VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
04 Kasım 2017 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Dijital meydan muharebesinin kısa bir tarihi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Dijital meydan muharebesinin kısa bir tarihi

İnternet çağının üç büyük devi Microsoft, Apple ve Google... Peki birçok ülkenin milli gelirinden bile daha çok kazanan bu şirketler nasıl doğdu? Nasıl bu kadar hayatımıza hakim oldu? Neden Apple ve Google parıldarken Microsoft her geçen gün geriledi? Hepsinin yanıtı -“Dijital Savaşlar” kitabında.

EMRAH GÜLER



Duyularımızla algıladığımız dünya analogdur.” The Guardian gazetesinin teknoloji editörü Charles Arthur, kitabına renkler, sesler ve kokuların iç içe geçtiği analog dünyayı anlatarak başlasa da, birkaç cümle sonra gerçek meramına geçiş yapıyor: Bilgisayar ve internetle şekillenen dijital dünya.
Dijital dünyanın 1970’lerin başından günümüze yolculuğunu da birkaç cümleyle özetleyerek, kitabının baş kahramanlarını tanıtıyor. Gökten üç elma düşüyor, dijital dünyanın fırtınalı değişiminin içine üç şirket giriyor: Apple, Microsoft ve Google. “Üç şirket birbirinden tümüyle farklıydı,” diye yazıyor Arthur, “Dijital Savaşlar: Apple, Google, Microsoft ve İnternet Savaşları” kitabının giriş bölümünde. “Dijital savaş alanına çıktıklarında, yalnızca biri parlak zafer günleriyle dolu bir geçmişe sahipti; bir diğeri bilgisayar ve iş dünyasının en tepesinde yer alıyordu; üçüncüsü ise çok zeki iki öğrencinin zihninde oluşan parlak bir fikirden öte bir şey değildi.”

2012 yılında yayımlanan, 2014’te yenilenmiş baskısından Ali Önsan‘ın Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları için çevirdiği kitap, dijital dünyanın üç dev isminin 1998 yılından Steve Jobs’ın 2011 yılındaki ölümüne kadar olan ağrılı, sancılı, heyecanlı yolculuklarını kronolojik bir anlatımla, teknoloji tutkunlarına sunuyor. Kitap temelde üç büyük şirketin birbirlerine bağlanan hikâyeleriyle kendi bağımsız hikâyelerine paralel bir anlatıyla bakıyor. Apple efsanesi nasıl kendi küllerinden yeniden doğdu? Üniversiteden yeni mezun iki genç Google’ı nasıl dünya çapında en çok kullanılan fiillerden birine dönüştürdü? Bu yeni pazarın lideri Microsoft, nasıl önündeki fırsatları kaçırarak, kendi iktidarının yok oluşuna tanık oldu?

The Guardian’la beraber The Independent ve New Scientist’te de çalışmış olan, Twitter’daki 74 bin takipçisine düzenli teknoloji dedikoduları veren Charles Arthur, “Dijital Savaşlar”da, Bill Gates ve Steve Jobs da dahil olmak üzere, gazetecilik kariyerinde yapmış olduğu röportajlar, kendi makaleleri ve üç büyük şirketin kalbinden edindiği bilgilerden yararlanıyor. Teknolojik yenilikler, dijital dünyanın dönüşümüyle ilgili sosyolojik analizler yerine, Apple, Google ve Microsoft’u birer şirket, birer iş olarak inceliyor.

Google’lamak mı, Windows Live’lamak mı?Arthur, üç büyük şirketin dönüşümlerine, tarihlerini etkileyen olaylara dört ana başlık etrafında bakıyor: Web ve arama, dijital müzik, akıllı telefon ve tablet. Kitabın başında 1998 yılına gidiyor, üç ismin ne durumda olduklarını görüyoruz. Microsoft imparatorluğu durgunluk dönemini yaşıyor, Google büyüme sancıları çekiyor, Apple ise bu iki isme göre daha iyi durumda gibi gözünüyor.

Microsoft, medyanın da yakından takip ettiği bir antitröst davasının ortasında, “mahkemede yerden yere vurulmuş” durumda. Gelecekte ne yapması gerektiğine acil olarak karar vermek zorunda olan şirket, aynı zamanda bölünmeyle de karşı karşıya kalıyor. Steve Jobs, iflasın eşiğindeki Apple’a CEO olarak yeniden dönüyor. Larry Page ve Sergey Brin’in Stanford Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra kurdukları Google da, dikkat çekmeye başlayan bir şirket olarak yeni yüzyıla girmeye hazırlanıyor.

