VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
11 Kasım 2016 Cuma | Anasayfa > Haberler > Çölün gizemi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Çölün gizemi

Hikâye anlatımında Doğu’nun egzotiği ile Batı’nın soğukkanlı gerçekliğini ustaca harmanlamış Parker Bilal. Bu karışım, kitabı kuru bir polisiye olmak tehlikesinden uzaklaştırıp neredeyse masalsı havası ile efsanevi bir anlatıma bürünmesini sağlamış.

LEVENT TÜLEK




Parker Bilal mahlasıyla yazan Sudan asıllı İngiliz yazar Jamal Mahjoub’u niye okumalıyız sorusuna verilecek iki yanıtla başlamak istiyorum yazıma. Birincisi iyi polisiye, ikincisi Batılıların egzotik dedikleri kaynayan bir coğrafyaya içerden ve tarafsız bakan samimi tarzından dolayı diye yanıtlayabilirim bu soruyu sanırım.Parker Bilal eski polis Makana’nın serüvenlerini anlattığı üçüncü kitabı “Hayalet Koşucu” ile yine akıcı, gerilimli, bölgenin şanına yaraşır ağdalı bir gizem ve masalsı dokunuşlarla örmüş romanını. İnce muzip detaylar ve şiirsel çöl tasvirleri anlatının masalsı gerilim atmosferini koyulaştırmayı ve etkisini arttırmayı ustaca başarıyor. Ticari denilerek kolayca küçümsenebilecek bir tür olmaya aday gibi görünen polisiye edebiyatın derin, katmanlı ve düzeyli bir örneği ile karşı karşıyayız.

Ortadoğu ve Afrika’nın politik olarak belki de en sorunlu coğrafyalarından olan Mısır’da geçen macera, pek klişe gibi görülebilecek ve türün efsanevi başyapıtlarına göz kırpan bir temayla başlıyor. Bir genç kız esrarengiz bir şekilde yanarak ölür. Kayıtlara intihar olarak geçen bu olayın farklı bir nedeni olduğundan şüphelenen bir maktul yakını, Makana’yı gerçekleri bulması için kiralar. Bu türün şanına yaraşır bir şekilde karısını ve kızını bir kazada kaybetmiş ve yaşama -şüpheci ve araştırmacı kişiliğini de katıp- kendini mesleğine adayarak katlanan eski polis, yeni özel dedektif Makana gerçekten de bu olayla egzotik bir girdabın içine dalar.

Batılı yazarların polisiye serilerinde en sevdikleri fon olan, kanunsuzluğun, diktatörlerin, savaşların, askerlerin ve ajanların eksik olmadığı bu tekinsiz bölge bu kez de Parker Bilal’in merceği altında “Hayalet Koşucu”da. Arabistanlı Lawrence efsanesinden tutun da Agatha Christie’ye kadar birçok polisiye gerilim yazarının beslendiği bu topraklar, Parker Bilal’in çarpıcı öyküsü için de lezzetli bir fon oluşturuyor.

Kitapta kayboluyorsunuz
Parker Bilal, Sudanlı bir babayla İngiliz bir annenin çocuğu olmak vasfıyla yaşadığı iki farklı coğrafyanın ve yaşayışın farklılıklarına, ayrıntılarına oldukça hâkim bir yazar. Nitekim “Hayalet Sürücü”de de görülebileceği gibi hikâye anlatımında Doğu’nun egzotiği ile Batı’nın soğukkanlı gerçekliğini ustaca harmanlamış. Bu karışım kitabı kuru bir polisiye olmak tehlikesinden uzaklaştırıp neredeyse masalsı havası ile efsanevi bir anlatıma bürünmesine yol açmış. Batılı yazarların Ortadoğu ve Afrika’da geçen polisiye ya da macera türlerinde sosyal yaşamı ve insanları anlatırken bir türlü oryantalist-turistik yüzeysel anlatımdan vazgeçemediklerini anımsarsak, Parker Bilal “Hayalet Koşucu”da oldukça değerli bir iş çıkarmış diyebiliriz. Hatta zaman zaman Batılı bakış açısı ile çok keskin bir mizah anlayışı ile dalga geçildiğini ancak türe halel getirmeden ve öyküyü bozmadan kurguya katması oldukça usta işi. Öyküyü boğmayan usta işi betimlemeleri ve gerilimi bir an olsun bırakmaması ise kitabın içinde kolayca kaybolmanızı sağlıyor.

