VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
30 Mart 2010 Salı | Anasayfa > Haberler > Çocukların dünyası bizimkinden daha eğlenceli...
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Çocukların dünyası bizimkinden daha eğlenceli...

Ahmet Ümit""i polisiyeleri ile tanırız, Mğge İplikçi""yi öyküleri, Haldun Hürel""i gezi kitapları ile... Usta yazarlar, bu kez bambaşka bir dünyaya, çocuklara seslendi.

Buket Aşçı

AHMET ÜMİT

* Olmayan Ülke
* Masal Masal İçinde


Annemden dinledim, önce kızım sonra torunum için yazdım

- İlk masal kitabım olan on beş yıl önce “Masal Masal İçinde"yi 1995’te yazmıştım. Bunlar annemden dinlediğim masalardı. Annem yıllar önce Antep’teki dokuz odalı, bahçesinde kocaman bir ceviz ağacı bulunan evimizde anlatmış bu masalları. Anlatmış diyorum, çünkü unutmuşum. Yıllar sonra Antep’e gittiğimiz de bu defa da kızım Gül için anlattı. O zaman masalların güzelliği karşısında dilim tutulmuştu. Bu masalların yok olup gitmemesi için de yazmaya karar verdim. O günden bu yana bu kitap binlerce sattı. Bugün birçok saygın ilköğretim okulunda yardımcı ders kitabı olarak okutuluyor. Kore’de
yayınlandı ve Kore Öğretmenler Birliği okunacak kitap listesinde annemin masallarını da gösterdi.

- İkinci masal kitabım, “Olmayan Ülke”nin de kaynağı anneme ait. Onu da annemden dinlemiştim ama oldukça değiştirdim. Bu masalı yazmamda başka bir olgu daha rol oynadı. O da bizim Rüzgâr... Yani şu sıralar ikinci yaşını süren torunum. Onun dünyaya gelişini bir masal kitabıyla kutlamak istemiştim ve verilecek en güzel hediye de onun adına yazılacak bir kitaptı. Böylece ülkemizin derin çatışmaların eşiğinde bulunduğu bu günlerde, birlikte yaşamayı ve hoşgörüyü öneren bu metni kaleme aldım. Umarım Rüzgâr büyüdüğünde, dedesinin ne demek istediğini anlar.

- Çocuk kitabı yazmak çok daha eğlenceli ve insanı çok daha özgür kılıyor. İki önemli ölçüt dışında hiçbir şey önemli değil: Sevgi ve masumiyet. Bol bol hayal kurup bol bol mucize gerçekleştiriyorum. Bir romanda asla yapamayacağım kadar uçuk, kaçık yazma şansına sahip oluyorum. Örneğin mavi bir timsah gökyüzünde uçabiliyor, esmer bir zürafa çevre yolunda TIR kullanabiliyor. Ama hemen şunu da
belirtmeliyim ki bazı yazarlar çocuk kitabı yazmayı küçümsüyor. Bu bence tümüyle yanlış bir yaklaşım. İyi bir masal yazmak bence dünyanın
en zor işlerinden biri... Ve insanın iyi bir varlık olması için, dünyanın daha güzel bir yer haline gelebilmesi için hepimizin iyi romanlardan çok iyi masallara ihtiyacı var.

- Bu masalları yazarken özellikle pedagoji kitapları okumadım ama eskiden kızımı büyütürken, şimdi de Rüzgâr’la oynarken bu tür kaynaklardan zaten bol bol yararlandım. Masalları yazarken beni harekete geçiren temel duygu ise eğlence. Büyüklerin sıkıcı dünyasından çocukların renkli dünyasına geçişi sağlayan birbirinden eğlenceli öyküler... Ama bu eğlenceli öyküleri kurarken nefret, öfke, şiddet, bencillik duygularından uzak kalmaya çalışırım. Her şeye rağmen yaşamın güzel olduğunu vurguladım. Ama çocukların her şeyin
güzel olduğu yalanına da inanmamalarını hatırlatmak için çabaladım.

- İşin en güzel tarafı bu zaten, masal yazarken çocuklaşmanız. Siz farkına bile varmadan sözcüklerin, cümlelerin arasından anılarınız
usulca sızıyor bugününüze. Ve birden kendinizi hatırlıyorsunuz. İnsanın kendini hatırlaması tuhaf bir duygu. Kolay da değil çünkü affetmeniz gereken birçok yanlış, hesaplaşmanız gereken birçok duyguyla karşılaşırsınız.

