VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Ocak 2012 Pazar | Anasayfa > Haberler > Çöllerin ardına bakan Fransız; Pierre Loti
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Çöllerin ardına bakan Fransız; Pierre Loti

Kitap, Pierre Loti’nin Hindistan’dan gemiyle geldiği İran’ın Basra Körfezi’ndeki limanı Buşir’den Hazar Denizi yoluyla Bakü’ye yaptığı bir seyahatin izlenimlerini içeriyor.

19. yüzyıl sonlarının önemli Fransız yazarlarından Pierre Loti hayatı boyunca doğu şehirlerini gezerek, bu şehirlerde yaşadıklarını, gözlemlerini kaleme almasıyla ün kazandı. 17 yaşında askeri deniz okulundan mezun olması, ona genç yaşından itibaren birçok denizaşırı ülkelere seyahat etme fırsatı verdi. 29 yaşındayken bu seyahatlerinden birinde Selanik ve İstanbul’da bir Çerkez esir kızla yaşadığı aşkını “Aziyade” isimli bir eserle okuyucuyla paylaşınca yıldızı parladı. Yazarın eserlerinde genellikle doğunun gizemli aşk ilişkilerini kaleme almaktan keyif aldığı görülür. Ancak “İsfahan’a Doğru” eserinde Pierre Loti her gün bir şehirden başka bir şehre doğru yol alırken hiçbir şehirde dostluk kurabilecek kadar kalmadan yoluna devam ediyor. Zira İran’ın kapalı toplum hayatı ona romantik ilişkiler yaşayabileceği bir ortam sunmamış. Bu nedenle yazar İranlı kadınlar için sık sık “siyah çarşaflı hayaletler” gibi deyimler kullanmış. “İsfahan’a Doğru” Pierre Loti’nin Hindistan’dan gemiyle geldiği İran’ın Basra Körfezi’ndeki limanı Buşir’den sırasıyla Şiraz, İsfahan, Tahran üzerinden Hazar Denizi yoluyla Bakü’ye yaptığı bir seyahatin izlenimlerini içeriyor. Yani Loti’nin iki aya yakın süren ve sayfalarca şairane bir tasvirle anlattığı Buşir’den Şiraz’a çöller aşarak yaptığı o yolculuğunu... Güneşin yakıcı sıcaklığından ötürü ilk hafta yolculuklarını gece karanlıkta yapmak zorunda kaldığı kervan yolculuğunu... Kum tepelerini, kervanların çıngırak seslerini, muhafızları, renkli kayalar arasından güneşin doğuşunu ve batışını içeren serüvenini.
Eserin ikinci yarısı ise sadece bir yolculuk kitabı değil. İsfahan ve Tahran’ın anıt eserlerinin tasvirlerini, İran hayatındaki gül bahçelerinin yerini, şehir çarşılarını, kahvehanelerini, doğunun ruhunu samimi bir şekilde benimseyen Loti’nin yabancısı olduğu ahlak ve adetlerini kabullenişini de içeriyor... 19. yüzyılın son yıllarında ziyaret ettiği İran’ın her şehrinde en yetkili devlet memurları veya yabancı elçiler tarafından misafir edien Loti, İsfahan’da Fransız konsolosu olmamasına rağmen Şah hazretlerinin kardeşi Irak vezirine bile takdim ediliyor. Resmi bir görevi olmamasına rağmen, İran Sadrazam’ı Loti için bir yemek veriyor. İran Şah’ı Avrupa’da seyahatte olduğu için İran Şehzadesinin sarayında bile karşılanıyor. Loti, birçok Avrupalı yazar gibi çifte standartlı biri değil. Örneğin 19. yüzyıl sonlarındaki Hindistan ve İran mukayesesisinde şöyle diyor: “Zavallı Hindistan batılı (İngiliz) efendilerinin kırbaç darbeleri altında ezilir ve yağma edilirken, İran mutlak bir istirahat içerisinde yaşamını sürdürmekte.”
Kitabın Fransızca’dan çevirisi üzerine küçük bir yorumda da bulunmak isterim. Çeviri 20. yüzyıl başlarında önemli eserlere imza atmış İsmail Hakkı Alişan’a ait. İsmail Hakkı, akıcı üslubuyla, zengin lügatıyla, özgün imlasıyla Pierre Loti’nin güzel tasvirlerini 1914 yılında Türkçeye çevirmekte çok başarılı olmuş. Ancak beş yüzün üzerinde Osmanlıca kelimenin günümüz Türkçe karşılıklarının dipnot olarak verilmesi genç okuyucuları biraz zorlayabilir. Ama eski Türkçe kelime darağacını zenginleştirmek isteyenler içinbe bulunmaz bir fırsat.


Pierre Loti ve Ermeniler


Pierre Loti hayatının uzun bir süresini İstanbul’da geçiriyor. Bu dönemde kendilerini Batı dünyasına anlatmakta zorluk çeken Türklerin haklılığını Batı kamuoyuna anlatmaya çalışıyor. İtalyanlar’ın Trablus’u işgal etmelerini, Balkan Savaşı’nda Türk ve müslümanların katliama uğramalarını açık yüreklilikle yazıyor. Pierre Loti’nin 1918 yılında kaleme almış olduğu ve Ermeni meselesini yazdığı “Les Massacres d’Armenie” isimli eserine gelince... Bugün bu eserle ilgili olarak Fransızlar’ın önünde iki seçenek var. Ya suç unsuru görüp toplatacaklar ya da “Legion d’Honneur”nişanıyla onurlandırdıkları Pierre Loti’nin varislerinden bu ödülü geri isteyecekler.

Paylaş

Öyleyse ‘Yaşasın edebiyat!’ Geçen ay Grand Pera Emek Sineması’nda çok önemli bir edebiyat davetine katıldım. Davet önemliydi çünkü,Türk edebiyatının “yaşayan” 50 şairinin/yazarının, kendini, edebiyatını ve hayata bakışını anlattığı “Yüz Yüze Konuşmalar, Yaşayan Edebiyat” projesi tanıtıldı.

Devam