VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
23 Temmuz 2012 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Devlet tiyatroları kapanmaz, özelleşmez de...
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Devlet tiyatroları kapanmaz, özelleşmez de...

Tiyatrocu Can Gürzap, kaleme aldığı “Perde Arkasından-Devlet Tiyatrosu Gerçeği” isimli kitabında Devlet Tiyatroları’nın perde arkasında yaşananları sahneye taşıyor ve tartışıyor.

Canan Hatiboğlu

Bu kitabı neden yazdınız?

Aslında daha küçük kapsamlı bir kitap olacaktı. Çeşitli zamanlarda Devlet Tiyatrosu’nun yaşadığı sorunları, çektiği sıkıntıları gördüm. Bir tiyatro sanatçısı olarak bunların neden olduğunun analizini yapmaya çalıştım. Bu belgeler çeşitli zamanlarda çıkmış gazete ve mecmualar, yazılmış yazılar, resmi yazışmaları kapsıyor. Tabii bunun en önemli kısmı benim yaşadıklarımdı.

Yazın sürecinde Devlet Tiyatrosu’nun durumuna dair çıkardığınız sonuç nedir?

Gördüm ki bütün politikacıları kastetmiyorum ama çeşitli zamanlarda hükümete gelmiş politikacılar Devlet Tiyatrosu’yla fazla oynadılar. Bunların sonucunda Devlet Tiyatrosu sanatçılarının bir refleks olarak karşı çıktığını görüyoruz. Çünkü Devlet Tiyatroları yasasının en önemli, birinci maddesine göre Devlet Tiyatroları tüzel kişiliğe haiz bir yapıdır. Tüzel kişilik demek kendine özgü, kendine has bir yöntemi, sistemi olması demektir. Bunu da tiyatrocular, bu işi yapanlar bilir. Bu işten hiç anlamayan, sanatla alakası olmayan, hayatında pek de bu işlerle ilgisini görmediğimiz kişilerin gelip çeşitli nedenlerle hatta içeriden de bazı davetler sonucunda yönetime gelmesiyle Devlet Tiyatroları hırpalanmıştır. Sanatçıyla memuriyet bir arada olmaz. Pek çok yanlış uygulama sanatçının memur statüsünde olmasından kaynaklanıyor. Sanatla politika yapı olarak bağdaşmayan şeyler. Birbirlerine düşmandır anlamında söylemiyorum, yapı olarak uyuşamazlar.

Türk Tiyatro Tarihi’ne bakıldığı zaman tiyatro geleneğinde bürokrat-sanatçı geleneği çok yaygın... Önce bu geleneği önce çürütmek lazım değil mi?

Bizim yasalarımızda bu var, mecbursunuz. Bir sanatçı siz alıp genel müdür yapınmca bürokrat yapıyorsunuz. Sonuçta o bir sanatçı... Genel müdürü ayırıp başrejisöre bütün sanatsal yönetimi vermek istesek, yok öyle bir şey kanunumuzda. Yönetim gücü genel müdürde, bütün devlet dairelerinde öyledir. Burası da bir devlet dairesi... Tamam, devletin tiyatrosu... Ama bu demek değildir ki devletin güdümünde olmalıdır. Devleti iktidara gelen partiler yönetir. O zaman benim görüşümde olan oyunlar oynanacak dediği zaman bitmiştir. Düşünce özgürlüğü, demokrasi bitmiştir. Çünkü düşünce özgürlüğünü hazırlayan unsurlar sanatlardır. Onların başında da konuşan, fikir üreten bir sanat olan tiyatro gelir.

ÖZEL TİYATROLAR

Tiyatroyu öcü olarak görmemizin sebeplerinden biri de bu mu acaba?

Bu topraklarda tiyatro pek sevilmemiştir.
Ama tuhaftır, Devlet Tiyatroları’nda biletler ay sonunda satışa çıkar, ay sonunda bilet almazsanız yer yoktur...

Kesinlikle... Ama özel tiyatrolarda bu yoktur. Türkiye’nin en önemli sorunu tiyatro altyapısının eksikliğidir. Ben bunu yaşadım ve zarar ederek tiyatromu kapattım. Bir tiyatronun önce oynadığı belirli bir salonu olacak. İstediğiniz kadar duyuru yapın, en önemli duyuru fısıltı gazetesidir. Arkadaşına dersiniz ki “Ya şurada çok güzel bir oyun var, onu seyretsene...” Arkadaşınız gider, “Oyun iki gün oynadı burada” derler. Halbuki o tiyatroda devam etse gelir biletini alır. Şimdi biz ne yapıyoruz? Çadır tiyatrosu gibi... Dekorumuzu söküyoruz, depoya kaldırıyoruz, oradan kalkıp üç gün sonra Bakırköy’e gidiyoruz, tekrar dekorları alıyoruz, Küçükçekmece’ye gidiyoruz, tekrar depoya... Nerede oynadığımız belli değil.

