VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
10 Nisan 2011 Pazar | Anasayfa > Haberler > Dünya savaşlarından Everest’in doruklarına gerçek bir kahramanın yaşamı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Dünya savaşlarından Everest’in doruklarına gerçek bir kahramanın yaşamı

George Mallory bütün gençliği boyunca Avrupa ve Britanya’nın, Alpler’in, Prineler’in zapt edilmedik zirvesini bırakmamış, 1910 yılında da gözünü 8.880 metre yüksekliğindeki henüz zirvesine ayak basılmamış Everest’e dikmişti. İşte onun hikayesi...

Bazı insanlar çılgınca hayallerin peşinden gider ve bunları gerçekleştirerek isimlerini tarihe yazdırmayı düşler. Ancak tarih, sayfalarına yazacağı zaferler için kanıtlara ihtiyaç duyar. Kanıt yoksa zafer de yoktur... George Leigh Mallory, dağcılık çevrelerinde hala Everest’in zirvesine ulaşan ilk insan olup olmadığı tartışılan efsane bir isim. “Zafer Yolu” ise onun kanıtı olmaya aday bir kitap...
Bir rahibin oğlu olan George Mallory, anne babasına kaygı verecek derecede atılgan, korkusuz ve kararlı yaradılışıyla ve küçük yaşlardan itibaren doğaya, keşfetmeye, başarmaya yönelik girişimleriyle kendisinin yaşıtlarından farklı olduğunu etrafına kanıtlamıştı. Bütün gençliği ve Cambridge’te okuduğu dönem boyunca Avrupa ve Britanya’nın, Alpler’in, Prineler’in zapt edilmedik zirvesini bırakmamış, daha sonra da gözünü büyük düşünen bütün dağcıların hayali olan, henüz zirvesine ayak basılmamış Everest’e dikmişti. 1910’lu yılların başında 8.880 metre yüksekliğe çıkmayı mümkün kılacak teknik donanımlar olmamasına rağmen bu arzusunu Cambridge Dağcılık Kulübü ile Kraliyet Topluluğu’na kabul ettirtmiş ve büyük sefere girişmişti.
Ters giden pek çok şeyin üstüne Tibet’teki bağımsızlık savaşı da eklenince George Mallory zirveyi göremeden ekibiyle birlikte İngiltere’ye dönmek zorunda kaldı. Ama hedefinden hiç şaşmadı ve düşünü gerçekleştirmek için tekrar hazırlıklara girişti. Bu kez de Dünya Savaşı patlak vermesi, ülkesi için öncelikler doğal olarak değiştiğinden Everest’in zaptı bir başka bahara kaldı. Cambridge’den mezun olduktan sonra bir lisede tarih öğretmenliği yapmaya başlayan Mallory, savaşın şiddetini gittikçe artırması ve üzerinde toplumun baskısını hissetmesi nedeniyle, öğretmenlerin askerlikten muaf tutuluyor olmasına aldırmayarak orduya yazıldı. Savaş boyunca cepheden cepheye gidip gelen Mallory, gösterdiği yararlılıklarla şeref madalyası kazanacak kadar iyi bir asker oldu. Aralarında Cambridge’den dostları da olan birçok arkadaşını cephede gözlerinin önünde kaybeden Mallory, savaş sonunda ülkesine döndüğünde tekrar Kraliyet Topluluğu’na başvurdu ve onları Everest keşif ekibinin tekrar kurulmasına ikna etti.
Ekibiyle Nepal’e vardıklarında, askerler, Nepalli köylüler, kılavuzlar ve onlarca katırdan oluşan bir kafileyle yola koyuldular. Her geçen gün zirveye biraz daha yaklaşan Mallory, az bir mesafe kaldığında, dağcılıkta “son atak” diye tabir edilen tırmanışı ekip arkadaşı Irvine’le yapmaya karar verdi. Ama işte o son atak hem Mallory’i hem de Irvine’i meçhul bir sona götürdü. Bir daha ikisinden de haber alınamadı. Ta ki 1999 yılında cesedi 8.080 metrede bulunana kadar. (Irvine’ın cesedi ise 1975’te 8.225 metrede bulunmuştur.) “Son atak sırasında mı yoksa zirveyi zapt ettikten sonra “dönüş yolculuğu” sırasında mı öldüler” sorusu yıllarca sorulmuştur. Kesin kanıt hiç bir zaman olmadı. Ama Jeffery Archer’in kitabı “Zafer Yolu” Mallory’nin efsane bir dağcı olmasının o tek kanıtı gerektirmediği söylüyor. Zira cesareti ve çabasının 1924 yılının koşullarında ne kadar büyük olduğunu şu bilgi açıkça ortaya koyuyor: Everest resmi olarak bu girişimden ancak otuz yıl sonra, 1953’te keşfedildi! Mallory ve Irvine Everest’i fethettiler mi bilinmez ama, tüm dağcılık dünyasının kalbini fethetti.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163