Haldun Hürel

* Mimar Sinan’ın İstanbul’u
* Çocukların İstanbul’u
* Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u
* Osmanlı Padişahlarını Tanıyalım
* Eski Anadolu’yu Tanıyalım
* Türk Sanatını Tanıyalım


Sadeleştirme yapmıyorum çünkü onlar her şeyi zaten biliyor

- Bazı tarihçiler konuşuyor; “Tarih sevgisi, sanat sevgisi çocukluktan başlamalı” diye... “Onlar için bir şeyler yapılmalı, yazılmalı” diye de devam ediyorlar. Ben de diyorum ki; “Böyle konuşuyorsunuz... O halde, oturup yazsın, konuşmakla olmaz. Eylem nerede? Benim içinse çok önemli çocuklar. İnsan ne alıyor, ne öğreniyorsa çocukken alıp bir temel oluşturuyor. Ben de bu yüzden yazıyorum. Yani çocukların iyi, bilinçli, kültürlü bireyler olarak yetişmelerini istiyorum ve bunu çok
önemsiyorum.

- Çocuklar için İstanbul kitabı yazmak kesinlikle çok daha zevkli ve eğlenceli. Ayrıca sorumluluk da gerektiren önemli bir iş... Bu yüzden yaptığım işi önemsiyorum. Bunu yaparken çok uzun yıllardır üniversitelerde gençlerin arasında olmamım da etkisi var. Onları iyi
tanımam. Bazı ilköğretim okullarında konferanslar vermem. Çevremdeki çocuklarla tarih sohbetleri yapmam. Bu nedenle onları ve ne
hissettiklerini anlayabiliyorum.

- Bence çocuklar çok şey biliyor, o yüzden kitapları yazarken çocuklar için sadeleştirme yapmıyorum. O yüzden içerikleri oldukça zengin...
Sadece daha sıcakkanlı bir anlatım kullanıyorum.

- Yazarken kendimi çocuk gibi hissettim mi ya da çocukluğuma döndüm mü? Aslında ben hep çocuğum... Hiç büyümeyen, öğrenmeye, yazmaya aç
bir çocuk. Ve bana kalırsa pek çok çocuk, pek çok yetişkinden daha çok daha tanıyor ve seviyor İstanbul’u...

- İstanbul’un en çocuk yeri neresi mi? Elbette Topkapı Sarayı! Çünkü Topkapı Sarayı, İstanbul’daki Türk sanatının doğum sancılarının
başladığı yer... İstanbul’u aldığında Türk Sanatı için yepyeni bir dönem başladı ve şehir Topkapı Sarayı etrafında büyüdü. Zaten İstanbul
yarımadalar olarak kartala benzer, Topkapı Sarayı da bu şehrin kartal gözüdür, oradan her yeri görmek mümkün. Çocuk bakış açısını temsil
ettiği için de Topkapı Sarayı benim için İstanbul’un en çocuk yeri...

Faruk Duman

* Jüpiter’in Eteği

Çocuklar için yazmak daha farklı bir tutum gerektiriyor

- Ankara’da, dergilerde öyküler yayınlamaya başladığım zaman bir dizi çocuk öyküsü yazmıştım. 1997’te bunlar “Mızıkçı Mızıka” adıyla çıktı ama kitapçılara dağıtılmadı. Bu ilk çocuk öyküleri bana çok şey kazandırmıştı. Daha yalın bir anlatım gibi... Yıllar sonra, vakit
buldukça bir deftere çocuklar için metinler not etmeye başladım; hayvanları anlatan kısa anekdotlar. Bunların bir kitap olacağını düşünmemiştim. Can Çocuk’u yöneten Samiye Öz’ün teşvikiyle bunları yayınlama cesareti buldum.

- Çocuk kitabı yazmak daha eğlenceli değil. Yazmak zaten zorlu bir uğraş. Çocuklar için yazmak çok daha farklı, özel bir tutum gerektiriyor. Bununla çocuklara yararlı olmayı, öğütler vermeyi vs. kastetmiyorum. Yalınlık, bambaşka bir yaratıcılık istiyor. Biraz hayal
gücü, biraz mizah çocukların hoşuna gidiyor. Aslında büyükler için anlatılan serüvenler onlar için de çekici.

- Yazarken ben de çocukluğuma döndüm. Zaten buna ihtiyaç duyuyorsunuz yazarken. Çocukluğunuzu geri çağırmanız gerekiyor.

