VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Ekim 2017 Pazar | Anasayfa > Haberler > Dünya dinlerine farklı bir bakış
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Dünya dinlerine farklı bir bakış

Romen düşünür ve din tarihi uzmanı Mircea Eliade, üç ciltlik ‘Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi’ serisinde dünyada dinlerin tarihsel gelişimini ve din kavramının medeniyetlerde nasıl vücut bulduğunu farklı bir bakış açısıyla irdeliyor.

BURAK ELDEM


Mitoloji ve inanç sistemleriyle yakından ilgilenenler için Mircea Eliade adının çok şey ifade ettiğini söylemeye gerek yok. Romen düşünür, oluşturduğu temel başvuru kaynakları serisiyle, on yıllardır bu alanda araştırma yapmak isteyenlerin kitaplıklarında vazgeçilmez bir yer işgal ediyor. “Kutsalın yapısı” ve mit sistemlerini “giriş” düzeyinde ele almaya çalışan “Dinler Tarihine Giriş” ve daha ayrıntılı düzeyde inanç sistemlerini karşılaştırmalı olarak görmek isteyenler için yazılmış üç ciltlik “Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi”, hiç kuşkusuz Eliade’nin imzasını taşıyan başvuru kaynakları arasında en çok ilgi görenler. Yaklaşık elli yıldır insanoğlunun spiritüel yapısının izini sürmek isteyen okur ve araştırmacılardan eksilmeyen bir ilgi gören bu kitapların, Türkçe baskıları tükenmişti ve epeydir bulunamıyordu. Bu ay, ALFA tarafından yeniden basıldı.

Ses getiren ilk önemli çalışması, Kalküta Üniversitesi’nde burslu öğrenci olarak geçirdiği dönemin sonunda hazırladığı doktora tezi olan “Yoga: Ölümsüzlük ve Özgürlük” adlı incelemeydi. Bu kitapta yalnızca Hint toplumunun köklü inanç sistemini ele almakla kalmayıp, Romanya başta olmak üzere, içinde yaşadığı Batı dünyasının spiritüel anlayışıyla ilgili temel unsurları da ortaya çıkarmaya başladığını düşünmüştü. Hindistan’da geçirdiği uzun yıllar ve gördüğü öğretim, onu dinler ve inanç sistemlerinin evrensel ortak paydaları üzerinde de düşünmeye itmişti çünkü. “Yoga”nın yayımlanmasını izleyen yıllardaki akademik çalışmalarında, belirleyici olduğuna inandığı bir temel kavramın, giderek daha fazla altını çizmeye başladı. “Hierofani” adını verdiği bu kavram, tüm mitler, ritüeller ve kutsal objelerin gelişim süreçleri ve dinamiklerini açıklamaya yönelikti.

Kutsallık ve mitsel zaman
Sözcük anlamı “kutsallığın tezahürü” olan Yunanca orijinli hierofani, hem yerel hem de evrensel düzlemlerde, din ve ritüelleri anlamanın anahtarıydı Eliade’ye göre. Bütün toplumlar, tarih boyunca “kutsallık” kavramının peşinde koşmuşlar; kendi basit, dünyevi yaşamlarının içine kutsallığın izlerini çekmeye çalışmışlardı. “Mitsel zaman” olarak adlandırabileceğimiz, çok uzak geçmişteki ilahi dönemleri anmak için sarıldıkları ritüeller, mitler, gösteriler ve kutsallaştırılmış objeler, onların aynı zamanda dünyevi basitliklerle kirlenmiş hayatlarını anlamlandırma çabalarıydı ve bu süreçte hierofaniler, yani “kutsalın kendini ortaya koyuş biçimleri”, temel rol oynamaktaydı. Eliade, bu kavramla birlikte, kategorize ettiği ritüel gelenekleri içinde “evrensel” olduğuna inandığı ve “erginleme töreni” adını verdiği türü, başrol konumuna yerleştirdi. O kadar ki, dünyadaki inanç sistemlerini ele aldığı üç ciltlik yapıtının ekseninde hierofaniler ve erginleme törenleriyle ilgili yorumlar yer alır desek, abartmış sayılmayız.

“Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi”, insanoğlunun spiritüel arayışını mümkün olduğunca kronolojik bir yapı içinde ele alır. “Taş Devrinden Eleusis Gizemlerine” alt başlığını taşıyan ilk cilt, paleolitik çağdaki “büyüsel” geleneklerin ortaya çıkmasıyla başlar, tarımın ortaya çıkmasından sonraki “yerleşik toplum” inanç kültleriyle devam eder. Sırasıyla Eski Mısır, Mezopotamya, İndüs Vadisi ve Eski Yunan inanç biçimleri, mitleri ve ayırt edici ritüellerini inceler.

İkinci cilt, “Gotama Buda’dan, Hıristiyanlığın Doğuşuna” alt başlığını taşımaktadır ve Hint anakarasında günümüzden iki bin beş yüz yıl kadar önce biçimlenmeye başlayan Budist düşünce ve inanç sisteminin anahatlarıyla açılışı yapar; Kelt-Cermen inanç sistemleri, Yunan ve Roma gizem kültleri, Pers dünyasındaki dualist geleneklerle devam edip, Hıristiyanlıkla son bulur. Üçüncü ve son cilt, Baltık ve Asya inanç biçimlerinin ele alındığı giriş bölümlerinin ardından, ikon-kırıcılık döneminin karakteristikleriyle devam eder; İslam’ı ve Ortadoğu’dan yayılmaya başlayan tasavvuf geleneğini inceler; Avrupa’daki Reform hareketleriyle de noktayı koyar.

Sert eleştirilerin hedefi oldu
“Şamanizm” başlıklı çalışması “alanının ilk ve en başarılı örneği” kabul edilen Eliade’nin, spiritüel dünyanın anlaşılmasına yönelik temel kaynaklar arasında sayılan bu klasik yapıtları bugün hâlâ değerini koruyor elbette. Ama buna rağmen, birçok yönüyle “tartışmalı” kabul edilen bu Romen düşünürle ilgili bir iki kısa not düşmekte de yarar var. Birincisi, “Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi”nin kaleme alındığı 1960’lardan bu yana, arkeoloji ve antropoloji dünyasında kimileri “radikal” sayılabilecek değişiklikler yaşandı ve yepyeni bulgular elde edildi. Bugün, onun anahtar kavramı “hierofani” de dahil olmak üzere, kimi vargı ve hükümleri, fazla tutucu bulunarak eleştiriliyor. İkincisi, ilkgençlik yıllarından itibaren Eliade, aşırı sağ siyasi yapılanmaların sempatizanı, hatta yandaşı oldu; öğrencilik yıllarından sonra Nae Ionescu’nun müritleri arasında yer aldı ve “Demir Muhafız” adlı Romen faşist örgütlenmesini destekledi; Portekiz’de bulunduğu yıllarda diktatör Salazar’a övgüler yağdırdı; İspanya’da Franco’nun çevresinde toplananlarla dostluklar kurdu; Mussolini’ye sempatisini gizlemedi. Bu yönleriyle de sert eleştiri ve suçlamaların hedefi oldu. Eliade’yi, bunları da göz önünde bulundurarak okumakta yarar var.



Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam