VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Şubat 2013 Cuma | Anasayfa > Haberler > Doldurduğumuz “Karışık Kaset”ler hatırına...
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Doldurduğumuz “Karışık Kaset”ler hatırına...

Uygar Şirin, üçüncü romanı “Karışık Kaset”i geçtiğimiz günlerde yayımladı. Bu, yazarının deyişiyle “çocukluktan müziğe tutkun, büyüyünce yazar / DJ olan bir adamın, Ulaş’ın hikâyesi. Ulaş, 1990’da tanıştığı ve âşık olduğu İrem’le 10 yılda bir karşılaşıyor ve her karşılaşmada olay yeniden başa sarıyor...

Murat Meriç

Kitap üç bölümden oluşuyor: İlk bölüm, 1990’da Kadıköy’de geçiyor. Ulaş 13, İrem 12 yaşında. Tanışma faslı, âşık olma durumu, heyecanlar ve hezeyanlar derken bir sonbahar gününde ortaya çıkan “Aşk Şarkıları” konulu bir karışık kasetle sona eriyor. Arada yaşanmış şahane bir günü ve şişe çevirmece sırasında dudaklara kondurulan küçük öpücüğü saymazsak, ikili arasında bir münasebetten söz etmek pek mümkün değil. Daha ziyade Ulaş’ı tanıyoruz bu bölümde, onun gözünden İrem’i görüyoruz ve müzik aşkına tanıklık ediyoruz. Oyunlar, karın ağrıları, kalp sıkışmaları, gidilen ilk Mazhar Fuat Özkan konserinin heyecanı derken sonlara doğru, Datça dönüşü bir mola yerinde Küçük Emrah’la “uyanma” sahnesi, bu bölümün en iyilerinden.
İkinci bölüm, 2000 yılında yani ilk bölümün tam on yıl sonrasında, Gayrettepe’de başlayan, Taksim’den Fındıklı’ya, oradan Erenköy’e uzanan ve Beşiktaş’ta sonlanan bir günü anlatıyor: 2 Temmuz 2000’i yani “Deliveren”in piyasaya verildiği günü, Kemal Sunal’ın öldüğü günün öncesini. (Tam bu noktada, küçük bir tarih karışıklığını düzeltelim: Sezen Aksu’nun, bu bölümün başrolünde oynayan albümü “Deliveren”, kitapta yazıldığı gibi 2 Temmuz’da değil, 2 Haziran’da yayınlandı. 1 aylık bir gecikmenin kitaba zararı olmaz elbette ama biz notumuzu düşmüş olalım.) Bu bölümün sonunda ortaya çıkan karışık kasetin (aslında dönem itibariyle karışık CD’nin) konusu “Yatak Şarkıları”. Bu, hem de geç kalmış bir “ilişki”nin başlangıcı... En azından biz öyle düşünüyoruz.

CD’DEN USB’YE
Ancak olayın hiç de düşündüğümüz gibi ilerlemediği, üçüncü bölümde anlaşılıyor. 2010’da, Taksim’de geçiyor bu bölüm ve Ulaş’ın ilk kitabının matbaadan geldiği gün başlıyor. Tanınmış bir yazar olmuş, bir yandan DJ’lik yapıyor Ulaş ve en olmadık yerde yine İrem çıkıyor karşısına, yine 10 yıl sonra... Bu son bölüm, aslında hikâyenin yeniden başladığı bölüm. Kitabın bitişi, bir anlamda “ilişki”nin başlangıcı. Fonda çalan Göksel şarkısı “Karar Verdim”, 20 yıl boyuna karşımıza çıkan tuhaf kararsızlığın bittiği anı işaret ediyor aslında. Bu bölümün sonunda da bir karışık kaset tutuşturuluyor elimize. Kaset lafın gelişi tabii, elimize tutuşturulan küçük bir USB, içine doldurulanlar ise “Yenilik Şarkıları”.
“Karışık Kaset”, müziğe, bilhassa memleketteki pop müziğe ilgi duyanlar için bir solukta okunabilecek bir hazine: Hatırlattıkları, değişik zamanlarda karşımıza çıkan şarkılar ve isimlerle memleket pop tarihini baştan sona katediyoruz. Sadece Ulaş değil, babası da bu müziğe tutkun. Ulaş’ın aksine, o, her şeyin 1980’de bittiğini, sonrasında ortaya çıkan müziğin dinlenebilir olmadığını düşünüyor. Bu, zaman zaman Ulaş’la aralarında çıkan büyük tartışmaların sebebi. Bir türlü bitiremediği kitabında anlattığı bu. Yaşlılığında Duman, Replikas, Gevende, Kırıka, Ayyuka gibi grupları “70’ler dirildi” heyecanıyla keşfetmesi bir yana, eski şeylere takılan iflah olmaz bir plak koleksiyoncusu ve (ailesiyle birlikteyken bile) yalnız başına, o plaklardan güç alarak yaşıyor.

