VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
18 Mart 2013 Pazartesi | Anasayfa > Röportajlar > Dört çocuklu ev kadınından bestseller yazara
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Dört çocuklu ev kadınından bestseller yazara

Debbie Macomber, VatanKitap’ın sorularını yanıtladı.

“Yeni Başlangıçlar Mevsimi”, “Melekler Korusun”, “Bahçemde Yeşeren Umutlar”, “Küçük Mucizeler Dükkanı”, “Bir Dilekle Başladı Her Şey” gibi özellikle kadın okuru kalbinden fetheden romanların yazarı Debbie Macomber, VatanKitap’ın sorularını yanıtladı.






Barış Emrah

Debbie Macomber… İlk kitabını 1982’de yazdı ve bu ilk kitapla büyük bir ün kazandı. Hep insanın içini ısıtan aşk ve dostluk öyküleri anlattı. Kitapları tüm dünyada 170 milyondan fazla sattı. Örgü örme hobisini kitaplarına taşıdı, adını taşıyan örgü kulüpleri kurdu. 150 bin okuruyla sürekli irtibat halinde; hayat hikâyelerini dinliyor, onlardan ilham alıyor, dertlerine ortak oluyor. Ve sıkı durun; tam dört çocuklu bir ev kadınıyken yazmaya başlayan Macomber, okuma ve yazma güçlüğü disleksiden muzdarip olduğu için ancak 11 yaşında okuyabilmiş! Kendi yaşamı bile başlı başına bir umut, azim ve başarı hikâyesi olan Macomber, yıllardır okurların hayatlarına dokunuyor, onlara ilham veriyor, yaralarını iyileştirip, acılarını dindiriyor. En önemlisi de umudu her zaman canlı tutmayı ve asla vazgeçmemeyi hatırlatıyor.
Disleksik olduğu için doktorların önerisiyle çocuk yaşta örgü örmeye başlayan Macomber, bugün Washington’da “The Good Yarn” (“İyi Yumak” ancak ‘yarn’ sözü masal için de kullanılabilir) adını taşıyan bir yüncü dükkanı var.

EDEBİYATIN MARTHA STEWART’I
Elbette kadınların hayatına Martha Stewart tadında dokunan Macomber’in yemek kitabı, çocuk kitabı, hatta kişisel gelişim kitapları da var. Romanları televizyon filmi, dizisi olan yazar, bu projelerden de yüzünün akıyla çıkmış. 2013’te dört kitabı birden yayınlanacak olan “romanların ve örgülerin kraliçesi” Debbie Macomber, “anlatacak çok hikâyem var” diyerek yola çıkan yazarlardan. Ailesindeki bir ölümün ardından daha fazla beklememeye karar veren ve yazmaya başlayan Macomber’ın başarısının sırrı disiplinde. Çünkü yazar, kendine bir yol haritası çiziyor ve her gün yazması gereken sayfaları tamamlamadan ofisini terk etmiyor. Ofisini, Mark Twain, Charles Dickens, Pearl S. Buck gibi büyük isimlerin portre ve imzalarıyla dekore eden yazar, onlardan ilham aldığı ve çok şey öğrendiğini söylüyor.


* Tüm dünyada kitaplarınız çok satıyor. Bu hayatınızda nasıl bir değişiklik yarattı?
Genel değer yargılarımız değişmese de, artık iki evimiz var. Biri Seattle’da diğeri ise Florida’da.

* Nasıl bir ortamda yazıyorsunuz, yazarken olmazsa olmazlarınız nelerdir?
Florida’dayken ev-ofisimde köpeğimle birlikte vakit geçirerek yazarım, adı Bogie. Washington’da ise ticari bir muhitte büyük bir ofisim ve altı yardımcım var. Renate on dokuz yıldır benimle birlikte. Takvimimi ayarlıyor, diğer arkadaşlarımız ise farklı işlerle uğraşıyor. Arşivleme, okurlarla iletişim, sosyal medya, mailler ve benzeri işler.

POLİSİYE YAZMAK MI!
* Hep sonu mutlu biten, umudu taze tutan, okura kendini evinde hissettiren kitaplar yazıyorsunuz. Bir gün tür değiştirmeyi düşünür müsünüz? Bir cinayet kitabı yazmayı düşünür müsünüz mesela?
Hikaye yazarken, dostluk ve romantizm üzerine kurgular yapmayı tercih ediyorum, çünkü bu tarzı çok seviyorum ve zevk alıyorum. Açıkçası, kendimi asla polisiye ya da fantastik hikayeler yazarken hayal etmedim, edemem de.

* İlk kitabınızı yazarken, tüm dünyada milyonlarca satan romanlara imza atacağınızı hayal ediyor muydunuz?
Kendimi hayatımın her alanında inanılmaz bir şekilde kutsanmış olarak görüyorum. Tanrı tarafından böyle bir kutsanmışlığı bilmiyorum daha önceden hiç düşünebilir veya hayal edebilir miydim…


* 200’e yakın kitabınız var. Çok hızlı üretiyorsunuz bununla birlikte okurlarınızı yanıltmıyorsunuz. Yazarken belirli bir şablonunuz var mı?
Günlük bir yazma programım ve ulaşmak istediğim bir sayfa sayım var; ama bu, romanlarımı yazmakta kullandığım bir formül değil. Her kitabın kendine has bir özelliği var.