Parker Bilal’in kahramanları ise çizgi roman karakterlerinin gerçek yaşamdaki uzantıları gibi. Bunu eleştiri değil de lezzetin artması olarak anlamanızı dilerim. Kahramanımız Makana yaşamı, olaylara yaklaşımı, soğukkanlılığı, saklı duyarlılığı ile klişe bir kahraman olabilecekken diğer karakterlerle olan ilişkileri ve bu dünya ile bir derdi olduğunu duyumsaması ile daha da gerçek ve farklı bir kahramana dönüşüyor. Diğer karakterler ise biraz bizim coğrafyamızdan da aşina olduğumuz üzere sıcakkanlı, heyecanlı, zaman zaman toplumsal önyargılara teslim olan, iktidara ve güce tapan ancak tuhaf bir kırılma noktasında her şeyi değiştirebilen kırsal kişilikler. Sorunlu ve kaynayan bir bölgede yaşama tutunmaya çalışan insanların çöl tozunda yalnızca bir natürmort olmadıklarını kanıtlarcasına onların kazındığında altlarından renkli ve zengin kişiliklerinin de resmini çıkararak romanını zenginleştiriyor yazar.

Yenilikçi ve çarpıcı
“Hayalet Koşucu” salt Makana’nın başkahramanı olduğu gizemli cinayet öyküsünün değil, 11 Eylül İkiz Kuleler saldırısı sonrası Batı’nın Doğu’ya ve İslam coğrafyasına bakışının nasıl değiştiğinin, sertleştiğinin ve paranoyaklaştığının da öyküsü biraz da. İyice keskinleşen ve ayrışan bir dünyanın, sınırların ötesinde kalanların öyküsü. Artan ekonomik sorunların, sıkıntıların, sefilliğin ve çaresizliğin son sığınağı olan siyasal terörün de alttan alta bir resmini çiziyor Parker Bilal. Haklılık ya da haksızlık değil derdi. Dünyanın global olarak geldiği acımasız, tavizsiz, bencil, kaotik, anlamsız durumunu da sorguluyor. Bunu taraf olarak da yapmıyor. Her ne kadar kahramanının kırılgan olmasına izin vermese de içten içe bu sorunları öyküsünde o kadar çıkarıyor ki okuyucunun önüne, siz de Makana ile beraber boğulur gibi duyumsuyorsunuz bu serüveni okurken.

Parker Bilal’in yani asıl ismi ile Jamal Mahjoub’un çok sağlam bir öykü anlatımı var. Tabii bunu bize tertemiz ve akıcı aktaran çevirmen İdil Dündar’ın da katkısını unutmamamız gerekli diye düşünüyorum. “Hayalet Koşucu” için polisiye-gerilim türünün çok sağlam, yenilikçi ve çarpıcı diyebileceğimiz bir örneği diyebiliyorsak bunun nedeninin yazarın anlatım biçimi ve çarpıcı bir dünya kurma becerisinin olduğunu da eklemem gerekiyor sanırım.

Yüzyıllardır savaşlarla, iç çatışmalarla ve bitmeyen kaoslarla uğraşan bir coğrafyada geçen “Hayalet Koşucu”yu okumak bugünlerde grileşen havayı biraz dağıtmanıza yardımcı olabilir. Bu türün meraklıları ve iyi edebiyat okuyucusunun kaçırmaması gereken sağlam bir kurguyla karşı karşıyayız. Zor günlerden geçen dünyamızdan biraz kopmaya gereksinim duyan herkese “Hayalet Koşucu”yu öneririm. Unutmayın, sanat ve edebiyat insanı iyileştirir.


Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam