VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Ekim 2018 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Doğadan alabileceğimiz çok ilham var
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Doğadan alabileceğimiz çok ilham var

Kitapları 25’ten fazla ülkede yayımlanan ve çok satanlar listelerinde zirveye yerleşen dünyaca ünlü Amerikalı yazar Sarah Jio, yeni kitabı “Paris’ten Çiçeklerle”de 1940’ların işgal altındaki Paris’inde geçmişiyle yüzleşebilmek için başka bir kadının geçmişinin peşinde iz süren bir kadının dokunaklı hikâyesini anlatıyor. Geçtiğimiz hafta Türkiye’ye gelen Saraj Jio ile buluştuk ve kitaplarını konuştuk.

NAZLINUR KARAAĞAÇLI


Hayatın bize neler getireceğini bilemiyoruz elbette ama ona yön vermek de bizim elimizde. Sarah Jio da çok küçük yaşlardan itibaren hayatını kurgulamış; ne istediğini bilen tutkulu bir kadın. Henüz 7 yaşındayken kısa öyküler yazmaya başlayan ve “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna “Gazeteci ve yazar tabii ki.” diye cevap veren Jio’nun kitapları bugün 25’ten fazla ülkede listelerden düşmüyor. Yeni kitabı “Paris’ten Çiçeklerle”de bu sefer annelik duygusunu irdeleyen yazar, anneliğin hayatını disipline ederek ona bambaşka bakış açıları kattığını söylüyor. Bu ay bir Türk kızı ile evlenen erkek kardeşinin düğünü vesilesiyle Türkiye’ye gelen Sarah Jio ile Pera Palas’ta buluştuk, tüm dillerden önce ilk kez Türkiye’de yayımlanan yeni kitabı “Paris’ten Çiçeklerle”yi ve edebiyatını konuştuk.

Kitaplarınızda iki farklı zaman ve farklı mekânlarda yaşayan kadınları ve iki farklı olay örgüsünü anlatıyorsunuz ama bu gizemli hikâyeler bir noktada birleşiyor. Bir açıdan okuru zamanda bir yolculuğa çıkarıyorsunuz. Bu iki farklı dünyayı kurgularken nelere dikkat ediyorsunuz?
Modern hayatımızla ilgili geçmişten öğrenmemiz gereken çok şey olduğunu düşünüyorum. Küçük bir kız çocuğuyken de ailemin hatıralarını dinlemeye bayılırdım. Özellikle büyükannemin hikâyelerini! Bir hikâye anlatıcısı olarak beni en çok büyüleyen şey modern bir hikâyeyi geçmişle bağlayabilecek yollar bularak ikisini ilişkilendirmek. Bazen karakterlerim birbirlerini tanımıyorlar bile ama hayatlarımız aslında birbiriyle öyle ilintili ki başka birinin hikâyesini dinlediğimizde o bağlantılara erişebiliriz. Ayrıca, roman yazarken bir hikâyeden diğerine atlamak çok iyi oluyor. Bir hikâyeyi yazarken bir süre sonra bitap düşüyorum ve onu bir kenara bırakıp bir süre diğer kadının hikâyesine devam ediyorum böylece ilk hikâyeye daha enerjik bir şekilde dönebiliyorum.

Kitaplarınızda başkahramanlar hep kadınlar. Bu kadın karakterler daima güçlü, ne istediğini bilen ve inandıkları/sevdikleri şeyler uğruna savaşan kadınlar. Çevrenizdeki kadınlardan ilham alıyor musunuz?
Karakterleri arkadaş olduğum insanlardan yaratmayı seviyorum. Bütün kitaplarım kurgu ama beni yakinen tanıyan herkes karakterlerimi yaratırken kimleri baz aldığımı hemen anlar ya da bu karakterin kim olduğunu söyleyebilir. Harika değiller ama aynı zamanda kendilerinde zor zamanlardan geçebilecek gücü bulabiliyorlar. Bir bakıma karakterlerimin benim yansımalarım olduğunu düşünüyorum. Her karakteri yazarken kendimi o karakterlerin yerine koyuyorum, onların hayatlarını yaşıyorum. Kendisini korkunç, trajik ya da garip yerlerde bulan karakterler yaratıp bu zor durumların üstesinden gelmelerini izlemeyi seviyorum.

