VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
11 Kasım 2016 Cuma | Anasayfa > Haberler > Dedektif Poirot’nun dönüşü.
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Dedektif Poirot’nun dönüşü.

Sophie Hannah’nın polisiye türüne yaklaşımını, olayların kilitlenme ve çözülme aşamalarında Agatha Christie’ye olan göndermelerini takdir etmemek mümkün değil. Türü sevenler, “Kapalı Tabut”tan kesinlikle hoşlanacaktır. En çok da Hercules Poirot’nun geri dönüşüne.

Tekin Budakoğlu




Sophie Hannah, son yıllarda iyiden iyiye ivme kazanan polisiye edebiyatın başarılı yüzlerinden biri. Daha önce Türkçeye de çevrilen romanları sayesinde Eric Gregory Ödülü ve Specsavers Yılın En İyi Gerilim Romanı Ödülü’nü de kazanan Hannah, Agatha Christie tarzına olan yakınlığıyla biliniyor ve romanlarında bunu da açık açık hissettirmeyi seviyor.

Hannah’nın, bizzat Agatha Christie Vakfı’nın onayıyla kaleme aldığı “Agatha Christie:Monogram Cinayetleri”, yazarın sahip olduğu uluslararası ünün perçinlenmesini sağladı. Türkçeye yine Altın Kitaplar tarafından kazandırılan bu çalışmada romandaki gizemi çözen, Agatha Christie’nin kıvrak zekâlı, unutulmaz müfettişi Hercule Poirot’ydu. Christie’nin hemen her romanında yer verdiği Poirot’yu kurguda kullanmak her ne kadar avantaj gibi görünse de bu unutulmaz karaktere Christie kalitesinde yer verememe riski, Hannah’nın bütün imajını yerle bir edebilirdi. Fakat gerek okur kitlesi, gerekse de Christie ailesi ve polisiye edebiyat çevresi tarafından takdirle karşılanan Hannah, bu sorumluluğun altından başarıyla kalkmış göründü. Onun son romanı olan“Agatha Christie: Kapalı Tabut”ta, yine Christie’nin unutulmaz dedektifi Poirot’yu görüyoruz.

Agatha Christie etkisi
Polisiye bir roman hakkında yazmak oldukça zor. Bir yandan ana hikâyeyi besleyen damarlara dokunmak, omurgayı oluşturan gerilim-gizem konusunda ipuçları vermek fakat bütün bunları yaparken diğer yandan da romanın tadını kaçırmamak zorundasınız. Bütün bu unsurlara dikkat ederek romanın genel çerçevesiyle alakalı birkaç söz etmeye çalışacağım.
Öncelikle şunu söylemek gerekli ki Sophie Hannah’nın Agatha Christie’ye olan sevgisini bilmeseniz bile, romanın daha ilk başlarında Christie’yi çağrıştıran pek çok izlekarşılaşıyorsunuz. Olayların geçtiği malikâneden tutun da ana merkezde yer alan Lady Athelinda Playford’un yaşı ve zenginliği, ondan kalacak olan mirasın paylaşılmasındaki belirsizlik, olayların düğüm ve çözüm şekli gibi unsurlar, bir Agatha Christie romanını çağrıştırıyor.

Lady Athelinda Playford, eşi yakın zamanda ölen nüfuz sahibi, varlıklı bir kadın. En büyük tutkusu, çocuklar için polisiye romanlar yazmak.Öyle ki öykülerinin kahramanı, yani çocuk dedektifler çetesinin lideri olan Shrimp Seddon, hemen herkesin çocukluk kahramanı.
Olaylar, Lady Athelinda Playford’un, bazı tanıdıklarını ve yakın akrabalarını akşam yemeğine davet etmesiyle başlıyor. Davetliler arasında Lady’nin çocukları, gelini, damat adayı Kimpton,Lady’nin çalıştığı iki avukat ile birlikte müfettiş Poirot ve anlatıcımız olan diğer dedektif, Edward Catchpool da var.
Lady Playford, yemekten önce avukatlığını yapanMichael Gathercole ile kısa bir görüşme yapıyor ve ondan, vasiyetnamesinde ciddi değişikliklere gitmesini istiyor. Yaşı geçkin Lady, bütün mirasının öz çocukları yerine, sekreteri Joseph Scotcher’e bırakılması yönünde talimat veriyor. Lady’e göre kızı Claudia, kendisinden daha büyük bir servete sahip olan Kimpton’la evleneceği için servete zaten ihtiyacı yok. Oğlu Harry ise hem zeki, hem eğitimli. Yani ikisi de kendi başının çaresine bakabilir. Oysa sekreteri “zavallı” Scotcher’ın bu servete onlardan çok daha fazla ihtiyacı var.
Akşam yemeğinde karar açıklanınca masadakiler donup kalıyor. Böyle bir hareketin hem akıl dışı hem de gereksiz olduğu konuşuluyor: Çünkü Lady’nin servetini bırakmak istediği sekreter Scotcher ömrünün son günlerini yaşayan bir böbrek hastası ve çok büyük ihtimalle de Lady’den önce ölecek. Lady, Scotcher’ın kendisinden önce ölmesi durumunda vasiyetnamenin yine eski haliyle geçerli olacağını; yani mirasın kendi çocuklarına kalacağını söylüyor. Peki, ölmek üzere olan bir adama neden servetini bırakmak istediği sorusuna cevap olarak, bu moralle Scotcher’ın tekrar zihinsel güce kavuşacağına ve böylece amansız hastalığı yeneceğine inandığını söylüyor Lady Playford.

