VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ağustos 2016 Pazar | Anasayfa > Haberler > Dört Muhteşem Dublinli!
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Dört Muhteşem Dublinli!

Oscar Wilde ve James Joyce biyografi kitaplarının yazarı Richard Ellmann bu kez, dört Dublinli yazarı aynı kitapta buluşturuyor: James Joyce, Samuel Beckett, William Butler Yeats ve Oscar Wilde’ı... Ancak bu buluşmanın tek nedeni dört yazarın Dublinli olması değil. Daha fazlası var.

MAHİR ÜNSAL ERİŞ



Kimi çok önemli ve anmaya değer örnekler dışında, Türk edebiyatında pek ilgi görmese de biyografi dünyada edebiyatın önemli alanlarından, kollarından biri sayılıyor elbette. Bir aralar sosyal medyada dolaşan, kitap okumayı seven sosyal medya kullanıcılarının da paylaşmaktan pek hoşlandığı bir “motto” vardı, sanırım Tuna Kiremitçi’ye ait: “İnsanların hayatını o kadar merak ediyorsanız roman okuyunuz!” diye. Eli biraz yükselterek, sözü, “Merakınız dinmediyse romanları yazanların hayatlarını da okuyunuz” diye dönüştürebilirim. Çünkü biyografi, çoğunlukla dünyayı ve insanlığı yorumlayış biçimleriyle tanımaya alışkın olduğumuz yazarları, en “insan” yanlarıyla da görmemizi sağlayan bir yalınlık, bir çıplaklık gözlüğüdür.
Biyografiler, çoğunlukla iki ana başlığa ayrılırlar. Bunlardan ilk ana başlığa dahil sayılanlar, derinlikli incelemelerin, çocukluktan yetişkinliğe, yeni yetmelikten “biyografisi yazılacak denli büyük bir üstat” oluşa kadarki dönemlere dair mühim ayrıntıların sıralandığı, biyografiye konu edilen kişinin felsefesinin ele alınıp tartışıldığı akademik sayılabilecek işlerdir. Akademik sayılabilecek ciddiyet ve güvenilirlikte olmalarının yanı sıra bu eserler çoğunlukla edebiyatın bir parçası sayılırlar. İkinci ana başlığa dahil sayılan diğer türden eserler ise, biyografinin konusu edilmiş kişinin hayatına dair daha genel başlıkların ele alındığı, okurun ilgisinin diri tutabilmek için bugün “magazinsel” dediğimiz türden bilgilerin de yer aldığı çalışmalarıdır. Bu yazıya konu etmek istediğim “Dört Dublinli” biraz daha ikinci türe yakın bir biyografi kitabı. Ve elbette kastedilen dört Dublinli; Joyce, Beckett, Wilde ve Yeats.

Yolları kesişen yazarlar
Kitabın yazarı, Richard Ellmann’ı, James Joyce üzerine yazdığı, Türkçeye dört yıl önce çevrilip yayımlanan hacimli, “birinci türden” biyografi çalışmasıyla tanıyanlar, hatırlayanlar muhakkak olacaktır. Burada Ellmann, Joyce’un hayatını ve bugün hâlâ hem okurun hem de eleştirmenlerin üzerine konuşmaktan yorulmadığı muazzam eserlerini incelikli şekilde ele almış, belki de “Joyce biyografisi yazma” konusunu sonsuza kadar kapatmıştı. Dilimize çevrilerek geçtiğimiz günlerde Alfa Yayınları tarafından yayımlanan bu (bizim için) yeni çalışmasında ise Ellmann, yalnızca Joyce, Wilde ya da Beckett meraklılarının değil, genel anlamda her nevi edebiyat okurunun ilgisini çekebilecek türden bir biyografi derlemesi kaleme almış. Elbette, Ellmann’ın çok derinleşmemesine özellikle dikkat ettiği bu çalışmada, kitaba konu edilmiş edebiyatçıların özel hayatlarına dair de birçok ayrıntı büyük bir hassasiyetle, biraz daha magazinsel bir kurgu içerisinde serpiştirilerek verilmiş. Örneğin, bu dört Dublinli, yani James Joyce, Samuel Beckett, William Butler Yeats ve Oscar Wilde, yalnızca tesadüf eseri bu kitapta bir araya getirilmiş öylesine dört İrlandalı edebiyatçı değil. Hikâyeleri itibariyle birbirilerine değip geçmiş, bir şekilde hayatlarının bir aşamasında yolları birbiriyle kesişmiş, hayatın cilveleriyle karşılaşmayı başarabilmiş dört edebiyatçı. Örneğin, Wilde’ın, 1800’lerin sonunda Londra’da kimsesi bulunmayan Yeats’i Noel’de misafir etmesi, buna Yeats’ın bir vakit sonra Wilde aleyhinde açılan bir davada onun lehine tanıklık ederek mukabele etmesi, birkaç yıl sonra aynı Yeats’in Joyce’la birlikte yayınevi yayınevi dolaşıp ona iş aramaya yardımcı olması, Beckett’in bıçaklanışının ardından Joyce’un ona hastane odasında destek oluşu gibi bir sürü güzel ayrıntı, edebiyat okurunu bekliyor Ellmann’ın bu toplu biyografisinde.

Magazinsel yönüne yapılan vurgunun, konuyla derinlemesine ilgilenmemiş okurun ilgisini çekmeye yönelik olduğunu fark etmek, Elmann’ın daha önceden bildiğimiz Joyce biyografisini göz önüne aldığımızda oldukça kolay. Bu anlamda çalışmanın, henüz bu dört muhteşem Dublinli’nin edebiyatıyla tanışma fırsatı bulamamış okura göz kırpan cazip bir tarafı var. Öte yandan, söz konusu edebiyatçıların hâlihazırda okuru olanların da bu kitaptan lezzet alacakları muhakkak. Dilimize kazandırıldığı için mutlu olduğum bu kitapla ilgili, tam da “dilimize kazandırma” meselesiyle ilgili de bir şeyler söylemeyi çok isterim.

“Dört Dublinli”nin Türkçeye çevrilmesinde, Zeynep Çiftçi Kanburoğlu’nun titizliğini atlamamak gerekir. Hiçbir satırında “çeviri kokmayan”, çevirmenin hem İngilizce hem de Türkçeye hakimiyetinin metnin her aşamasında açıkça hissedildiği böyle bir çeviri ancak bu dört muhteşem edebiyatçının hayatına yakışırdı. Yazan kadar, çevirenin de eline sağlık.




Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam