VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Şubat 2013 Cuma | Anasayfa > Haberler > Doğru sorular, gerçek yanıtları getirir
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Doğru sorular, gerçek yanıtları getirir

Gazeteciler, sanatçılar, edebiyat dünyasından isimler ve işadamlarıyla yaptığı röportajlarla tanınan Sayım Çınar, 2010-2012 yılları arasında yayınlanan röportajlarını “Bavulumdaki Söyleşiler” adıyla kitaplaştırdı.

Nilgün Belgün, Murat Renay, Füsun Saka, Şenay Düdek, Jale Arıkan, Başak Sayan, Mehmet Ali Erbil, Cüneyt Cebenoyan, Hıdır Geviş, Ahmet Hakan Coşkun, Filiz Aygündüz, Ahmet Kekeç ve daha çok sayıda sanatçı, işadamı ve gazeteci ile röportaj yapan Sayım Çınar, hepsini bir kitapta topladı: “Bavulumdaki Söyleşiler”. Yıllardır edebiyat dünyasıyla içli dışlı olan, yazar ajanlığı ve kitap eleştirileri yapan bir isim Çınar. 1998 yılında bavuluna doldurduğu kitapları gazete binalarında satarak mesleğe başlayan, başarı merdivenlerini adım adım tırmanan yazar, ilk kitabı “Sayım’ın Konuşan Bavulu”nu “Zor Sorular, Samimi Cevaplar” alt başlığıyla yayınlamıştı. 2010 - 2012 yılları arasında yaptığı röportajlar içinse “Doğru Sorular, Gerçek Yanıtları Getirir” diyen Sayım Çınar’ın röportajlarından bir bölümünü burada derledik.



İş, güç hepsi palavra önemli olan aşk
Ali Poyrazoğlu
Sanatçı (11 Kasım 2010)


Çok satan bir yazar olmanın püf noktası nedir?
Samimi olmak, yaşadıklarından yola çıkarak metinler kurgulamak çok önemli. Gazetelerde yazmış olmanın da avantajları var mutlaka. Her zaman çok satan gazetelerde yazdım, yazılarımda beni gerçekten de rahatsız eden, ya da anlaşılmaz görünen konuları ele alıp, ne düşünüyorsam onu yazıyordum; bu nedenle çok sayıda okur tarafından takip edildim. Tekrar başlamayı düşünüyorum gazete yazılarıma.

Dışarıdan bakıldığında çok aktifsiniz ama yalnızlığınıza da sahip çıkıyorsunuz. Mutsuz bir beraberliktense mutlu bir yalnızlığı tercih edenlere nasıl bakıyorsunuz?
Beceriksizler gözüyle bakıyorum! Yalnızlık, yönetilmesi gereken bir ruh halidir. İstediğiniz zaman içine girip, istediğiniz zaman çıkmasını becerebilirseniz çok da şenlikli bir ruh halidir. Bu şekilde yaşayıp mutlu olan insanlar da tanımıyor değilim ama yalnızlık halinin kalıcı olması bana sorarsanız iyi değil.

Oyunculuk olmasaydı ne olurdu hayatınızda?
Benden iyi âşık olur. Dört dörtlük bir sevgili olabilirim. İş, güç hepsi palavra önemli olan sadece aşk.


Yazar, Freud’u da, Shakespeare’i de bilmek zorunda
Ahmet Ümit
Yazar (17 Mayıs 2012)



Tarihi roman yazmak klasik roman yazmaktan farklı mıdır, nasıl bir süreç yaşadınız “Sultanı Öldürmek”i kaleme alırken?
Ben tüm iyi romanların insanı anlattığını düşünüyorum, ben de tarihten çok insanı anlattım romanımda. Karakterlerden biri Müştak Serhazin, salyangoz gibi içine kapanık, evinden çıkamıyor, delicesine âşık. Fatih ise hayata, dünyaya sonuna kadar açık, dünyaya hükmeden bir karakter. Kadından öte dünyayı fethetmek istiyor. Böylesi iki karakter üzerinden insan ruhunun olanaklarını, sınırlarını anlattım. Biliyorum ki hem Serhazin var, hem Fatih var içimizde. Şüphesiz zorlu bir süreçti bu, tarihi malzemeyi bileceksin, öğreneceksin, sonra da roman malzemesi haline getireceksin. Zor ama zevkliydi.

Romancılığınızda da, yazarlığınızda da komplekssiz olduğunuzu düşünüyorum. Bilgiyi çoğaltarak paylaşıyorsunuz ve her edebiyattan faydalanıyorsunuz.
Duyguları, insanı yazıyoruz, bu yönüyle Freud’u da, Shakespeare’i de iyi bilmek zorundayız. Her roman amatör de olsa bir psikanaliz çabasıdır, duygu durumlarını, insanlık hallerini anlatır. Çözümleme yapabilmek için de iyi bilmek gerek birtakım isimleri. Dahası ben romanımın öylesine içindeyim ki, kimi zaman Fatih olarak kimi zaman Serhazin olarak uyanıyorum. Onlardan fikir aldığım zamanlar oluyor, basit, gündelik, riskli konular söz konusu olduğunda bana yardımcı oluyor yazdığım karakterler.



Buket Aşçı
Gazeteci - Vatan Kitap Yazı İşleri Müdürü
(11 Temmuz 2010)


İyi roman denildiğinde ne anlıyorsun? Ülkemizde iyi yazılmış romanlar sana neleri hatırlatıyor?
Telefonlara bakmıyor, randevularımı ekiyor, işi gücü elimin tersiyle yapıyorsam bilin ki iyi bir roman okuyorumdur. Yastık kılıfımı mürekkep lekeleri kaplamış, pencerenin perdeleri açılmamış, uyku düzenim allak bullak olmuşsa bilin ki iyi roman okuyorumdur. Sohbetlere katılamıyor, ses tonum düşüp duruyorsa, en hararetli tartışmalara bile tepki vermiyorsam bilin ki iyi roman okuyorumdur. Şayet beni başka dünyalara yelken açmış, bu dünyanın dışında başka âlemler keşfetmiş gibi görüyorsanız bilin ki, ben çok güzel bir roman okuyorumdur ve lütfen beni rahatsız etmeyin!

Yeni Türk yazarlarını okumadan eleştiri yapan yazarlar var. Kendini bilememek, sınırlarını bilememek çok acı bir şey değil mi?İşte bam teli! Ne yazık ki Türkiye’de insanlar ödevini yapmayı sevmiyor. Hani Vatan Kitap’ın farkı nedir diye sordun ya, bir fark da bu: Bizim ekimizde bir kitap okunmadan yazı yazılamaz. Elbette gözden kaçanlar olmuştur, ama bilin ki sonrasında hesabı kesilmiştir! Bizim işimiz öncelikle okumak. Biri buna üşeniyorsa, ne olur beni aramasın!

Ülkemizde kitap dünyasını kimler belirliyor sence?
Kitap ekleri, basının diğer alanları, en çok satan listeleri, kitabevi vitrinleri, arka kapak yazıları ve tabii ki dağıtımcılar!



Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163