VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ekim 2014 Salı | Anasayfa > Haberler > Düşündüren karga hikayeleri...
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Düşündüren karga hikayeleri...

90’lı yıllardan bugüne öyküleriyle büyük ilgi gören hikâye ustası Cemil Kavukçu, yeni kitabı “Üstü Kalsın” ile bir senelik aradan sonra okuyucularının karşısında.

CEMRE NUR MELEKE



Dokuz farklı hikâyeden oluşan “Üstü Kalsın”, Cemil Kavukçu’nun diğer kitaplarındaki üslubunu ve gündelik hayatın sıkıntısını yansıtmakla beraber, her bir öyküsü ile sizi, kendi içinde birbirine bağlı yolculuklara sürüklüyor.
Bu kitaptaki hikâyelerin birçoğu, kargalarla ilgili. “Nasıl yani, kargaların hikâyesi mi yazılmış?” demeyin. Farz edin ki, usta yönetmen Alfred Hitchcock’un başyapıtı, “The Birds (Kuşlar)” filminin devamı hayal edilmiş ve kaleme alınmış! İlk hikâyeden itibaren peşi sıra gelen sürükleyici öykülerle Cemil Kavukçu sizi sanki “The Birds” filminin içinde hissettiriyor. Hatta ve hatta başrolünde!

Filmi izleme fırsatı bulanlar bileceklerdir, en çok merak ettirilen durumun, kargaların neden insanlara savaş açtığına ve ölümlerin sebebine dair olduğunu. İşte bu kitapta bu sorunun cevabını, adeta özgün bir devam hikâyesi ile anlatıyor Cemil Kavukçu. Özellikle kargalarla ilgili olan hikâyelerde, hele ki Karga Bayramı’nda, karakter çözümlemeleri ve Cemil Kavukçu’nun gündelik hayatı yansıtma tarzındaki gerçekçilik parmak ısırtıyor. “Piyes” adlı hikâyede ise Cemil Kavukçu, kendine özgü üslubunu zaman ve mekana ustaca yansıtarak, okuyucuyu adeta bir tiyatro sahnesinde dolaştırıyor.

Kitabın bir diğer etkileyici öyküsü, Ruhsavar Topu’nda ise kanser olan bir yazarın bulunduğu ruh hali çok iyi yansıtılmakla beraber, Kafka’nın “Dönüşüm” eserinde neden hamam böceğini seçtiği tartışılmış. “Dönüşüm”de neden başka bir hayvan değil de hamam böceğinin kullanıldığına dair görüş, yine çok etkileyici bir çözümleme. Yine aynı hikâyede karaktere verilen “Ruhsavar Topu” adıyla, karakterin genel ruh hali ve insanlarla olan ilişkisi ustaca yansıtılmış. Cemil Kavukçu’nun şu cümlesi yarattığı karakteri de özetler nitelikte: “Bulunduğu mekânlarda kendisi olmuyor da, oraya kopyasını gönderiyordu sanki.”

SON HİKÂYE...
Kitabın son hikâyesi ise esere adını veren, “Üstü Kalsın”... Bu hikâyede Cemil Kavukçu karakter çözümlemeleri etrafında okuyucuyu dans ettirip, bulutların üstünde gezdiriyor adeta:
“ Yoğun bir kütleden kopmuş, aslan yelesini andıran saçları ve sakalıyla, baş ağrısını hiç tatmamış vakur bir erkek başı, gözleri kapalı, öpülmeyi bekliyormuş gibi dudaklarını hafifçe uzatmış kadına doğru hızla yaklaşıyor. Şehvetten gözü dönmüş erkek bulutun sakalı titreyerek genişliyor.

Boynu gittikçe incelse de erkek bulutun, hedefine ulaşıyor sonunda. Gövdesiz başların dudakları birleşiyor. Bu bir hazsa, o haz yaşanamıyor; çünkü erkek başına benzeyen bulut dağılmaya başladı bile. Rüzgâr bu edepsizliğe karşıydı ve böyle bir son kaçınılmazdı. Sınır tanımaz sansür, her yerde. Sonra birbirine karıştılar; şimdi ne kadın var ne de erkek. Yaratıklara benzeyen bulutlar da şekilsizleşerek birbiri üzerine yığılmaya başladı. Ey gökyüzü, seni doğru okumalıyım. Doğru okuyup ders çıkarmalıyım. Yoksa, kafalarını taş ve direklere vurarak intihar eden Avusturalya’daki binlerce koyundan ne farkım olur?”

Paylaş