VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
13 Nisan 2014 Pazar | Anasayfa > Haberler > Çocukların seviyesine inmek değil çıkmak gerekir
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Çocukların seviyesine inmek değil çıkmak gerekir

Çocuk ve gençlik edebiyatımızın usta kalemi Gülten Dayıoğlu, yazarlık hayatında 50 yılı geride bıraktı. 50. yılını Kayıplara Karışmakla taçlandıran Dayıoğlu, yeni kitabını ve 50 yıllık yazarlık serüvenini anlattı.


İpek Ceylan Ünalan

Yeni romanınız "Kayıplara Karışmak"tan bahseder misiniz biraz?
Kayıplara karışan Güneş Selam, bir doktor randevusu için evinden ayrılmış ve bir daha kendisinden haber alınamamıştır. Doktorun muayenehanesinin olduğu iş hanında o gün bombalı bir saldırı gerçekleştirilmiş ve yetkililer ellerinde hiçbir emare olmasa da Güneş Selam'ın o saldırıda ölmüş olduğuna kanaat getirmişlerdir. Kanuni zamanaşımı süresinin sonunda da Güneş Selam'ın malları mirasçıları arasında pay edilmek üzere satılığa çıkarılmıştır. Ben de ömrümce hep aydınlık bir ev hayal etmiştim; çünkü yıllarca hep birinci katta oturmuştuk. Aynı romanın girişinde olduğu gibi bir ev bulduk ve o evin de sahibi, kimsesi yoktu. Kata girer girmez farklı bir hisse, kederlere kapıldım. Bu evin hikâyesinden yola çıkarak bir roman yazmaya o zaman karar vermiştim. Romanda Güneş Selam'ın izini sürerken de gizli bir klanın varlığından haberdar olunuyor. Kardeşi Kabil Aleyhisselam tarafından öldürülen, Habil aleyhisselamın genlerini taşıyan "Şimti" adlı gizli bir toplum yaşıyor yeryüzünde. Babil kulesi yıkılınca tüm dünyaya yayılmışlar. Ama kimliklerini gizliyorlar. Bu romanda da izini sürdüğüm Güneş Selam, Şimti genini taşıyor. Ve birden kayıplara karışıyor.

ÇOCUKLUK AŞKI EVRENSELDİR

50 yılı aşkın bir süredir çocuk ve gençliğe yönelik kitaplar yazıyorsunuz, bu kitabınızı diğerlerinden ayıran özellik nedir?

Çocukluk aşkı evrensel bir olgudur. Pek çok romanda, şiirde, tiyatro oyununda vb. işlenmiştir. Bu naif konu beni hep etkilemiştir. Öğretmenlik yıllarımda ve çevremde, yakından tanık olduğum olaylar da az değildir. Bu çok özel ve saygın, insanlık halini, kelebek kanadı gibi narin gönül bağını, bir de ben vurgulamak istedim. Daha doğrusu günümüzün günübirlik yaşayan insanlarına, o halleri anımsatmaya gayret ettim. Sevgiden yoksun, soğumuş yüreklerin ısınmasına katkısı olur diye düşündüm. Bu kitabı öteki gençlik romanlarımdan ayıran, ellinci yıl coşkusu, elli yıllık birikimin cömertçe sergilenmesi olabilir. Bu kitabı üç kuşaktan okurlarımın severek, ilgiyle okuyabilmelerini de istedim doğrusu. Çocukluğundan bu yana elimi bırakmayan okurlarım, biz artık yetişkiniz demeden, gençlik kitaplarımı da severek okudular. Bu romanımı da yazıp bitirdiğimde, tam bir aile romanı olmuş, on üç yaşından itibaren yeni kuşakların yanında herkes ilgiyle, keyifle okuyacak, diyerek, sevindim. Çünkü romanı yazarken, böyle hedef koymamıştım kendime. Ama ellinci yıl bilinci ve sevinci, kalemime egemen olmuş besbelli.