ŞARKI DEFTERİ
Ulaş’ın babasıyla ilişkisi ve yirmi yıl boyunca yanından ayırmadığı Yusuf’la dostluğu, kitabın dikkat çeken yan hikâyeleri. Gelgitlerle dolu bir baba-oğul ilişkisinin bittiği, Ulaş’ın babasına veda ettiği sahne oldukça dokunaklı. Yusuf daha bizden, daha yakınımızdan. Onun “piç kurusu”ndan “hızlı çapkın”a geçişini seyrediyor, son demde geldiği noktaya şaşırıyoruz.
Kitapta o dönemlere, o duygulara ait şahane ayrıntılar var. Misal, 54. sayfadaki “kaset hazırlama kılavuzu”, kasetlerle haşır neşir kuşağa oldukça tanıdık gelecek. O sayfanın az ilerisinde karşımıza çıkan ve kitap boyu zaman zaman açılan “Şarkı Defteri” de... Dahasını yazmayalım; okur kendi bulsun, “evet ya, sahiden öyleydi” desin. “Karışık Kaset”, tam da öyle bir kitap çünkü!

Üç dönemi, dolayısıyla üç yaşı anlatıyor roman. Yaşlar arasındaki geçiş ve duygular başarılı. 13 yaşındaki Ulaş’la 33 yaşındaki arasında büyük fark var. Okurken fark edeceksiniz, anlatım ve tasvirler farklı, giderek olgunlaşıyor belki ama değişmeyen bir şey var aslında: Heyecan! Kitabın kilit noktası: Sadece İrem’e karşı değil, müziğe karşı da aynı heyecanla yaklaşıyor Ulaş, her seferinde... Hayal kırıklıkları da aynı oluyor hep; 13’ünde neyse 33’ünde de o: Ziyadesiyle erkek ama aslında her dem çocuk.

İrem Ulaş’la, Ulaş şarkılarla oynamayı seviyor. İrem’in Ulaş’la oynadığını, bize olayları aktaran Ulaş’ın ağzından öğreniyoruz. Bir anlamda tarafız bu hikâyede. Olmadık yerlerde çarpılmamız, zaman zaman Ulaş’a kızmamız biraz da bundan. Müzik işini daha çok ciddiye alıyor kahramanımız. Yazının sonuna yaklaşırken, onun DJ’lik şiarını analım: “Belli sırayla çalınmış belli şarkılar, dinleyenlerin kucağına bırakılmış bir saatli bombadır.” Ulaş’ın sadece DJ’likte değil, karışık kasetler aracılığıyla yaptığı da bu.


“Karışık Kaset”, heyecanlı bir kitap. Yazar titiz davranmış, ayrıntılara dikkat etmiş. Kitap biraz da bu ayrıntılarla (ve şahane diyaloglarla) güzelleşiyor. Bunda, Şirin’in senaryo yazarı olmasının büyük etkisi var elbet. Üstelik, onca yıl, albüm, şarkı, şarkıcı varken ortada, (yukarıda andığımız küçük tarih hatası dışında) tek bir hata gözümüze çarpıyor kitapta.
Ulaş, şarkılara 10 üzerinden buçuklu notlar vermeyi seviyor. Biz de öyle yapalım: “Karışık Kaset”, 10 üzerinden 8,5. Yarım puanı küçük maddi hatalardan kırıyoruz, bir puanı da kendimize saklıyoruz.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163