- Yazarken gezegenler arası yolculuk yaptım mı? Hayır tam aksine gerçek gezegenlerin yanı başımızda olduğunu düşündüm.

Müge İplikçi

* Uçan Salı

Salı Pazarı’yla benim de çocukluğum uçtu!

- Yıllardır çocuklar için yazmak istiyordum aslında! Çocuklara seslenmenin keyfi bir yana yalın yazmak için bundan daha iyi bir pratik düşünemiyorum...

- Bende bu işi oğlum Ali Deniz de gizli gizli fişeklemiş olabilir. Ama gerçekten böyle bir kitap yazmaya yurt dışında yaşadığım sürede karar
verdim. Saatlerimi geçirdiğim halk kütüphanesinde soluğumu kesen çocuk kitapları vardı. Kütüphanenin yarısı bu tür kitaplara ayrılmıştı! İnanılmaz bir sektördü bu. Canlı, yaşamla barışık, hızlı bir sektör... Sonra çocuk kütüphanelerini de ziyaret ettim, o kitapların birçoğunu hem tematik hem de içerik olarak gözden geçirdim ve hayran kaldım...

- Çocuk kitabı yazmak kesinlikle daha eğlenceli ama bir o kadar da çetrefil!

- Bu türde yazarken pedagojik anlamda yirmi yıllık öğretmenliğime güveniyorum ama bu alanda yazmak başlı başına bir sorumluluk, bunun da
farkındayım. “Uçan Salı”yı yazarken ve öncesinde bu yaş grubuna yönelik yazılmış birçok çocuk kitabı da okudum.

- Yazarken çocukluğunuza döndüğüm oldu mu? Sadece çocuk kitabı için geçerli değil bu... Şimdiye kadar yazdığım birçok kitapta çocukluğumu
takip ettim ve edeceğim.

- Benim en sevdiğim çocuk kitaplarına gelince... Son dönemlerde David Almond’un “Dünya Büyülü Bir Yer” kitabını okudum ve çok beğendim. Klasik anlamda söyleyebileceklerimin başında “Bir Şeftali Bin Şeftali” ve “Mutlu Prens” geliyor. “Alice Harikalar Diyarı”nda da var. Ama onu büyüyünce keşfettim.

- Kitapta uçma tutkusunu işlemedim çünkü ben de birçok çocuk gibi hep uçmak isteyen biriydim. Daha ne diyeyim ki!

- “Neden Salı Pazarı?” derseniz... Salı Pazarı benim çocukluğumun önemli bir parçası. Anneannemlerin Salı Pazarı’na çok yakın bir evleri vardı. Annem babam doktordu, çok yoğundular. Annem hastanede nöbetçi olduğu zamanlarda beni anneanneme ve dedeme bırakırdı. Daha çok da salıları... Ve gerçek şölen o zaman başlardı. Bekle bizi Salı Pazarı! Dedem bize ayak uyduramazdı, o yüzden onu evde bırakırdık. Sonrası mı? Gezgin ruhlu orta yaşlı bir kadınla şaşkın ve saftirik torunu günde en az sekiz kez giderdi pazara. Müthiş eğlenirdik. Karpuz, kavun, leğen, civciv, simit aklınıza ne gelirse alırdık. Salı Pazarı’nın taşınması hiç de iyi olmadı! Onunla birlikte çocukluğumun bir parçası da uçtu gitti. Sanırım sadece benim değil birçoğumuzun çocukluğu ve anıları...

ADNAN BİNYAZAR

* Atatürk Anlatıyor
* Dede Korkut
* On Beş Türk Masalı
* Masalını Yetiren Dev


Çocuk kitabı yazan yazar ilk fidanını eken çiftçi gibidir; daha özenli ve coşkulu olur

- Yazmanın çocuğa ya da yetişkine göre olanı yok. Belli bir düzeyi tutturmak için üslupta kimi ölçütler gözetmek yetiyor. Çocuk edebiyatı
yazarı değilim. Bir iki kitap yazmadım değil ama onlar da anılmaya değmez. Anlatımımı beğendiklerini dile getirerek yayınevim, bir
Atatürk kitabı yazmamı istedi. Konu Atatürk olunca yazmayı kaçınılmaz bir görev saydım.