40’lı yılları hep romantize etmişimdir

Kitaplarınızda geçmişe gittiğimizde kendimizi 1940’lı yıllarda buluyoruz. 40’ların sizin için ayrı bir yeri olduğu aşikâr. 40’lı yıllarda sizi çeken şey nedir?
40’lar kesinlikle benim zamanlarım. Bazen 1922’de doğmuş olmalıydım böylece 40’lı yıllarda genç bir kadın olabilirdim diye düşünüyorum. Neden bilmiyorum ama 40’lı yılları hep romantize etmişimdir. Bu yüzden kitaplarımda geçmişe gitmek istediğimde kendimi hep 40’larda buluyorum. Nispeten muhafazakâr bir evde büyüdüm. Ebeveynlerim daima ne izlediğime, ne tür müzikler dinlediğime dikkat ederdi. Annem bana hep eski filmleri izletirdi. Dönemimin film yıldızlarını bilmeden büyüdüm. Ben Bing Crosby, Nat King Cole ve Frank Sinatra’yı biliyordum. Benim kahramanım onlardı. Brad Pitt ya da bir başkası değil.

Kitaplarınızda çiçekler ve doğa güçlü motifler olarak karşımıza çıkıyorlar. Mesela, “Sahildeki Kulübe”de orman aşıklar için bir sığınak oluyor. Toplumdan ve savaşın gerçekliğinden kaçıp birbirlerini iyileştirmek için ormanın kalbine sığınıyorlar. Ayrıca kitap kapaklarınızda da daima çiçekleri görüyoruz. Sizi bu sembolizmi yaratmaya iten şey nedir?
Doğayla iç içe büyüdüm. Büyük bir bahçemiz vardı ve babam bana ağaçlar ve bitkilerle, annem de çiçeklerle alakalı birçok şey öğretmişti. Bu yüzden doğayı inceleyerek ve doğanın güzelliğiyle büyülenerek büyüdüm. Dolayısıyla kitap yazarken çiçekleri ve doğayı sembolik bir şekilde kullanmak benim için çok doğaldı. Örneğin, “Mart Menekşeleri”nde, menekşeler bağışlayıcılığı ve barışı temsil ediyor. Çiçekler benim için dekoratif bir araç değil, onlarla gerçekten bir bağım olduğunu düşünüyorum. Hem yazar olarak hem de birey olarak doğadan alabileceğimiz öyle çok ilham var ki!

Herkesin yazarken aradığı ortam/koşullar farklıdır. Sizin yazma alışkanlıklarınız neler?
Önceden böyle alışkanlıklarım vardı. Seattle’daki ev ofisimde yazmalıydım, her şey düzenli ve programlı olmalıydı. Sonra hayatım ciddi anlamda değişti ve çok yaralayıcı bir boşanma sürecinden geçtim. Zor zamanlardı ama benim daha esnek olmamı sağladı. Dolayısıyla artık her yerde yazabiliyorum sanırım. Kafelerde, uçaklarda, oğullarımın futboldan çıkmasını beklerken arabada... Her yerde. Daha az mükemmelliyetçi daha çok uyumlu oldum. Yine de hâlâ yazarken çok fazla kahve içiyorum. Bir de geniş zamanlarda yazmayı hâlâ çok seviyorum. Mesela bazen hafta sonlarımı yazmaya ayırıyorum ve pijamalarımı çıkarmıyor, kimseyle görüşmüyor ve hatta neredeyse hiçbir şey yemeden yazıyorum. Hikâyeme odaklanmayı ve hikâyenin içinde kaybolmayı gerçekten çok seviyorum.


Türkiye’den stajyer arıyor!

Türkiye’den bir stajyer aradığınızı gördüm. Türkiye’ye özel bir projeniz olacak mı?
Türkiye’yi daha iyi tanımak ve daha özel işler yapabilmek için bilmem gereken her şeyi anlatacak birine ihtiyacım var. Yayıncım bu konuda bana çok yardımcı oldu ama henüz doğru insanı bulamadık sanırım. Buradaki okurlarım için özel şeyler yapmak istiyorum. Türkiye’de harika bir potansiyel var.


Biyografi yolda

Ayrıca kurgu olmayan, kendi hayatımı anlattığım bir proje üzerinde çalışıyorum şu sıralar. Muhtemelen seneye ilk defa Türkiye’de yayınlanacak. Bunun yanı sıra İstanbul’da geçen bir roman yazmayı planlıyorum.

Paylaş