Servetin ellerinden alınarak kısa zaman sonra ölecek sekretere bırakılmasına en aşırı tepkiyi veren Lady’nin gelini Dorro oluyor. Lady’nin kızı Claudia’nın zaten zengin olan Kimpton’la evleneceğini ve refaha kavuşacağını; oysa kocası Harry ve kendisinin açlıktan öleceğini haykırıyor Dorro. Bunun bir haksızlık, hatta ihanet olduğunda ısrarcı. Herkes, miras tartışmasının ortasındayken, o an daha garip bir şey oluyor ve bir anda Lady’nin servetinin bütün haklarına sahip olan Scotcher, kısacık ömrüne aldırış etmeden, hizmetçi kız Sophie’ye evlenme teklif ediyor.

Bütün bu olan biten kaos arasında, başkahramanımız olan dedektif Catchpool’un ise aklına başka bir soru takılıyor: Bu aileyi ilgilendiren bir durum ve aileden olan herkes burada. Buraya kadar her şey normal. Peki kendisi ve Poirot neden davetli? Bu soruyu da dedektif Poirot cevaplıyor: Davetliler çünkü Lady Playford bu vasiyet devir kararından sonra malikânede bir cinayet işlenmesinden korkuyor. İki dedektifin yaşananlara birebir tanık olması, elbette ki cinayet işlenme ihtimalini oldukça düşürecektir.

Katil kim?
Catchpool ve Poirot, malikânede herkesi göz hapsinde tutuyor. Burada, Sophie Hannah’nın kuşkuyu kahramanlar üzerinde dağıtma yeteneğinin başarısına dikkat çekmekte yarar var: Öyle ki bir yandan bütün bunların, pekâlâ polisiye roman yazmayı seven Lady’nin bilerek düzenlediği bir kurmaca olabileceğini düşünüyorsunuz. Ya da işi gereği ölümlere meraklı olan ve ölü hayvanların içlerini dolduran damat adayı Kimpton, mirasın elleri arasında kayıp gitmesinden hoşnutsuz olan gelin Dorro, kardeşi Harry’den daha büyük olmasına rağmen sırf kız olduğu için Vikont unvanını alamayan Claudia; kısacası hemen herkes, henüz gerçekleşmeyen cinayetin zanlıları olarak şüpheli konumuna evriliyor.
O akşam, önce davetteki avukatlardan Rolfe’un zehirlenmesi hadisesi baş gösteriyor; kahramanlarımız bu olayın peşine düştüğü anda da beklenen cinayet gerçekleşiyor ve mirasın tamamı kendisine kalan sekreter Scotcher’ın cansız bedeni salonun ortasında bulunuyor: Yanı başında, katilin kafasını dağıttığı golf sopasıyla birlikte.
Scotcher’ın ölmeden önce evlenme teklif ettiği hizmetçi Sophie ise katili gördüğünü, cinayeti Lady’nin kızı Claudia’nın işlediğini ve yerde yatan zavallı adama Iris adındaki bir kadından bahsederek golf sopasıyla defalarca vurduğunu haykırıyor.
Çok geçmeden, damat adayı Doktor Kimpton, Scotcher’ın golf sopasıyla kafası paramparça edildiğinde zaten ölü olduğunu söyleyince olaylar, kısa zaman sonra yön değiştiriyor ve söylenen yalanlar bir bir ortaya çıkıyor.
Buraya kadar sözünü ettiklerimin romanın kırılma noktaları olduğunu düşünmeyin. Bütün bunlar, asıl olaylara açılan neredeyse ilk kapı. Romanın devamında, ancak Lady’nin mirası devretmedeki asıl planını, Scotcher’ın hastalığıyla ilgili bilinmeyenleri, Iris’in aslında kim olduğunu ve aileyle olan ilişkilerini, aile üyelerinin planlarını okudukça metindeki gizemi çözebileceksiniz.


Paylaş

İki King güçlerini birleştirdiKitapları toplamda yaklaşık 350 milyon adet satan yazar King bu kez gücünü kendisi gibi yazar olan oğlu Owen’la birleştirdi; tüm kadınları uyutan bir virüsün peşine düştü.

Devam