- Çocuğum yok. Ben çocuğu, dünyanın doğurduğu bir varlık sayarım. Bir dünyalı olarak, onun varlığında benim de payım vardır. Yakınlarım
bilirler; yolda bir çocuk göreyim de ilgilenmeyeyim; olacak şey değil! En sevdiğim kitap adı “Çocuk ve Allah”tır. Allah kavramı, sonsuz soyutlamalarla beynimize yerleşmiştir. Çocuk da en yakınlarının bile sırrına eremediği varoluşsal bir mucizedir.

- Çocuk ya da yetişkin için yazarken, yazarın, bu işi eğlenmek için yaptığını sanmam. Yazar, kullandığı her sözcüğü nice kaygılardan sonra
yerine oturtur. Eğlenme bir yana, yazarın, işini yaparken yer yer acılarla kıvrandığını bile söyleyebilirim. Yalnız, yazısını çocuğa yöneltirken, toprağa ilk fidan diken çiftçi gibi daha da özen gösterir, coşkulara kapılır, sorumluluğu doruktadır...

- Ben öğretmenim. Bütün okullarda, pedagoji kaçınılmaz dersimizdi. Dersle de yetinmedim, Jean-Jacques Rousseau’dan Bertnard Russell’a dünyayı bir eğitim alanı gibi algılayan nice düşünürün kitaplarını okudum. 3-16 yaş arası dönemimi anlattığım “Masalını Yitiren Dev” adlı
romanımı çocukların severek okunmasını, bu birikimime bağlıyorum. Yazarken, en çok, üslubumu, çocuğun kolayca anlayabileceği yalınlıkta tutmaya çalıştım. Atatürk’ün, düşünsel ve kişilik özellikleri yönünden çocuğun ilgisini çekeceğini umduğum yönlerini öne çıkardım.

- “Atatürk Anlatıyor”da, olaylar bağlamında Atatürk’ün eylemci kişiliğiyle düşünsel yeteneği birbiriyle kaynaştırılmıştır. Kitabı, Atatürk’ü büyük emek vererek araştırıp yorumlayan, onun, “kendine özgü bir yaşam ve kişilik” taşıdığını tarihe geçiren Prof. Dr. fierafettin
Turan’a adayışımın nedeni de bu...

NEŞE TÜRKEŞ

* Büyük Sır- Mozart CD’li
* Şatoda Üç Saat-Bach CD’li
* Çobanın Mevsim Yolculuğu-Vivaldi CD’li
* Duygu Makinesi Beethoven CD’li
* Renkler Küsünce


Müzik derslerinde flüt çalmanın ötesine geçebilelim diye yazdım

- Öğretmenliğe başladığımda çocuklara müzik dinletebilmenin çok zor olduğunu gördüm. Dikkatlerini çekebilmek için hikâyeler yaratmam
gerekiyordu. O sırada piyanist ve müzik eğitmeni Benal Tanrısever ile müziği ve hikâyeleri birleştirebileceğimizi fark ettik. Ancak klasik
müzikle ilgili bir kitap dizisi Türkiye’de ilgi görür müydü? Bu büyük bir riskti. Doğan Egmont bize bu konuda güvendi ve içimize sinen bir
projeyi hayata geçirebildik.

- Bu kitapları yazmamın asıl nedeni öğretmen olmam... Ama kitaplarımda karakter olarak oğullarımın isimlerini kullandım. İleride onlara güzel bir anı olacak; Bora ve Efe... Büyük oğlumla aynı okuldayız. Arkadaşları kitapları imzalamam için getirdikçe o da çok mutlu oluyor.

- Çocuk kitabı yazmak çok eğlenceli... Çok özgürsünüz. Yeter ki vermek istediğiniz bilgileri doğru bir şekilde süzün ve hissettirmeden kurguya yerleştirin.

- Pedagoji eğitimim var ama hiçbir eğitim öğretmenlikte edindiğiniz deneyimi vermiyor. On senedir çocuklarla yaşıyor olmak benim en büyük
avantajım. Nelerden hoşlandıklarını, neleri sahte ve yapmacık bulduklarını çok iyi biliyorum. 3 Ben sadece bir çocuk olarak okumak
istediğim kitabı yaratıyorum. Hayallerimin kitaplarını... Müziği her zaman seven bir çocuk olarak, müzik ile ilgili tek bir bilgi edinebildiğimi hatırlamıyorum. Flüt çalmanın ötesine hiçbir zaman geçemedik. O yüzden bu kitapların okullarda müzik derslerinde de
kullanılıyor olmasına çok seviniyorum. Ben okulumdaki müzik programını müzik kültürü üzerine inşa ettim.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163