VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
11 Kasım 2018 Pazar | Anasayfa > Haberler > Dünyadaki varoluşumuz üzerine akıl zorlayan kavramlar
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Dünyadaki varoluşumuz üzerine akıl zorlayan kavramlar

Sartre, Foucault, Derrida, Arendt, Gadamer gibi çok sayıda düşünürün ilham aldığı Martin Heidegger’in başyapıtı “Varlık ve Zaman” insanın dünya üzerindeki varoluşunu (Dasein’ı) özgün bir yöntem ve terminolojiyle açıklamaya çalışan bir kaynak.

EREN ÖZTÜRK



Varlık ve zaman... İnsanoğlunun aklını kurcalayan en önemli iki kavram. Varolanın varlığını ilk keşfeden Parmenides’ten bu yana sayısız filozofun üzerinde çalışma yaptığı “Varlık” kavramı her çağda merak edilen bir konu olmuştur. Martin Heidegger’in 1927 yılında yayımlanan “Varlık ve Zaman” çalışması kendinden sonraki bir çok felsefeciyi etkilemesi açısından çığır açıcı. Yaşamı boyunca “varlığın anlamı” üzerine üzerine çalışmalar yapan Heidegger, bu sorunun, yalnızca çözülmemekle ve uygun biçimde sorulmamakla kalmamış, “metafiziğe” duyulan ilgiye rağmen unutulmuşluk içine düşmesine değinerek varlık sorusunun neden açıklanması gerektiğini belirterek işe başlar.
Heidegger’e göre varlık herhangi bir soru değildir. Nitekim Platon ile Aristoteles’in araştırmalarına can katan da bu soru olmuştur. Platon ve Aristoteles’in elde ettikleri, sayısız anlam kaymaları ve “rötuşlar” geçirerek Hegel’in “Mantık”ına değin sürüp gelebilmiştir. Bununla birlikte Yunanların varlık konusundaki yorumları öyle bir dogma etkisi yaratmıştır ki varlığın anlamına dair soru gereksiz addedilmiştir. Varlık en tümel ve en boş kavram olduğundan tanımlanamaz ve tanımlanmaya da ihtiyacı yoktur düşüncesi mevcut olagelmiştir. Varlık kendiliğinden anlaşılır ve varlık dendiğinde herkes ne olduğunu anlar gibi Antik çağ ontolojisine dayanan ve varlık sorusunu karanlıkta bırakan bu önyargıların tersine Heidegger derin bir Varlık analizine girişiyor kitapta.

Varlık- Dasein
Varlığın anlamına ilişkin soruyu formüle ederken kullandığı terminolojik kavram “Dasein”dır Heidegger’in. Bu herhangi bir varolan değil bakma, görme, anlama, soru sorma yetilerine sahip bir varolandır ve soruyu soran olarak aslında “hep bizleriz”dir. Dasein bir nesne,özne ya da cisim değildir. Dasein kendini kendi varlığı içinde anlayarak varlıkla ilişkilenen bir varolandır.
Dasein’ın “varlık” gibisinden bir şeyi anlayıp yorumlaması “zaman” sayesindedir. Tüm varlık anlayışının ve her varlık yorumunun ufkunun zaman olduğu anlaşılmalıdır. Böylelikle varlık anlayışının ufku olarak zamanın, zamansallıktan hareketle, varlığı anlayan Dasein’ın varlığı bakımından asli biçimde irdelenmesi gerekmektedir. Eğer varlık, zamandan hareketle kavranırsa ve varlığın çeşitli modus ve türevleri kendi modifikasyon ve türevleştirmeleri içinde sahiden de zaman bakımından anlaşılır hale gelirse varlığın bizzat kendisi görünür kılınabilecektir.
Dasein fiilen varolmak suretiyle “zamana” “sahiptir” veya “sahip değildir.” Kendine “zaman tanır” veya “hiç bir şeye zaman ayıramaz.” Zaman” ne “öznede,” ne de “nesnede” mevcuttur. Ne “içtedir” ne de “dışta.” Bilakis o, her türlü öznellik ve nesnellikten “öncedir.” Çünkü zaman, bu “önce” oluşun bile olanak koşulunu oluşturmaktadır. Zamanın “varlığı” var mıdır ki? Eğer yoktur dersek, o halde zaman bir yanılsama mıdır, yoksa her türlü olası varolandan “çok daha varolan” mıdır? Peki Dünya içinde varolma, ölümden daha yüksek mertebeli bir var olabilirliğe sahip midir?
Heidegger son sözünde yaptığı çalışmaların bizi bir sonuca götürmediğini sadece ilk adımı attırmak için bir araç olduğunu belirtiyor ve şöyle devam ediyor: “Varlığın yorumuna ilişkin kavgayı çözebilmek mümkün değildir, çünkü bu kavga henüz başlamamıştır bile. Nihayetinde onu ‘zorla başlatmak’ da mümkün değildir, çünkü bu kavganın başlayabilmesi için bazı hazırlıklara gerek vardır. İşte bu inceleme yalnızca bu amaca yönelik yol almaktadır.”
Varlık ve zaman üzerine ufuk açıcı bir kitap...

Paylaş