VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Ağustos 2013 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Çocuklarla başa çıkmanın “biraz acayip” yolları
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Çocuklarla başa çıkmanın “biraz acayip” yolları

Dört kadın yazarın imza attığı “Çakma Anne”, az çaba harcayarak mükemmel bir anne gibi “görünmenin” püf noktalarını veriyor. Bu ezberbozan kitabın anlattıklarını uygularsanız, yazarların deyimiyle, artık “o bebek her savaştan galip çıkamayacak!”




Özlem Akalan
özlemakalan@gmail.com


Caitlin Moran’ın İthaki Yayınları’ndan çıkan otobiyografik romanı “Nasıl Kadın Olunur”u bu yılın ilk aylarında okumuş ve çok beğenmiştim. Hayli çatlak, uçuk-kaçık bir gazeteci olan Moran, kadın olmanın aşamalarını kendi tecrübelerinden yola çıkarak ve en çok da kendisiyle dalga geçerek yazmıştı. Hele, iki çocuğu olmasına rağmen, çocuklarla ilgili söyledikleri hayli cesurdu. Anneliğin harika bir şey olduğunu savunduğu “Neden çocuk sahibi olmalısın” bölümünün hemen ardından gelen “Neden çocuk sahibi olmamalısın” bölümü, çocuksuz kadınların “kendilerini savunmaları” için hayli güçlü argümanlar sunuyordu:
“Bence anneliğin sunduğu, başka bir yerde öğrenilemeyecek tek bir ders yok. (…) Şimdiye dek kimse çocuksuz bir erkeğin, varoluşunun yaşamsal yanını elden kaçırdığını; çocuksuz olduğu için zayıf ve eksik hale geldiğini iddia etmemiştir.
Da Vinci, Van Gogh, Newton, Beethoven (…) Hepsi de gayet iyi idare etmiş görünüyor.”



Kadınlık ve annelikle ilgili düşüncelerini sansürsüz yazabilen Moran’ın cesaretini kıskanmıştım. Çocuklarıyla başı dertte olan pek çok kadını “keşke ben yazsaydım” dedirterek kıskandıracak nitelikte ve yine cesaret örneği olarak takdirle karşıladığım bir kitap çıktı piyasaya: “Çakma Anne”. Sadece yüzde 40 performans sergileyerek kusursuz bir anne gibi görünmenizi sağlayacak püf noktaları var kitapta.
Kitabın yazarlarından Laurie Kilmartin, pek çok TV şovunun yazarı ve stand up sanatçısı. Karen Moline, gazeteci-yazar. Alicia Ybarbo, dört kez Emmy ödülü kazanmış bir yapımcı. Mary Ann Zoellner ise üç Emmy ödüllü bir yapımcı. Unutmadan ekleyelim, bu dört kadın yazarın da çocuğu var!
Yazarlar, henüz giriş yazısında okurun neyle karşılacakğına dair ipuçları veriyor; hiç eğilip bükülmeden direkt konuya giriyorlar:
“Çocuklar. Sahip olduğunuz her şeyi isterler, hem de hemen şimdi. Karın
kaslarınızı mahvetmeye, seks hayatınızı bitirmeye aldırmazlar.
Dün gece dört saat uyumuş olmanızı da hiç ama hiç iplemezler. Çocuklar -ve onların ilkel versiyonu bebekler- ev kredinizi, emeklilik tasarruflarınızı ya da göğüslerinizin yirmi santim sarkmış olmasını umursamazlar. İşinizi bırakmanızı ve sadece onlarla ilgilenmenizi isterler. Bebekler arkadaşlarınızdan nefret eder, köpeğinizin barınağa yollanıp öldürülmesini ister.
Beş saniyecik bile ilgi isteyen her kişi, fiziksel ihtiyaç ya da hayal onların doğal düşmanıdır ve bitmek bilmez ağlamalarla sona erdirilmelidir.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi bebekler tamamen acizdir.
Bıngıldakları vardır, boyunları güçsüzdür. Yırtıcılardan kaçamazlar. Bırakın onu, mikrodalgaya hazır yemek bile koyamazlar. (…)
Bebekler bencil ve kendilerini öldürmeye meyillidir. Gün boyu bıçaklara uzanırlar, ne kadar temizlik malzemesi şişesi varsa yalamaya, akşam da yataklarında ters dönmeye
çalışırlar. (…)
Bebeğinizin şu dünyada tek bir amacı
var, o da hayatınızı mahvetmek.
Bu kitabı bebeklerle ve sonradan dönüşecekleri çocuklarla nasıl baş edeceğinizi anlatan bir tür rehber gibi düşünebilirsiniz.
Kestirme yollardan bahsediyor, sadece yüzde kırk çabayla nasıl
ebeveynlik yapılacağına dair taktikler veriyor. Yarım yamalak bir iş çıkartıp bunu kimseye fark ettirmemenin püf noktalarını sunuyor. Kısacası bundan sonra, ‘Çakma Anne’ sayesinde, o bebek her savaştan galip gelemeyecek.”