* “Bir Dilekle Başladı Herşey” kitabınızı okurken hep "Acaba yazarın 20 dilekten oluşan listesi nedir?" diye sormak istemiştim... Nedir sizin listeniz?
Evet, benim de 20 tane dileğim var. Kâğıda geçirdiğim muhtemelen 200 dileğim vardır ve onları başarıyla tamamlamayı umuyorum. Size birkaçını söyleyeyim:
. Fair isle (renkli desenli) tekniği ile bir yelek örmek.
. Yarım maraton yürümek.
. Resim dersi almak ve çocuklarıma, eşim Wayne’e ve kendime birer resim yapmak.
. İşlemeli taşlar koleksiyonuma her yıl iki yeni parça eklemek.

HER SABAH 4’TE UYANIYOR
* Bize bir gününüzü anlatabilir misiniz?
Ben gündüz yaşayan insanlardanım ve erken kalkmaya eğilimliyimdir. Washington’dayken alarmım sabah 4’e kuruludur, kalkarım ve sonraki 90 dakika boyunca incilimi okumaya koyulurum; ardından günlüğümü yazar, spritüel olarak kendimi güne hazırlarım. Saat 6’da lisedeki yüzme havuzunda olurum ve yarım mil yüzerim. Sonradan duşumu alır ve ofise doğru yola koyulurum, genellikle de 7.45 gibi ofiste olurum. Ofise geldiğimde ilk işim maillerimi ve web sitem aracılığıyla bana okurlarımdan gelen tüm notları okumak oluyor. Hepsini okuduktan sonra da saat 9 gibi maillerimi cevaplamaya başlarım. Genelde her zaman saat 10’da yazımı yazmaya başlamış olurum. Önceden belirlediğim ve her günün sonuna kadar uyduğum belli bir sayfa sayım vardır ve yazmam gereken bu sayfaları bitirmeden ofisten çıkmam. Eğer koşturacağım başka bir işim yoksa bunu tamamlamak da genelde 5’e ya da 6’ya kadar sürüyor. Akşamımı bahçemde örgü örerek geçiririm sonra biraz yatağımda kitap okurum ve ışıklar 10-10.30 gibi kapanır.

* İlham aldığınız birisi var mı? İlle de yazar olması gerekmiyor, aileden, arkadaş çevresinden de olabilir elbette.
Ailem benim hayatımdaki en büyük ilham kaynağım. Annem de babam da çiftlikte yetişmişler, onlardan bana ve ağabeyime geçen güçlü bir çalışma etiğine sahiptirler. Onların temel değerleri zamanla benim de benimsediğim değerler haline gelmiştir.

* Örgü örmek hayatınızda çok önemli. Kitap kahramanlarına sürekli örgü ördürüyorsunuz. İlk ördüğünüz neydi?
Disleksik olduğum için okumakta ve sesleri çıkarmakta güçlük çekiyordum, o zamanlar örgü örmenin benim için hayatımda önemli bir rolü vardır. Örmeyi 11 yaşlarımda öğrendim, ilk ördüğüm parça mor bir yelekti ve onu da annem için örmüştüm. Annem onu hep sakladı ve o öldüğünde bile hâlâ gardırobunda duruyordu.

TÜRKİYE’DEN ÇOK MAİL GELİYOR
* Örgü kitabı yazmayı düşünüyor musunuz? Okurlarınızdan gelen ya da sizin örgülerinizin yer aldığı bir kitap mesela?
Ne kadar güzel bir fikir; ama şu anda aklımda öyle bir kitap fikri yok.

* Kendi yazdıklarınız arasında en sevdiğiniz romanlar hangileri, niçin?
Romanlarım çocuklarım gibidir, birini ötekinden ayırmam çok zor. Ancak, yıllar geçtikçe birkaç romanım aklımda ve kalbimde yer etti. Bunlardan ikisi “Arkadaşlar Arasında” ve “Blossom Caddesi’nde Alışveriş”.

* Dünyanın her köşesinden okur mektubu, maili alıyorsunuzdur. “Kitabınızı okudum hayatım değişti” diyenler var mı? En ilginç okur mektubu ya da tanışması neydi?
Benim şaşkınlığım şu ki Türkiye’den bir sürü mail alıyorum. Ama maalesef Türkçe bilmiyorum ve internet çevirileri de hiç iyi değil. Aslında çoğu okurumun yazdıklarından anlaşılıyor ki, nerede yaşadıkları fark etmeksizin, hepsi kitaplarımın onlara yardım ettiğini ve bu sayede zor zamanlarındaki zorlukların üstesinden gelebildiklerini anlatıyor. Hikâyelerimin başkalarına yardım ediyor olmasından dolayı Tanrı’ya minnettarım.



Romantik edebiyat okuru diğer okurdan farklı
Romantik roman okurları sanırım yazar hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istiyor; çünkü kendilerini onlarla arkadaş gibi hissediyorlar. Bizi yarattığımız karakterler ve hikâyelerimizle karşılaştırıyorlar. Bu tarz yazarların, okurları sadece yazarla değil, birbirleriyle de iletişim halinde olmak istiyor. Bir okur, kitaba duygusal bir yatırım yaptığında, mutlu bir son bekliyor. Romanın sonunda tatmin duygusu ve umut istiyor. Aşk romanları okurları, kitapta anlatılan çiftin birbirlerine ve ilişkilerine derinlemesine bağlı olmasını istiyorlar.










Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Mayıs 2017 Yıl : 13
Sayı : 159