“Dijital Savaşlar” temelde Microsoft’un mezar taşı yazısı olarak ilerliyor. Giderek yükselen ve bir şekilde dijital çağı dönüştürmeye devam eden Google ve Apple’a karşı doğru savaşları veremeyen Microsoft’un kaçırdığı fırsatları arka arkaya sıralıyor. Bir çok alanda öncü olan ve aslında dijital dünyayı tanımlayacak yeni alanları yaratan şirket, yönetimdeki sorunlardan dolayı rakiplerinin ekmeğine yağ sürüyor. Kötü dev şirket unvanıyla anılmaya başlıyor, parlak, genç mühendislerini, yazılımcılarını kaybediyor, dijital müzik ve akıllı telefonun gelecekte neye dönüşebileceğini ölçemiyor.

Microsfot, Windows Live Search ile webde arama pazarına oynarken, Google kendisini dev konumuna dönüştürecek aramanın çabuk ve basit olması gerektiği vizyonuyla ilerliyor. Rakiplerinin arama sayfasında reklam olmadığı için dalga geçtiği Google, web içeriği ve web sayfalarının nasıl değerlendirilebileceği üzerine kafa yoruyor, veri depolama için yeni yöntemler geliştiriyor ve şimdi artık norm olan kişiselleştirilmiş, açık arttırma usulü reklamları gelirinin ana kalemi olarak geliştiriyor.

Çağa ayak uydurmayan Microsoft CEO’su Steve Ballmer, yanlış yönlendirmeleriyle şirketini giderek rekabetin dışına itiyor. “O dönemde Microsoft’un üst düzey yöneticilerinin neredeyse hepsi internette arama yapmanın potansiyelinden ve bunun getireceği kazançtan habersizdi, çünkü webde sörf yaparak büyümemişlerdi.” Google, verimli ve öngörülü ortaklıklar kurarken, Microsoft imparatorluğu içten çökmeye başlıyor.
Bir internet işletimcisi, bir iPod, bir telefon
Microsoft, arama pazarındaki hatalarını dijital müzikte de tekrarlıyor. Apple müşteri deneyiminin önemini fark ederken, Microsoft yalnızca yazılıma odaklanıyor ve PlaysForSure ya da Zune gibi, şimdi kimsenin hatırlamadığı ölü çabalara imza atıyor. Yeni modellerine CD yazıcı eklemeyen Apple, kaybettiği pazar payıyla müziğin müşterileri için ne kadar önemli olduğunu fark ediyor. Hızlı bir müdahale ve öngörü ile iTunes’u çıkarıyor, bu yeni uygulaması Windows işletim sistemine de uygun yapıyor ve altın vuruşu yeni aleti iPod ile yapıyor.

Steve Jobs, bu yeni ürünün diğer müzikçalarlara sıradan bir rakip olmasını istemiyor. Onun kafasındaki iPod, ünlülerin yanından ayırmadığı bir arzu nesnesi. Arthur, Steve Jobs’un dijital müzikte zirvede kalabilmek için yaptığı numaraları, müzik endüstrisini ve piyasayı nasıl yönlendirdiğini anlatıyor. “iPod satışları öyle hızlı büyüyordu ki, Apple da Google gibi bir ‘devi uyandırmamak için’ elinden gelenin en iyisini yapıyordu. Yani, potansiyeli olan büyük bir piyasada nasıl başarılı olduğunu haykırarak Microsoft’un dikkatini çekmek istemiyordu. Köpekbalıkları arasında sessizce yüzdü.”
“Dijital Savaşlar”, akıllı telefon ve tablet piyasasının yükselişinde bir ibret öyküsü daha anlatıyor. Microsoft en başından beri bu pazarda yarışırken, Apple’in şu anda lokomotif ürünü olan iPhone ya da iPad için belirgin bir vizyonu bulunmuyor. Microsoft akıllı telefon pazarında düşe kalka ilerlerken, Apple bu yarışta da noktayı koyuyor. Steve Jobs’ın iPhone tanıtım toplantısındaki sözleri durumu gayet net özetliyor: “İşte, bir internet iletişimcisi, bir iPod ve bir telefon. Bunların hepsini bir araya getirelim ve gerçek bir yaşam senaryosunda ne yapabilirsiniz onu görelim.”

Charles Arthur, üç büyük şirketin tasarıma yaklaşımlarını birer cümleyle anlatırken, vizyonlarındaki farkı da özetliyor. Microsoft ne yardan ne serden diyor, herkesi mutlu etmek istiyor.Google, tasarımla işim olmaz, benim derdim veriyle diyor. Apple ise muhteşem tasarımın peşinde koşmaktan vaz geçmiyor. “Dijital Savaşlar”, Yahoo!, Sony, BlackBerry ve Facebook gibi, çoktan kayan, ışığı azalmış ve parıldayan yıldızlardan da söz etmeyi ihmal etmiyor, dijital savaşların geçmişiyle geleceğine ışık tutuyor.



Paylaş