Aslında bir anlamda bu durum tiyatro geleneğinin tam anlamda oturmadığına işaret etmiyor mu?
Tabii... Bakın Muhsin (Ertuğrul) Bey çok uğraşmış, AKM o zaman Kültür Sarayı, o zaman 20 sene tahta perdeler içinde bir utanç abidesi olarak durdu.
Şimdi de durum pek farklı değil...

Ama bunda sadece başkalarının kabahati yok, bizim de kabahatimiz var. Oranın kapanmasında sadece bir takım kişilerin suçu yok, orası ben inanıyorum ki yıkılıp yeniden yapılacak. Korku, hep korku... Korkuyoruz bazı şeylerden... Yok yıkılacak, cami yapılacak... O zaman yaşayamayız ki...

AKM, şu an Sabancı Holding sponsorluğunda yeniden restore ediliyor. Hatta Güler Sabancı aynen korunacağını yenileneceğini ifade etti açıklamasında...

İşte aynıyı korumak yanlış oldu. Güler Hanım’ın hiçbir kabahati yok, hiç kimsenin bir kabahati yok. Burada sendika pek çok konuda engellemeler yaptı. Bir kere yapımında şu hatalar var. Dünyada hiçbir salon seyirci yeri yekpare olmaz. Bir ön blok vardır, bir arka blok vardır, çok büyükse bir üçüncü blok vardır, arada bir yol vardır. Bir de dikey keser birbirlerini... Bunun nedeni insanlar yerlerine rahat geçip otursunlar veya bir panik anında rahat kaçabilseler diye yapılmıştır. Orada insanlar ölür böyle bir durumda. Yok efendim orijinali... Neyin orijinali kardeşim? Nereden kaldı bu? 400 senelik tiyatro mu burası? Yanlış yapılmış bir şey düzeltilmeli... Bu kadar bağnazlık olur mu? Tiyatroyu bilmeyen bir takım insanların hem içeride hem dışarıda yönlendirmeleriyle işte bu hale geliyoruz.

Bu düzenden nasıl kurtulunur?

Açık söyleyeyim benim ümidim yok.

Tiyatronun geleceği için mi ümidiniz yok?

Tiyatro yaşar, tiyatroyu öldüremezsiniz. Ama bu kavga, dövüş, ite kaka yaşar. Özel tiyatrolarda gençler o kadar güzel tiyatrolar yapıyor ki... Ama destek vermeyecekler. O salonlarda tiyatro yapılır mı? Barda tiyatro yapılmaz. Küçük gösteriler, stand-up’lar yapılır ama ciddi tiyatro yapılmaz. Ben demiyorum ki 1000 kişilik tiyatrolar yapılsın. Sahne donanımı ve teknolojisi yeterli, 150 kişilik 10 tane tiyatro yapılamaz mı Taksim veya çevresinde.

SANATSIZ DEMOKRASİ OLMAZ

Diğer taraftan alışveriş merkezlerinin içine taşıyorlar tiyatroları, siz ne düşünüyorsunuz?

Olsun da alışveriş merkezinin içinde olsun. Bak kaç tiyatro yararlanıyor Profilo’da iki tane tiyatro salonundan. Övünüyoruz Avrupa Başkenti diyoruz. Senin opera salonun yok, Avrupa Kültür Başkenti seçiliyorsun. Operası olamayan bir Avrupa Kültür Başkenti olur mu? Opera, orkestrasız oynuyor. Orkestra arkada... Böyle bir şey yok. Çünkü değneğiyle hem seni hem operayı idare eder şef. Ama sorduğunuzda Avrupa Kültür Başkenti... Demokrasinin olmadığı yerlerde sanatlar daima güçsüzdür. Çünkü sanatlar demokrasinin güçlenmesini ister. Demokrasinin güçlenmesini istemeyen ortamlarda onun için sanatların güçlenmesini istemez.

Tiyatroların özelleştirilmesi konusu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Devlet Tiyatrosu’nun kapanacağına ben inanmıyorum, özelleşmez de... Üstü kapatılır, neyi nasıl özelleştireceksiniz? İktisadi teşekkül değil bir kere Devlet Tiyatrosu, kamu yararına hizmet veren bir devlet kurumu kendisi... Bunlardan kazanç beklemeyeceksiniz. Dünyanın hiçbir yerinde beklenmiyor kazanç... Hani belediyelere verilen şeftali günü, kayısı günü, bilmem ne kermesi, bilmem neyin kurtuluş günü diye kutlamalar yapılıyor ya muazzam bir bütçe var orada. Çok büyük bir para... Devlet veriyor onu. Ama hiçbir kalıcılığı yok ki onun... Tiyatro öyle mi? Devlet tiyatrosu gittiği zaman oraya kültür götürüyor. Öbürü geliyor, o şarkıcı geliyor, bu şarkıcı geliyor, onu televizyonda da seyrediyorsun zaten.





PerdePerde Arkasından

Can Gürzap

Detay için tıklayın

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163