AMAN DİKKAT!

Çocuk sahibi olmadan önce onlardan nefret ediyor muydunuz? Şimdi (kendinizinki hariç) daha da mı fazla nefret ediyorsunuz? Bir saat daha fazla uyumak için çocuğunuzun
mutluluğundan bir parça feda etmeye hazır mısınız? Parkta, çocuğunuzla mı oynuyorsunuz yoksa cep telefonuyla mesajlaşıyor musunuz? 38 derece ateşi varken, okula yollamamak için 39’a çıkmasını mı bekliyorsunuz? Bu sorular arasında “evet” cevabını verdikleriniz varsa, siz harika bir “çakma anne” adayısınız; bu kitap tam size göre! Benim gibi çocuksuz bir yazarın bile yer yer tüylerini diken diken edecek, “aman ha!” dedirtecek öneriler sunsa da, kitap baştan sona keyifle, bir çırpıda okunuyor. Yine de siz siz olun, düşen emziği yerden alıp bebeğinizin ağzına tıkmayın; markete giderken onu otomobilde bırakmayın; sabah 9’a kadar uyuyabilmek için yavrucağı televizyon ve kurabiye canavarına dönüştürmeyin!

Uçakta bebek var!

* Bebekler uçakta ağlamak için yaratılmıştır.
Kulak zarlarında basınç oluşur ve burun deliklerini tıkama taktiğini hayata geçirecek kadar gelişmemişlerdir. Bu durumda, her yaşta verilecek en doğru tepki ağlamaktır. Aslında, uçakta ağlamayan bebeklere kızılmalı. İçkulağının ağrımasına rağmen hangi bebek uyuyabilir? Korkutucu bir bebek. Tehlikeli bir bebek! Damarlarından buz akan, kalbi taştan bir bebek. Evet, şu an acı çekiyor olabilirsiniz, ama unutmayın: Uçakta ağlayan bir bebek, ileride büyüdüğünde sizi uyurken boğmaya
kalkmayacaktır.

* Bebeğinizi yatıştırmaya çalışın.
Besleyin, zıplatın, şarkı söyleyin, okuyun. Bezini kontrol edin. Yapmanız gerekenleri siz biliyorsunuz zaten. Büyük ihtimalle hiçbiri işe yaramayacak, ama diğer insanlar çabanızı takdir edecek.

* Asıl sorun: Diğer insanlar.
Anlayışlı birkaç nine hariç, daha uçağa binmeden gözler üzerinizde olacak. Havalı kokoşlar gözlerini devirecek, işadamları da sanki Mad Men dizisindeymiş gibi cin tonik bardaklarını ardı ardına devirmeye başlayacaklar.

* Güçlü olun.
Bir gün tüm bu geri zekâlılar emekli olacak. Sigortalarına bakacak ve yeteri kadar para biriktirmediklerini anlayacaklar. Çünkü tüm paralarını uçak seyahatlerine ve uçakta içki almaya harcadılar. O zaman hayatlarını nasıl idame ettirecekler? Sosyal güvenlik maaşlarıyla. O maaşlar da sizin şu şimdi ağlayan bebeğinizin maaşından kesilen paralardan gelecek. Koltuğunuza gömülüp saklanmak yerine, diğer yolcuların gerçekte kim olduklarını görün: Son yıllarında bebeğiniz üzerinden geçinecek tembeller onlar.

* Unutmayın: Bu pislik yolcular, bir zamanlar uçak seyahatlerini zehir eden bebeklerdi!

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163