107 ÜLKE GEZDİM

"Kay ıplara Karışmak"ta sizi hem anlatıcı hem de romanın bir kahramanı olarak görüyoruz. Ve bu durum hikâyeyi daha bir gerçek kılıyor. Peki, romanın kahramanı olmak sizi nasıl etkiledi?


Romanda geçen bazı olayları ise taze taze yaşadım. Daha önce de "Mo'nun Gizemi" adlı üç kitaplık seri romanlarımda da kendimi romana katmıştım. Romanın içinde olmak, kendini olaylara kaptırmak demek. Kendimi romana katmak, beni biraz yordu. Çok hoşuma giden bu "hınzırca" kurguyu yaparken bazen, romanın neresinde belirmem, neresinde kaybolmam gerektiği konusunda ikilemler yaşadığım oldu. Ama o durumlar bile yazma coşkumu körüklüyordu. Roman kahramanı olarak, çokluk belleğimdeki bilgi ve kültür birikimiyle yaşanmış olayların izlerini sürdüm. Romanda geçen, mekânlar, olaylar, kişiler, açmazlar, mutluluk ve sevinç esintileriyle çekilen acılar, yürek çarpıntıları belleğimde beni bekleyip duruyorlardı. Ve romanı yazarken, herkesten önce, ben kayıplara karışmanın coşkusunu yaşayıp, keyfini sürdüm. Roman için kurguladığım olaylar yaşanırken, ben de ister istemez, akıl tutulmasına uğrayıp, küçük dilimi yutacak hallere düşüyorum.

Romanda derin araştırmaların da izlerini görüyoruz. Bu araştırmalar için özel bir çalışma yaptınız mı?
Tabii ki araştırmalar yaptım, kitaplar okudum. Ama işin aslı ben dünya gezginiyim, ayak basmadığım kıta kalmadı diyebilirim, 107 ülke gezdim. Ve bu geziler benim kültür alt yapımı çok besledi. Yine de başım dara gelirse gerekli kaynakları bulmaya çalışıyorum, uzmanlara danışıyorum. "Kayıplara Karışmak" romanını yazarken bu araştırma sınırlarını aştım.


Yarım asırlık yazarlık hayatınızda sizi çok etkileyen bir çocukla karşılaşıp onun hayatını ya da yaşadıklarınızı yazdığınız oldu mu?
Evet, ilk romanım olan “Fadiş”in kahramanı çok yakından tanıdığım bir çocuğun; yani benim hayatımdan esinlenilerek yazıldı. 1971 yılında okurla buluşan Fadiş kız, 43 yıldır kuşaktan kuşağa okurlarla hep el ele yürüyerek, bugünlere geldi. 74. baskıya ulaştı. Yabancı dillere çevrildi.


ÇAĞIN GERİSİNDE KALMADIM

Yarım asırlık zaman diliminde toplumda kavramlar, değerler, yaşam tarzları çok hızlı değişirken sizin kitaplarınız güncelliğini korudu ve korumaya devam ediyor. Bunun nedeni nedir?

Yıllar boyu, yaşadığım çağın gerisinde kalmamayı yaşam biçimi edindim. Bu bilincin oluşmasını düzenli okumaya bağlıyorum. Bunun yanında çocuklar için yazdığımdan onların sürekli kabuk değiştirdiklerini yakından gözlememiş olmamın da bu konuya etkisi oldu. Bana hep “çocukların seviyesine nasıl indiniz?” diye sorarlar. Oysaki çocukların seviyesine inmek değil, çıkmak gerekir. Ben onlara erişmeye çalıştım ve bu etkenler nedeniyle hep kendimi geliştirme çabası içinde oldum. Sanırım bu geliştirme çabamın ürünü olarak da eserlerim güncel kaldı.

Kayıplara KarışmakKayıplara Karışmak

Gülten Dayıoğlu

Detay için tıklayın





Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163