VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Haziran 2017 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Çocuğu bilinçlendirmenin ön koşulu sevgi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Çocuğu bilinçlendirmenin ön koşulu sevgi

Çocuk kitaplarının sevilen yazarı Sevim Ak edebiyattaki 30’uncu yılını çevre bilinci üzerine yazdığı “Melo” isimli öykü kitabıyla taçlandırdı.

İPEK CEYLAN ÜNALAN




Can Yayınları’nın kurucusu yazar-şair Erdal Öz’ün, 1997 yılında Akademi Kitabevi Öykü Ödülü’nü “Uçurtmam Bulut Şimdi” isimli ilk kitabıyla kazanan Sevim Ak’a “Bu ödülü sana sadece kitabın için değil, çocuk edebiyatına iyi örnekler kazandıracağına inandığımız için veriyoruz” diyerek vermesinin üzerinden 30 koca yıl geçti. Bu süreçte Ak, Öz’ün inancını boşa çıkarmadığını 35 kitap yazarak gösterdi.
Yazar, edebiyat yolculuğuna onlarca ödül, çocuklara yönelik proje ve çocukların dünyasını aydınlatan kitaplar sığdırdı. Öyküleri Kırmızı Fare, Doğan Kardeş, Bando, Milliyet Kardeş, Başak Çocuk, Vakıf Çocuk, Kırmızı Bilye gibi pek çok çocuk dergisinde yayımlandı. TRT’nin çocuk programları için öykü ve senaryolar yazdı. Kitaplarından bazıları birçok dile çevrildi. “Kırık Şemsiye” adlı resimli öykü kitabı Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği’nce 2006 yılının en iyi resimli kitabı seçildi.
Çocukların davranışlarını yargılamak yerine onlara öğrenmek istedikleri dünyayı öyküler aracılığıyla anlatan Sevim Ak, çocuklara olan sevgisini geçtiğimiz aylarda evini kütüphaneye dönüştürerek bir kez daha gösterdi. Şimdilik yalnızca cumartesi günleri açık olan Ev Kütüphanemiz’de Sevim Ak, günün aktivitesini düzenliyor, çocukları yazarlarla buluşturuyor, deneyimli editörlerle kitaplar üzerine sohbet etmelerini sağlıyor. Hafta içi uygun günlerde öğretmenler sınıflarıyla birlikte aktivitelere katılmak için randevu alabiliyorlar. Kitaplarında anne-baba ayrılığı, engellilik, mülteci sorunları, teknoloji bağımlılığı, çevre bilici üzerine öyküler anlatan Sevim Ak’la “Yaşam adım adım ilerlerken yanı başımda sürüklediğim sorular, meseleler de bana eşlik etmiş, ben de onlarla birlikte öğrenmiş, büyümüşüm” dediği edebiyat yolculuğunu ve yeni kitabı “Melo”yu konuştuk.

Beni açmazdan kurtaran Erdal Öz oldu

1989 yılında Erdal Öz’ün, “Ödülü sana sadece bu kitabın için değil, çocuk edebiyatına iyi örnekler kazandıracağına inandığımız için verdik” demesi yazarlık hayatınıza etki etti mi ya da nasıl yön verdi?

Zaman zaman bundan sonra yeni bir şey yazamayacağım duygusuna kapıldım. Bazı engeller yüzünden sürdürmenin anlamsız olduğunu düşündüğüm zamanlar oldu. Okur mektupları ve Erdal Öz’ün bu sözleri beni ayakta tuttu. Hatta Can Yayınları’na kitaplarımı götürmeden önce bir yayınevi oradaki tüm kitaplarımı “Artık yerli yazarları basmayacağız” diye iade edince iki yıl elim kolum bağlı, kendime güvenimi kaybetmiş halde kalmıştım. Beni o açmazdan kurtaran da Erdal Öz oldu. Kitaplarıma yeniden hayat verdi, umudumu çoğalttı.

“Melo”da, kitaba ismini veren küçük bir kızın denize, doğaya, hayvanlara, bitkilere olan sevgisi ve merakı üzerine kurulu; çocukların balıklarla konuştuğu bir hikâye anlatıyorsunuz. “Melo”da ne bulacak çocuklar?
Melo, cesur ve girişken bir kız değil, hatta kendini dünyanın en yeteneksizi ilan etmiş biri. Mahalledeki ekip çalışmalarına katılmak için çağrılar alsa da çabucak yılacağını bildiğinden uzak duruyor. Bir zamanların savaş mağduru düş kuklalarının yaratıcısı Tisu’yla karşılaşması onun için bir dönüm noktası oluyor. Sayesinde oyun içinde sorunların alt edilebileceğini fark ediyor. Mahallede balık ölümlerine karşı verilen mücadele ile yeni mülteci anne kızın sınırın öteki yakasındaki yakınlarına ulaşması için verilen dayanışma çabası Melo’yu da etkiliyor, kendine güvenini kamçılıyor. “Balık Tarlası” sokağının insanları iş ve gündelik hayat sorunları derken dar bir çevrede kendi içlerine dönük, su gibi akan yıllar geçirmişler. Denizin yavaş yavaş kirlendiğini görememişler, geçmişte büyüklerinin balıklarla kurduğu dostlukları masal sanmışlar. Gençlerin kapalı kapıları aralayışı, mahallelinin uyanışını, birbirlerinin sesini duymayı, dayanışmayı seçmelerini sağlıyor. Çevre eylemi yaparak isyan başlatan gençlerle çevre bilinci de oluşmaya başlıyor.

Çocuklar için yazmanın en zor yanı nedir sizce? Çocukları bir konu hakkında bilinçlendirmek sizin için ne kadar önemli?
Çocuklar için yazmanın en zor yanı uygun dil ve anlatım şeklini bulmak bence. Yaşa göre dilin yalınlığı değişebilir. Çocuklar metnin arkasında yatan gizli mesajları hissetsinler isterim. “Ağaçlar kesilmemeli” demek çok anlamlı gelmez bana. Ağaca karşı merak ve sevgi oluşturmak anlamlı gelir. Bir konu hakkında bilinçlendirmenin ön koşulu da sevgi oluşturmak. Hayvan, bitki, insan sevmek. Çocuğa misyon yükleyip çevre sorununu onun önderliğinde çözmeye çalışan kitaplar var. Bilinç oluşturmak için böylesi yolları kullanmak bana iyi gelmiyor. Çevrede yaşayan canlılara, tarihi eserlere ilgi ve sevgi uyandırmak, bağlılık oluşturmak bence çok daha değerli ve kalıcı. Sevilen, tanınan, sesini duymak için çaba harcanan canlıların kıyılmasına kimse onay vermez.

Denizsiz bir hayatı bilmiyorum

Deniz doğduğum andan beri hep yanıbaşımda oldu. Ben İstanbul’dan Samsun’a giden gemide doğuyormuşum nerdeyse. İlk flikayla sahile yanaşmışız ve hastaneye ulaşır ulaşmaz doğmuşum. Deniz kıyılarına yakın yaşadık hep. Sahillerde uzun yürüyüşler yaptık, ders çalıştık, kitap okuduk. Heybeliada’da yaşadım, ilk öykülerimi orada yazdım. Denizsiz bir hayatı bilmiyorum.





Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163