VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ocak 2015 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Direnmenin 90 yıllık öyküsü
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Direnmenin 90 yıllık öyküsü

İbrahim Yıldırım yeni romanı “Alçıtepe Ailesinin Son Ferdi: Dokuzuncu Haşmet”te doksan yıllık bir direniş öyküsünü, yaşarken unutulmuş bir şairin hüzünlü hikayesi üzerinden anlatıyor.

CEMRE NUR MELEKE


Sırtında Galatasaray forması ile 2013 yılının Haziran ayında Gezi eylemlerine katılan Haşmet Alçıtepe’nin hikâyesi bu. Alçıtepe ailesinin son ferdi ve unutulmuş bir şair olan “Dokuzuncu Haşmet”in acılarının, tutkularının, pişmanlıklarının hikayesi...

Dokuzuncu Haşmet’in Serzenişi
Roman, Hatice Gündüz isimli bir gazetecinin “yaşarken unutulmuş bir şairle söyleşi” adı altında Haşmet Alçıtepe ile yaptığı röportajı kapsıyor. Yapılan söyleşi, gazetecinin sorduğu sorular ve konuşması dahil Haşmet Alçıtepe’nin ağzından aktarılmış. İbrahim Yıldırım bu açıdan dabir teşekkürü hak ediyor: Roman bir söyleşiden oluşmasına ve sadece tek kişi tarafından anlatılmasına rağmen okuyucuya zorluk çıkarmıyor,anlaşılırlık sorunu yaşatmıyor.
Söyleşi, Haşmet Alçıtepe’nin Gezi eylemleri sırasında yaşadıklarını anlatmasıyla başlıyor.Haşmet Altıntepe, arkasında “dokuzuncu” yazan Galatasaray formasıyla Haziran ayında katıldığı Gezi eylemleri sırasında Toma’dan fışkıran su nedeniyle parkta yere düşmüş, çantasındaki eşyalar etrafa saçılmış. Çantadan çıkan silahı gören gazeteciler bunu resmetmiş ve manşet olarak “yaşlı provokatör direnişçi” olarak gazetede yayımlamışlar. Bu olaydan sonra 90 yıllık evinde yalnız yaşayan Haşmet Alçıtepe’nin etrafında kendisine selam veren komşuları dahi kalmamış. Sahi, çantasından çıkan silah nedeniyle polisler tarafından gözaltına alınan Haşmet Alçıtepe’nin neden çantasında tabanca, el feneri ve tespih vardır? Bu sorulara cevap bulabilmek için yapılan söyleşi üç bölümden oluşuyor vekronolojik düzende.

Toma’dan fışkıran suyun içindeki enfekte zerrecikler sebebiyle lejyonellapnömonisi, yani bir çeşit zatürree hastalığına yakalanan Haşmet Alçıtepe, barışçıl intikamını gençlere yol göstermek için anılarını, deneyimlerini yazarak anlatmayı planlamaktadır. Eskiden de direniş ve eylemlere katılması sebebiyle hapishanede yatan ve bir türlü şansı yaver gitmeyen Haşmet Alçıtepe, o zamanlarda da acısını yine şiir yazarak dindirmiştir. Üç şiir kitabı vardır ve hepsi de direnişi ve insanı anlatmaktadır.
Gazetecinin Haşmet Alçıtepe ile yaptığı söyleşi, Alçıtepe ailesinin tüm anılarını barındıran Haşmet Bey’in 90 yıllık tarihi evinde geçmektedir. Hayatı boyunca başına gelenleri, direniş anılarını, okul ve aile yaşantısıyla beraber kendisi gibi direniş tarihleri olan babasının ve dedesinin anılarını da anlatan Haşmet Alçıtepe, söyleşi boyunca okuyucuya açık bir şekilde tanıtılıyor.

Haşmet Alçıtepe’nin söyleşi yaptığı gazeteci ile olan mizahi diyaloğu ve kendisine ait şiirleri ve ünlü şairlerden yaptığı alıntılarla beraber roman daha da akıcılaşmış, berraklaşmış ve eğlenceli bir hale dönüşmüş.

Söyleşi, Haşmet Alçıtepe’nin anılarıyla renklenirken, onun dokuz rakamına neden değer verdiği ve neden “dokuzuncu” diye çağrıldığı da ustaca bir kurguyla aktarılıyor.Haşmet Alçıtepe’nin dokuz rakamıyla olan ilişkisi kendi şiirlerinden olan dizelerle de pekiştirilmiş.
“Hangi acıyla çarpılırsan çarpıl / Her zaman dokuz olursun / Hangi isyana katılırsan katıl ıssız kalırsın / Sen dokuzsun, dokuzuncusun / Haşmet Alçıtepe’sin...”

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam