANLARA
Ve çiğnenmiş yazıdan söz eder.
“Yazmak bir cehennem. Sözcükler kurşun kadar ağır. Ama yine de boş veremiyorum bir türlü. İnsan olarak var olmak ile aramda tek bir bağlantı kaldı, o da yazmak.” (s.162)
Dönelim bu metnin ilk cümlesine. Hayatını değiştirmek isteyen varsa, 1956 doğumlu Norveçli yazar Ingvar Ambjörnsen’in en tanınmış eserlerinden biri olan “Beyaz Zenciler”i okuyabilir. Ancak “İnsan Postuna Bürünmüş Köpek” adlı romanı, hayatı zaten değişmiş olanlar içindir. Geriye dönüş şansı olmayanlar için. Bütün yönlerden sıyrılıp, hayatlarındaki yön sayısını teke indirmiş olanlar için. 2001’de “En İyi Yabancı Film” kategorisinde Oscar adayı olan ve Ambjörnsen’in “Kan Kardeşleri” adlı romanından uyarlanan “Elling” adlı filmdeki şu diyalogu sindirmiş olanlar için:
Tren bileti satıcısı: Evet?
Elling: Evet!
Tren bileti satıcısı: Nereye gidiyorsunuz?
Elling: Kjell Barne ve ben tabii ki Oslo’ya gidiyoruz!
Tren bileti satıcısı: Tek yön mü?
Elling: Başka yönler de mi var?
Unutmadan ve acımadan, romanın sonu: Herkes hırlar...

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam