VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ekim 2012 Pazar | Anasayfa > Haberler > Dikkatli dinlerseniz Mr. Darcy''sinin sesini duyarsınız
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Dikkatli dinlerseniz Mr. Darcy'sinin sesini duyarsınız

Jane Austen’in ilk romanı “Northanger Manastırı” Hamdi Koç’un çevirisiyle Türkçede...

Fügen Ünal Şen

Yazıma çok hızlı bir giriş yapma niyetindeyim sevgili okur:
Kimileri için iddialı bir saptama olabilir ama ben yine de şu masamda baş köşede kurulmuş, yaklaşık iki yüz yıl önce yazılan kitabın bana hissettirdiğini evirip çevirmeden yazacağım; “Northanger Manastırı” bir aşk hikâyesini anlatır gibi görünse de aslında bir şeylerle dalga geçmenin ne denli ciddi bir iş olduğunu ve bunu yapmanın zarif, edebi, zekice yolları bulunduğunu gösteriyor.
Öyle...
Evet, İngiliz edebiyatının kült yazarı Jane Austen'ın kitabı “Northanger Manastırı”nı bir ders kitabı olarak okudum.
Mr. Tilney ile Catherine'nin kavgalı, gürültülü, tutkulu, çekişmeli sürüp giden ve sonu mutlu biten aşklarını azıcık gözardı ettim ama yazarın bu aşkı anlatırken kullandığı güçlü gözlem gücüne dikkat kesidim.
İngiliz taşra hayatını anlatır "mış" gibi yaparak, dönemin ve çevrenin toplumsal değerleriyle dalga geçişini ve bunu nasıl zarif bir biçimde yapışını gözlemledim.
Çağının çok ötesinde düşüncelere sahip bir kişilik olmasının "yazar" kimliğinin oluşmasındaki izlerini aradım sayfalarda...
Ve elbette kendime sormadan edemedim: Jane henüz onbeş yaşındayken Bath'e gidip akrabalarının yanında kısa bir tatil geçirmeseydi yine de "Aşk ve Gurur", "Northanger Manastırı" gibi kitapları yazabilir, Jane Austen olabilir miydi? O tatilde genç Jane'nin ona sonradan ün kazandıracak kitaplarının taslaklarını yazdığını biliyoruz, öyle değil mi?

10 STERLİNE SATTI

Bu hızlı girişten sonra birkaç kelimeyle Jane Austen'den söz etmeliyim.
Hayatının izlerini, kitaplarında yarattığı karakterlerde bulduğumuz Jane Austen'den...
Sadece 42 yıl süren bir yaşam; üstelik neredeyse 200 yıl önce yaşanmış...
Sade, gözlerden uzak, çoğu zaman doğanın içinde ve yalnız... Hiç evlenmemiş bir kadın hatta birisini sevip sevmediğini, kalbini çelen bir çift gözün yolunu gözleyip gözlemediğini, sesini özleyip özlemediğini bile bilemiyoruz.
Dünya Ebediyatına armağan ettiği "Northanger Manastırı", " Aşk ve Gurur", " Duygu ve Duyarlılık", " Emma", " İkna" gibi eserleriyle " kült romancı" unvanını almış almasına ya romanlarının sonu hep mutlu bitiyor, kahramanlarını hep kavuşturuyor diye hayli eleştirilmiş de...
Ama durun, eleştirilerin karşısına milyonlarca okur yüreğinin dikildiğini, kendilerine "Janeite" diyenlerin biricik yazarları Jane Austen'a toz kondurmamak için dünya çapında örgütlendiğini de söyleyelim yeri gelmişten...
Sevgili okur "Durduk yerde nereden çıktı Jane Austen?" diye soracak olursanız yanıtım "Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Hasan Ali Yücel Klasikler Dizi’nden" olacaktır. Ve hemen ekleyeceğim kuşkusuz; "Jane Austen'in Northanger Manastırı" eseri, serinin yeni kitabı olarak yayınlandı.
Eh, bana da Austen'in kitap sayfalarına dalıp 1800'lerin İngiltere'sindeki taşra hayatına uzanmak, kasabaların çamurlu yollarında düşüp kalkmadan yürüyüp, balo salonlarında evlilik çağındaki genç bayanların kavalye seçme dertlerine ortak olmak düştü. Tam burada kitapla ilgili bir bilgiyi paylaşmak isterim doğrusu. “Northanger Manastırı” Jane Austen'in yayınlanmak üzere yazdığı ilk romanıdır ama yazık ki ancak ölümünden sonra yayınlanmıştır. Jane Austen, “Northanger Manastırı”nı 1797-98 yıllarında, yirmi iki yaşındayken yazmıştı. 1803 yılında kitabının yayın hakkını Londra'daki yayıncı Crosby'e 10 Sterlin'e sattı. Ancak yayınevi kitabı bir türlü basmadı. Jane'nin ölümünden sonra ağabeyi Hanry aynı paraya kitabı yayıncıdan geri aldı ve 1817'de bastırdı.
Onbeş yıl bir yayıncıda bekleyen ve bir türlü yayınlanmayan kitabın günümüze kadar kim bilir kaç milyon okura ulaştığı gerçeğinde kısılıp kalan "ironi"yi bir yana koyup yazımıza devam edelim.

AUSTENVARİ ROMANTİZM

Daha önce Jane Austen'in Northanger Manastırı dışında herhangi bir kitabını okumuş iseniz size şunu söylemeliyim: Evet, “Northanger Manatırı” bir “Aşk ve Gurur” değil. Ama "Aşk ve Gurur"un Mr. Darcy'sinin ayak sesini “Northanger Manastırı”nın Mr. Tinley'i aracılığıyla duymak eğlenceli bir deneyim olabilir. Yazar, “Diğer romanlarındaki karakterlerin neredeyse prototiplerini bu romanında okura sunmuş” desem ne kadar yanılırım acaba?
Yok, daha önce hiç Jane Austen kitabı okumadıysanız bence okuma listenizin başına “Northanger Manastırı”nı koymalısınız. Böylece Austenvari romantizmin her yeni kitapta yükselişini, olgunlaşmasını kelime kelime, karakter karakter izleme şansınız doğacaktır.
Yukarıdaki başlıkta okuduğunuz "Austenvari Romantizm"e lütfen takılıp kalmayınız sevgili okur. Hatta Austen için çoğu yerde söylenen "Aşk romanlarının ünlü yazarı..." cümlesine de...
Zira Austen'ın kitaplarının tartışmasız en önemli özelliği okura, sıradan insanların gündelik yaşamını derin bir gözlem gücüyle aktarıyor olmasıdır. Unutmamalı ki Austen eserlerinde kendisinin de içinde olduğu taşra hayatını ve aile değerlerini cesurca 'ti'ye almış ve bu ilişkilerdeki yapmacıklığı, ikiyüzlülüğü eleştirmiştir.
İşte yazıma başlık olarak seçtiğim "ders" de tam burada başlamaktadır.
Jane Austen, gündelik yaşamdaki sıradan insanı, gerçekçi bir bakış açısıyla ele alarak romanı "modern" bir türe dönüştüren ilk yazar olarak kabul edilir. Austen, romanlarında İngiliz orta sınıf yaşamının detayları, evlilik, aile, miras gibi konuları, yarattığı olağanüstü kadın karakterlerle toplumsal çevreleri arasındaki gerilimi ustalıkla yansıtır. “Northanger Manastırı” için ise, "iddiasız ve pek de büyük bir servet sahibi olmayan Catherine Morland'ın ailesinden uzakta geçirdiği Bath tatilinde sosyal yaşamın grift ilişkileri ve aşkla tanışmasının hikâyesi" diyeceğim ve ekleyeceğim: Austen'ın her zamanki sivri dilli mizah anlayışı ve zekası ve elbette ironik kurgusuyla kaleme aldığı “Northanger Manastırı”, aynı zamanda evliliğin aşktan ziyade servetle ilişkilendirilmesinin de bir eleştirisidir. Ah sevgili okur, Jane'nin bunu yapabilmesi yani kitaplarını bu eleştirilerle kurgulaması elbette normal görünebilir ancak lütfen bunu yapan kişinin 200 yıl önce yaşamış bir kadın yazar olduğu gerçeğini unutmayalım.
Jane Austen döneminin yazım dünyasını da kelimeleriyle kılıçtan geçiren cesur bir yazar. Kahramanlarının kelimeleri olup kitaplarına yansıyan görüşleri o denli keskin ki doğrusu kimilerini bugün dahi hizaya sokuyor.
Bakın, sizinle “Northanger Manastırı”dan birkaç cümlesini paylaşayım, ne dediğimi daha iyi anlayacak, Austen'ın döneminde "hafifleşen" roman türünün kadınla özdeşleştirilmesinden duyduğu rahatsızlığa kolayca hissedeceksiniz:
"Her yeni romandan basını da istila eden suyu çıkmış paçozluklarla bahsetmeyi eleştirmenlere bırakalım. Birbirimizi terk etmeyelim; bizler yaralı insanlarız. Eserlerimiz okura dünyadaki bütün öbür edebi türlerden daha kapsamlı ve daha sahici bir zevk vermiştir ama başka hiçbir yazı türüne bu kadar hakaret edilmemiştir. Kibirden ya da cehaletten veya moda olduğu için, düşmanımız da okurumuz kadar çoktur." Tekrarlıyorum, bu sözler 200 yıl öncenin...

TİTİZ BİR SOSYOLOG
“Northanger Manastırı” bahane olsun, biz kült yazar Jane Austen'ın tüm kitaplarında insanların karakterlerinin ve davranışlarının oluşmasında ailenin, çevrenin ve eğitimin ne denli önemli olduğunu yansıttığını anımsayalım, hem de bir sosyolog titizliğindeki saptamalarıyla. Siz bakmayın Beth Pattillo'nun, "Jane Austen Hayatımı Mahvetti" isimli kitabının girişinde "Jane Austen hayatımı mahvetti. Tamamıyla onu suçluyorum. Jane Austen’dan intikamımı almak için İngiltere’ye gidiyorum. Ama en çok da mutlu son diye bir şey olmadığını ispatlamaya…" yazmasına...
Austen'ın romanlarına " mutlu sonla biten aşk romanları" diye tanımlamak, onlara bir Barbara Cartland kitabı muamelesi yapmak kuşkusuz Austen'ın sahip olduğu keskin zekayı, gözlem yeteneğini, ironik bakış açısını ve ince mizah anlayışını yok saymakla eş değerdir ki bu yanlış olur.
Öyle ya, en unutulmaz aşkları kurgularken okura yansıttığı aslında döneminin toplumsal değerleri içinde yoğrulup duran insandır ve bu nedenle Austen, modern edebiyatın başlıca yazarlarından biri olarak kabul edilmiştir.

kitaptan...

ROMANCILIK İÇİN...
"Romancının yeteneğine burun kıvırma, emeğini hor görme, deha, zeka ve zevk timsali eserlere atıp tutma konusunda sanki genel bir eğilim var. 'Ben roman okumam... Pek roman karıştırmam... Sık sık roman okuduğumu düşünmeyin... Bir roman için gayet iyi...' Böyledir ağızlara sakız olan laflar. ' Ya siz ne okuyorsunuz Miss...? ' Hiç, roman işte!...'diye cevap verir genç hanım, kitabını sahte bir kayıtdızlık ya da geçici bir utançla bırakırken. "

GENÇ BAYANLAR İÇİN...
"Bu sabah yağmur yağacak diye çok korktum, tam dışarı çıkacakken; fena yağacak gibiydi, yağsa kahrolurdum inan! Biliyor musun az önce Milsom Caddesi'nde hayal edilebilecek en güzel şapkayı gördüm... Aynı seninki gibi, sadece yeşil yerine kırmızı kurdeleli; nasıl aklıma takıldı."

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163